Hepimiz bir gün yaşlanacağız. Yüzümüzdeki kırışıklıkları saymak için aynaya bakarız ve seviniriz. Çünkü yüzümüzde kırışıklıklar yoktur. Hatta aynada bizde yokuzdur. Ya o bize bakan kim? Tabii ya, kesinlikle bu siz olamazsınız. Sizin saçlarınız siyah değil miydi? Bakın bunun saçları beyaz. Dahası sizin hayata canlı bakan gözleriniz vardı. Oysa aynada gördüğünüz bu derinlere dalmış, bu buğulu gözler siz olamazsınız. Üzüldünüz değil mi? Hem de çok üzüldünüz. İyi ki o siz değilsiniz. Acaba gençken nasıl bir hayatınız vardı? Çocuklarınız var mıydı? Varsa neden bu yaşlıyı bir başına, yalnızlığa terk etmişlerdi. Acaba hayatınız önceden bu kadar boş, bu kadar anlamsız mıydı?
Aslında o baktığınız sizsiniz. Ne yazık ki yaşadığınız 50- 60 yıllık hayatı hatırlamayacak kadar kötü hâldesiniz. Evet, artık genç değilsiniz. Saçlarınız siyah değil. Keşke gençken bir günlük tutmuş olsaydınız. Sizi habersiz yakalayan bu sınavda kopya çekebilirdiniz. Oysa kopya çekmeye de mecaliniz yok.
Sınavda karşılaşacağınız en büyük soru ise, "Beni tanıdınız mı?"... Vereceğiniz cevap: "Evet." Lakin tanımadınız. Evet'in arkasına sığınıyorsunuz.* Evet, yalanına başvuruyorsunuz. Aslında onu tanımadınız. Hafızanızda bulanık resimlere güvenerek "Evet" diyerek tanımış numarası yapıyorsunuz. Aslında tanımak diye de bir derdiniz yok. Zihninizde resimler oldukça karışık bir geçit yapıyor. Hatırlama, tanıma, bilme diye o büyük nimet şimdi sizin için oldukça güç...
Size insanlar, "bunamış" diyorlar. Durun hemen kızmayın! Hoş zaten kızacak mecaliniz de yok. "Bunamış" sözcüğüne tepki gösterip kızmış olsaydınız, siz zaten bu hâlde olmazdınız. Yine de ben bir ihtimal diyerek, hastalığınızı Latince söyleyeyim: "Alzheimer" Siz "bunamış değil", "Alzheimer" hastasısınız.
Evet, dostlar, bugünkü yazımda Alzheimer ya da "demans" tanısı konulan bir hastalıktan söz edeceğim. Diğer adıyla "unutkanlık "hastalığından..."
Yaşlılık hastalığı da diyebilirsiniz buna. Zihninizin size ihanet etmesi gibi bir şey. Ayakkabılarınızı buzdolabına koymaktan tutun da, dede ve ninelerin sizin ve çocuklarınızın adlarını dahi hatırlamamasına varana dek insanı zorlayan bir hastalık. Ne yazık ki bu hastalık hızla yaşlanan nüfus bağlamında ülkemizde giderek artıyor. Şu an bu tanı konulmuş insan sayısı ülkemizde 300 binlerle telaffuz ediliyor. Dünyada 250 milyon insan bu hastalığı taşıyor. Yalnız bizde hastalık pek iyi bilinmediği için kayıtlardaki rakam 300 bin... Bu da çok büyük bir rakam...
Alzheimer, bir noktada beynin insana oyun oynaması... En çok da yaşlılıkta görülen hastalık. Kırklı yaşlarda da görülebiliyor. Bu hastalıkta da erken teşhis çok önemli. Bir an önce önlem alıp gerekenleri yapıp, nöronları mutlu etmek gerekiyor. Yoksa iş giderek zorlaşıyor. Beyin insana oyun oynamaya başlıyor. Farklı ve yanlış oyunlar. Hatıra dehlizi karanlığa gömülmeye başlıyor. Giderek rutin işleri dahi yapmanız zorlaşıyor. Evin izini, yolunu unutuyorsunuz. Çocuklarınızın yüzleri sizlere yabancı geliyor. Unuttum, deme lüksünüz ortadan kalkıyor. Artık sürekli hüznün meteorlarında git - gel yapıyorsunuz. Giderek yalnızlaşıyor, zihninize perde üstüne perde örtülüyor. Hayat yalnızca fiziki varlığınızdan ibaret. Yemek, içmek ve zaruri ihtiyaçlar dahi aklınıza gelmiyor. Durumunuz, o cüssenize karşı üç beş aylık bir çocuktan farksız... Bu yüzden bu hastalığa karşı dikkatli ve tetikte olmak gerekiyor.
Bu noktada hemen ilâve edelim ki, her unutkanlık ise hastalık değil... Hatta bazı unutkanlıklar ise bir rahmet ve nimettir. Basit unutkanlıklar bazen hayatı daha da cezbedici hâle getirir. Hatta yorgunluk, stres, yoğun çalışma gibi etkenler bu unutkanlıkların artmasına sebep olabilir. Ama bunlar günlük hayatımızı etkileyecek boyutta değildir. Unutkanlık, ancak günlük hayatı etkilediğinde ve basit gündelik işlerin yapılmasını aksattığında hastalığın habercisi olabilir. Hastalıkta hafıza, konuşma, yön bulma, insanları tanıma gibi sorunlar yaşanıp, günlük işler yerine getirilemezse ciddiyet kesbediyor demektir. Bu noktada hemen bir sinir hastalıkları uzmanına (nörolog) ya da ruh hastalıkları uzmanına (psikiyatrist) başvurulması gerekir.
Sebebi henüz tam olarak bilinmeyen Alzheimer (Alshaymer) hastalığının habercisi olabilecek belirtileri şöyle sıralamak mümkündür:
1- Günlük yaşamı etkileyecek düzeyde unutkanlık: Özelikle yakın tarihi olayları ve insan isimlerini hatırlamamak...
2- Günlük işleri yerine getirmede güçlük çekmek...
3- Sözcükleri bulmakta zorlanmak...
4- Tarihleri ve bilinen yolları unutmak...
5- Basit konularda karar verme güçlüğü...
6- Pratik düşünme becerilerini yerine getirememe...
7- Eşyaları yanlış yerlere koyma...
8- Ruh hâli ve davranışlarda değişiklik: Çabuk ağlama ve sinirlenme...
9- Kişilik değişiklikleri: Çevresini suçlama...
10- Sorumluluktan kaçınma...
Hastalık da erken teşhis önemli... Uzmanlarca hasta tam olarak iyileşemese de, tedavi ile hastalığın yavaşlatılması ve kısmen giderilmesinin mümkün olduğu belirtiliyor. Tedaviye erken başlanması hastalığın hızını azalttığı gibi, hasta yakınlarının yükünü hafifletiyor ve hastanın yaşam kalitesini artırdığı belirtiliyor.
Bu hastalıkta da öne çıkan olgu sevgi ve huzur. Sevgi ve ilgi hastalığa şok etkisi yapıp etkisini azaltacak nitelikte. Bu nedenle hastaya yardımcı olmak, sabır ve ilgili olmak en önemli ön koşul. Bu hastalıkla mücadele etmenin en önemli yöntemi ise hastalığı tanımak ve birlikte yaşamayı öğrenmek olduğu belirtiliyor.
Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de bu hastalıkla mücadele etmek için Alzheimer Derneği ve Alzheimer Vakfı bulunuyor. Yetkililer ilgisizlikten şikâyet etse de yine de büyük bir görevi üstlenmiş durumda. Buradan dernek ve vakıf yetkililerini çalışmalarından dolayı tebrik ediyor, başarılarının artarak sürmesini temenni ediyorum.
Son olarak gerek Alzheimer Derneği ve gerekse Alzheimer Vakfı'yla iletişim, hastalığın adını yazarak internette bulmak mümkün... Alzheimer Haber dergisi editörü Fügen Kural'ın aktardığı bir Japon atasözüyle yazımı bitirmek istiyorum:
"Kucaklamaya kollarımızın yetmediği koca ağaçlar, unutmayın ki bir tohumla başlar..."
* Bkz. Elvan Eser, Bir Fidandan Yüzyıllık Çınarlara, İstanbul 2004.
** Not: Yazımızda Alzheimer Derneği ve Vakfının bülten ve broşürleri kaynak olarak kullanılmıştır.



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



