İtalya'daki adı; Gladio, Almanya'da Gehlen Harekatı, Fransa'da Rüzgar Gülü, Belçika'da SDRA-8, Avusturya'da Schwert, İsviçre'de P-26, Yunanistan'da Sheepskin...
Türkiye'deki adı ise Ergenekon!..
"Gladio" ile ilgili yazılmış bütün kitaplarda, araştırmalarda, makalelerde bu ögütlerle ilgili hep aynı ortak payda karşımıza çıkıyor; NATO.
Bu yapılanmaların tamamı NATO ile bağlantılı!
Buna göre NATO'ya giren her ülke, ülkesinde NATO'ya bağlı özel bir örgütün kurulmasını da kabul etmek zorunda.
Bu yapı ilk kez 1990'lı yıllarda İtalya'da patlak verdi. Avrupa İtalya'daki 'gladio' skandalı ile çalkalandı. Gazeteci, siyasetçi, asker, bürokrat ve işadamlarının yer aldığı büyük ve gizli bir örgüt ortaya çıkarıldı. Örgütün arkasında da İtalya'daki P-2 mason locası vardı. Öyle ki Cumhurbaşkanı Cossiga bile P2 ve Gladio ile bağlantılıydı. Nitekim Cossiga, Herald Tribune'e verdiği bir röportajda "Ulusuma hizmet eden bir sırrın parçası olduğumu söylemekten gurur duyarım" demişti.
O günden sonra Avrupa ülkelerinde birbiri ardına benzer oluşumların varlığı ortaya çıkarılmaya başlandı.
Türkiye'de de Ergenekon ortaya çıktı.
Bunlar biliniyor.
Bilmediğimiz; Türkiye Ergenekon ile yatıp kalkarken, Ankara'da NATO sempozyumu yapılması ve en önemli NATO komutanlarının bu sempozyum için Türkiye'ye gelmesi.
Acaba NATO Komutanları Orgeneral Stephane Abrial'in, Guy Roberts'in, Peter Flory'nin ve NATO üyesi olmadığı halde İsrail Genel Kurmay Başkanı Gabi Aşkenazi'nin Ankara'da bir araya gelmesi sadece bir tesadüf mü?
Kulüp deyip geçmeyin
Mesela MODA DENİZ KULÜBÜ İlk olarak 1910 yılında İngilizler kuruyor. Dönemin zadeganları arasında çok popüler oluyor. Üst düzey Türkler de sık sık bu kulüpte boy göstermeye başlayınca Türk-İngiliz Yat Kulübü adını alıyor.
Cumhuriyetle birlikte adı Moda Deniz Kulübü Derneği oluyor. Kurucuları; İsmet İnönü, Celal Bayar, Muzaffer İşmen, Zeki Rıza Sporel, İngiliz Tüccar Reginald Whithall, İngiliz Sefarethanesinden Arthur Whithall ve Deutche Bank'tan Arnold Haendel...
Dedik ya kulüp deyip geçmeyin, İngiltere Kralı Edward'tan İran Şahı Rıza Pehlevi'ye dönemin bir çok ünlü devlet adamı Moda Deniz Kulübü'nde ağırlanıyor.
Sonra mesela ANADOLU KULÜBÜ var.
Ankara merkezli bu kulüp parlamenterlerin, üst düzey bürokratların, rektörlerin, monşerlerin, yargıç ve askerlerin uğrak yeri...
Anadolu Kulübü 1926 yılında Ankara'da kuruluyor. Bunun da kurucu başkanı İsmet İnönü. Yönetim kurulu üyeleri arasında dönemin ünlü devlet adamları Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, Savunma Bakanı Recep Peker, Maliye Bakanı Abdülhalik Renda, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, Refik Saydam gibi bir çok isim var. İstiklal mahkemelerinin Üç Ali'leri de bunlar arasında. (Bu arada Hür ve Kabul Edilmiş Mason Locası kayıtlarına göre bu isimlerin bir çoğu mason.)
Tesadüfe bakın ki, bu kulübün başlangıcı bir başka İngiliz'e dayanıyor. Leon Pearce isimli İngiliz avukat 1906 yılında Brinhipo Yat Kulübü'nü kuruyor. Cumhuriyetle birlikte, 1924 yılında adı Büyükada Yat Kulübü oluyor.
İngiliz Leon tarafından kurulan Brinhipo Yat Kulübü 1937 yılında Anadolu Kulübü ile birleşiyor. Halen merkezleri Ankara'daki İzmir Caddesi'ndeki bina...
Leon'un kurduğu Büyükada'daki Yat Kulübü ise Anadolu Kulübü'nün şubesi olarak çalışmaya devam ediyor.
Bir de BÜYÜK KULÜP var.
En meşhurları bu. Giriş aidatı bile eski parayla 35 milyar. Kulübün 2009 yılı geliri 13 trilyon lira!
Hafta sonu seçimleri vardı. Seçimde oy kullananlardan gördük ki; Orgeneral Büyükanıt, Orgeneral Kıvrıkoğlu, Orgeneral Çevik Bir, Mehmet Ağar, Köksal Toptan, Cavit Çağlar hep Büyük Kulüp üyesi. Seçimi Çevik Bir'in içinde bulunduğu liste kazandı.
Şu ilginç tesadüfe bakın ki Büyük Kulübü de ilk kuran bir İngiliz. 1882 yılında İngiliz elçisi Alfren Sandison tarafından Cercle a Pera adı ile kuruluyor. 1884 yılında Cercle Orient (Şark Çemberi) adını alıyor. Halen kulübün internet sitesinde Büyük Kulüp ile Cercl'e d'orient ismi yan yana kullanılıyor.
Neyse fazla uzatmayalım...
Konu ile bir alakası yok ama bir başka tesadüfle(!) bitirelim; Osmanlı'da ilk mason locasını kuran da İngilizler. İngiltere Büyük Locası'na bağlı olarak kurulan "Oriental Lodge".
'Alçak koltuk' yemeği...
Bomba haber olarak düşmüştü ajanslara... Diplomatik nezaket kurallarının çiğnenmesi bir tarafa Büyükelçimiz hasmane bir şekilde alçak bir koltuğa oturtulmuş... Kendileriyse daha yüksek koltuklara kurulmuştu... Fotomuhabirleri ve kameramanlar içeri alınarak bu alçak planın görüntülenmesi de özellikle sağlanmıştı... Sonra da adeta alay edilmişti Türkiye ile. Başbakanımız da bu olay karşısında yüksek perdeden gürlemişti...
Konu anlaşıldı sanırız... İsrail'le yaşanan şu 'alçak koltuk' krizinden bahsediyoruz. Tel-Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'un ismine kamuoyu bu skandalla birlikte aşina olmuştu.
Yaklaşık iki ay sonra Tel-Aviv'den bir başka haber aldık. Türkiye'nin Tel-Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol, konutunda İsrail Parlamentosu Knesset'teki Türkiye-İsrail Dostluk Grubu üyelerine bir öğle yemeği vermiş. Alçak koltuk mağduru büyükelçi Çelikkol'un bu jesti, 'ilişkilerdeki soğukluğun giderilmeye başladığının işareti' ve 'ilk adımı' olarak değerlendirilmiş... Türkiye'nin 'İsrail ile İslam ülkeleri arasındaki köprü oluşuna' ilişkin misyon görevi üzerinde de epeyce durulmuş.
Büyükelçi'nin yemeğine masum bir öğle yemeği (!) gözüyle bakıp geçmek kolay olsa keşke... Başbakan Erdoğan'ın şimdilerde Suriye ile İsrail arasında köprü olmaya hazırlanıyor olmasıyla bu yemek arasında bir bağ kuracak değiliz. Hem fazla yoruma da hacet yok; parola ortada: Davos'ta, Ankara'da gürleriz; Tel-Aviv'de gereğini yaparız...
SÖZÜN ÖZÜ
Görmek bile nispidir. Kaşınan yeri parmak, gözden iyi görür.
(Kemal Tahir)



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



