Arkadaşım Benjamin'le ara sıra Türkiye ve dünyada olan bitene dair tartışmalarımız olur. Benjamin de kim diye soracaksınız şimdi. Arada bir kendisiyle cereyan eden tartışmalarımızı bu köşede konu edeceğim için zamanla daha iyi tanıyacağınızı ümid ediyor ve şimdilik bu kadarla yetiniyorum. Aslında sizlere de tanıdık gelebilir Benjamin. Netenyahu ile ilgisi yok. İsim benzerliği sadece. Ben Bünyamin demek istedikçe o böylesini daha şık buluyor.
Yerli mi Benjamin?
Bilmem.
Yabancı mı?
O da belli değil.
Bazen politika sahnesinde görünür, bazen gazetede köşe yazar veya televizyonda yorum yapar memleket ve dünya üzerine. Kimi zaman ara sokakta bir kahvehanede bir elini televizyondaki adama doğru sallayıp bağırırken diğer eliyle taş dizer veya iskambil kağıdını vurur masaya...
Uzun zamandır tanışırız ve zaman zaman görüşürüz kendisiyle.
Bu tartışmalar sırasında zaman zaman sertleşsek de kavga etmeden ayrılırız. Bakın geçtiğimiz günlerde seçim, geçim, BOP, İsrail derken yine tartışma kıvamını yakalamış ve bindiğimiz uçak türbulansa girene kadar seslerimizi yükseltmiştik (Eee doğal olarak bu sırada bir miktar kısılıyor insanın sesi).
Önce Benjamin başlattı tartışmayı. Konu, geçen yıl bu vakitler Gazze'de devam edegelen insanlık dışı ambargonun kaldırılmasına yönelik Mavi Marmara girişimiyle, malum İsrail saldırısı sonucu dokuz kardeşimizin şehadeti ve bir çok kardeşimizin yaralanması ile ilgili olarak açıldı.
Benjamin dedi ki: Böyle olmamalıydı
Dedim ki: Takdir böyleymiş
Benjamin dedi ki: Karşında devlet gücü var, düzenli ordu var, arkasında malum güçler var
Dedim ki: Otorite diyorsun yani?
Benjamin dedi ki: İzinsiz, tahrik eder gibi...bir de göz göre göre!
Dedim ki: "Göz görmeden" olmaz ki!
Benjamin dedi ki: Sn. Davutoğlu, İsrail özür dilemedikçe ve tazminat ödemedikçe ilişkiler eski haline dönmez"diyor duymuşsundur.
Dedim ki: Duydum, özür dilese de tazminat ödese de dönmemeli Benjamin.
Benjamin dedi ki: Neden böyle konuşuyorsun anlamıyorum? Sen hep böylesin işte! Bir türlü demokrat olamayacaksın. Hep taraflı yaklaşıyorsun hadiselere.
Dedim ki: Arkadaş mazlumdan yana olmak zalime tavır almak taraf olmak değil mi?
Benjamin dedi ki: İyi de hatadan dönecekse adamlara bu nefretin ne?
Dedim ki: Ne kadar saf adamsın Benjamin. Adamlar kan ve gözyaşından devlet inşa etmiş, ülke gaspı kaç yıldan başlıyor, bilgin var mı? Korku ülkesinde kin ve nefretten gıdalanarak ayakta duruyorlar. Varlık nedenleri bu. Berşeva (Bi'ru-seb'a) Hapishanesi'nde bana "Akdeniz'in her yerinde operasyon yaparız" demişti sorgucu siyonist. Bunlar hukuk mukuk tanımaz. Sen hâlâ...tövbe tövbe
Benjamin dedi ki: Yok yok sen bu köktendincilikten kurtulamayacaksın, hep bu seksenlerdeki radikal dönem sendromların senin. Anla artık dünya değişti yahu!
Dedim ki: Bak canım, Afganistan yine işgal edilmiş, ABD ve beslemesi İsrail yine zulmedip alan genişletmeye uğraşıyor, Irak, Pakistan ve diğer bölgeleri görüyorsun. Ne değişti de ben değişeceğim bre dingil!
Benjamin dedi ki: Yine üslubunu bozuyorsun bak! Azıcık hoşgörü yahu...
Dedim ki: Sen de adam gibi konuş, kerameti kendinden menkul gerekçeler ileri sürme. Değişecekmişim, küreselleşen dünyaymış, tarafsızmış...
Benjamin dedi ki: Neden yahu!
Dedim ki: Netenyahu mu? Ne sallamış yine?
Benjamin dedi ki: Kulaklığı çıkar da dinle...Sn. Davutoğlu "Doğu Akdeniz İsrail'e ait bir deniz değil. Bu hususun herkes tarafından bilinmesi lazım" dedi duymuşsundur.
Dedim ki: Doğru da, herkes kim Benjamin? Herkes bilecek mi? Bilecekse nasıl bilecek, sorun da bu değil mi?
Benjamin dedi ki: Yahu sana da beğendiremiyoruz, ne tatminsiz bir adamsın. Reel politik diye bir şey var, uluslararası hukuk diye bir şey var. Kolay mı bu işler?
Dedim ki: Kolay mı olmalı daima! Uluslarararası hukuk Bosna'da, Çeçenistan'da, Irak'ta...hep vardı değil mi Benjamin? Vardı da engin bir hoşgörüden mi gecikti acep
Benjamin dedi ki: Tamam o zaman alalım topu tüfeği cihada gidelim topyekun!
Dedim ki: Yok yok özgürce tartışalım yeter, varsın esaret, mazlumiyet bize düşsün. İşin sonunda müslüman terörist olarak anılmak var. Terörist imajını temizlemek terörün kendisini temizlemekten zor. Nasılsa müttefiklerimiz güvenliğimiz için terörle savaşıyor zaten. Bu arada stratejik ittifak da cihad yerine geçer mi acep Benjamin?
Benjamin dedi ki: Geç dalganı bakalım. Hadi Üsame tamam, ya bu İran'ın nükleer çalışmaları? Hiç tedirgin etmiyor mu seni?
Dedim ki: Kaç kere konuştuk Benjamin? Kafamıza dört bir tarafta bomba yağıyor, sen hala laboratuvar faresi gibi İran'da geziniyosun. İsrail'in üretip kullandıkları Giresun fındığı mı!
Benjamin dedi ki: Şimdi İkinci filo hazırlanıyormuş, ne olacak?
Dedim ki: Hayır olur inşallah.
Benjamin dedi ki: Yok yok ilişkilerin düzelmesi daha da zora girecek.
Dedim ki: Ağzın bal yesin Benjamin. Ümmet için güzel yarınlar olsun.
Benjamin: Bak yine ümmet falan?...
Dedim ki: Az önce türbulans sırasında dua mı ediyordun sen
Benjamin: Ne yani biz müslüman değil miyiz hoşgörüsü kıt arkadaşım?
Dedim ki: Bi şey demedik be aslanım, niye kızıyosun!
(sustu, mevzuyu kapattık)
Epeyce kızmış olacak ki bir süredir görüşemedik. Siz rast gelirseniz bir yerlerde selam söyleyin, bir ara uğrasın bana. Kendisiyle Ortadoğu'da yeni gelişmeler üzerine konuşmak istiyorum da. Öyle söylersiniz... Dayanamaz gelir.
Selam ve muhabbetle...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




