Batı Avrupa ülkeleri anayasal sistemini bulmuşken Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçen en önemli mesele, Anayasa tartışmalarıdır. Türkiye'nin AB kapısında Anayasası'nı arıyor olması, gerçekten de büyük bir üzüntü duyulacak bir husus. Açık ve anlaşılır bir T.C. Anayasası yapılması için iktidarla muhalefetin iş birliği yaparak milli iradeyi yansıtan bir metin ortaya çıkarmaları gerekir. Böyle demokratik teşebbüsler başarılı olamadığı için, Cumhuriyet'in başlangıcından beri hep Meclis'e darbe yoluyla Anayasa metni oluşturuldu. Son Anayasa değişikliği tartışmaları da bu atmosferde yapıldı, o yüzden AK Parti yalnız kaldı...
Anayasa Mahkemesi'nin talihsiz 367 kararı, AK Parti kapatma davası, 411 oyla kabul edilen başörtüsü serbestliğini iptal ve Meclis'in Anayasa değişikliklerini referanduma götürme kararına karşı CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne gitme çabasıyla doruk noktasına ulaşan Anayasa Mahkemesi krizi, artık kronik bir mesele olmaktan çıkmış, tam bir rejim meselesine dönüşmüştür. Çünkü AYM yetkisiz bir işe zorla sürükleniyor ve bu da sıkıntılara yol açıyor. Milli iradeye karşı CHP ile işbirliğine girişen Yüksek Yargı mensupları, son yıllarda benzeri hiç bir yerde görülmemiş şekilde popülist açıklamalar yapıyor, Yargı'nın Yasama ve Yürütmeyi baskı altına alan statülerine dokunulmasını bir rejim meselesi halinde topluma sunmaya çalışıyorlar. Çünkü yetersiz CHP muhalefetinin Çankaya'daki A.N. Sezer takviyesini kaybetmesini önleyemedikleri gibi, yeni Anayasa değişiklikleriyle de kendi muhalefetleri de kırılınca milli iradenin serbest kalacağını çok açık bir şekilde görüyorlar. O yüzden yaptıkları yanlışlara meşruiyet çerçevesi kazandırmak istiyorlar.
Meclis'in Anayasa yapma hakkı
Meclis'in duvarlarına yazılan "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" kaziyesi gereğince, iktidarın gerçek sahibi halk olduğuna göre, onun iradesi her türlü asker-sivil bürokratik engelleri aşacaktır. Burada asıl mesele, Meclis'in Anayasa yapma teşebbüslerinde ortaya çıkan kurucu iktidar kavramının "yargı vesâyeti"nden, özellikle de Anayasa Mahkemesi'nin Meclis'in yasama yetkisi üzerindeki kontrolünün sınırlandırılması meselesidir.
Sanki tek taraflı olarak Anayasa Mahkemesi'nin Meclis üzerinde sınırlayıcı yetkisi ve bu yüzden Meclis'in mahkemeye karşı sorumluluğu var da temsil ettiği millete karşı bir sorumluluğu yokmuş gibi davranılıyor. Anayasa Mahkemesi'nin statüsünü millet adına belirleyen Meclis'e karşı hiçbir sorumluluğu yok gibi davranılması, esasen mahkeme üyelerinin milleti de umursamadığı anlamına gelir.
Türkiye'de hukuk devleti kavramını zayıflatan unsurların başında, Anayasa konusunda ortaya çıkmaktadır. Aslında Anayasa Mahkemesi'nin Meclis'te çıkarılan yasalarda Anayasaya uygunluk denetimi, Anayasaya uygun davranılmasının en güçlü teminatıdır. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin bu fonksiyonu tam olarak icra edebilmesi, Anayasa Mahkemesi'nin yapısı ile üyelerinin kimliği ve kişiliğiyle yakından ilgilidir. Çünkü bu üyeler bağımsız ve tarafsız kafa yapısına sahip olmazsa, alacakları kararlar elbette tartışılır ve sonuçları da elbette sıkıntılı bir atmosfer ortaya çıkarır. Nitekim sonuç bu...
60 yıldan beri oluşturulmak istenen Demokratik Cumhuriyet, binlerce yıllık tarihi tecrübemizden sonra elde edeceğimiz kazançların en önemlisidir. Gelecek nesillerin müreffeh yaşayabilmeleri için bu alanda cesur adımlar atmaya mecburuz. Anayasamızın, demokrasimizin güçlendirilmesi konusunda kararlı davranmak zorundayız. Bir ülkeye yapılacak en büyük iyilik, iyi yasalar yapmaktır.
Bu ortamda, seçim sonunda yapılması beklenen AB kriterleri doğrultusunda yeni sivil ve demokratik bir Anayasadır. Böyle bir Anayasa konusunda yapılacak çalışmalar, toplumdaki çeşitli dini inanca, etnik ve kültürel kimliğe rahatsızlık vermeksizin gerçekleştirilmelidir. Böylece, bu ülkede yaşayanları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla tanımlayan bir anlayışın Anayasada yer almasıyla geniş bir mutabakat sağlayacağı ve iç barış oluşturacağı söylenebilir.
Bu bakımdan referandum yolunda kaza olması için CHP tarafından ortaya atılan Anayasa Mahkemesi'ne götürülerek iptal ettirme çabası, esasen Anayasa'ya aykırıdır, çünkü yargı süreci tamamlanmamış, henüz referandum yapılmamıştır. Eğer böyle bir şey yapılır da Anayasa Mahkemesi kendisine yapılan başvuruyu görevsizlik kararıyla reddetmezse, Anayasa'yı açıkça ihlal etmiş olur. Bu ihlalin sonunda ne türden siyasal depremler yaşanacağı belirsiz...
Böyle bir teşebbüsün hazırlandığı, bunun için de CHP'nin DSP'den destek aldığı görülüyor. Bu tuhaf gelişmelerin ortaya çıktığı ve anayasal çerçevenin sürekli dışına çıkıldığı bir durumda yeni sürprizlerin, kısacası başka tuhaflıkların görülmesi hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü kısa bir süre sonra yapılacak olan CHP kongresine yargı mensuplarının desteğini alacak türden başarılarla gitmek isteyen Deniz Baykal'a karşı tuhaf karşıtlıkların görülmesi tabiidir.
"Sivil darbe" mi, siyasal skandal mı?
Anayasa değişikliklerine kilitlenmiş bir gündemin yoğun olduğu günlerde, CHP Genel Başkanı Baykal'ın PM toplantısında yaptığı konuşmadaki şu bölüm oldukça dikkat çekmişti:
"Herkes, her an haklı bir gerekçe olmadan, her türlü ithamın hedefi olabilir. Sabaha karşı her biriniz evinizden alınabilirsiniz. Yaptığınız telefon konuşmasının kayda geçirilmesi sonucunda kişisel hayatınız teşhir edilebilir. Bu, demokratik bir tablo değildir. Bunu yapanlar Türkiye'de ellerini sallayarak serbestçe dolaşmaktadırlar. Demokrasi, insan hakları ve hukukun çok ciddi zaafa uğratıldığı bir süreçtir. Buna 'sivil darbe' adı verilmesi hiç de yanlış değildir."
Bu sözlerin anlamı, önceki gün internet sitelerine düşen skandal haberle iyice anlaşılır gibi oldu. Çünkü Anayasa'daki 30 madde değişikliğinden söz ederken Baykal'ın durduk yerde böyle bir açıklama yapması, o gün anlaşılamadı ve "sivil darbe" sözü de aslında abartmanın açık bir göstergesi sayıldı. Gerçekten de Türkiye'nin Anayasa değişikliği paketinin nihai oylamasına odaklandığı saatlerde siyasi kulisler, Baykal ile 18 yıl özel kalem müdürlüğünü yapan CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok'a ait olduğu öne sürülen görüntülerle sarsıldı.
O gece saat 23.00 sıralarında "metacafe" adlı internet sitesinde yayınlanan görüntüler ardından Anayasa oylamaları sürerken, 01.00 sıralarında "habervaktim" adlı siteyle birlikte onlarca siteye düştüğü söylendi. Çok sayıda site "habervaktim"in linkini verdiği "metacafe" adlı internet sitesini kaynak gösterip görüntüleri kullandı. Görüntü bazı etkilerle kaldırıldı.
Buna rağmen, TBMM'de gece yarısı pek çok milletvekilinin dizüstü bilgisayarlarından görüntüyü izlemesi önlenemedi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile birçok AK Partilinin, görüntüler için "Yaklaşan CHP kongresine yönelik bir girişim" yorumunu yapması durumun tuhaflığını ortadan kaldırmadı. CHP milletvekilleri skandal görüntüleri, "Anayasa Mahkemesi'ne başvuru" ile "yaklaşan CHP kongresi" ve "referandum" gelişmeleriyle açıklamaya çalıştı. Haber Türk ile Vatan gazetelerinde "Baykal istifa!" konulu yazılar yazılmaya, eski kayıtlardan biri olarak piyasaya sürüleceği bazıları için önceden belli olan konu tartışılmaya başlandı. Bu görüntüler, Anayasa değişikliği tartışmalarının gerginliğinden henüz çıkan Ankara'da ve CHP'de şok etkisi yaratırken, CHP kurmayları olayı şöyle değerlendirdiler:
"Bu bir komplo, tezgâh. Birçok suç unsuru içeriyor. Sonuna kadar hukuk mücadelesi sürecek. Bunun arkasında kimler var, ortaya çıkartılacak. Lanetlenmesi gereken bir tezgâh. Bunları tertipleyenleri caydırmak lazım. Teknik uzmanlar 40 yerde yapıştırma yapıldığını tespit etti. Yayınlandığı süreç çok önemli. Hiçbir biçimde istifa söz konusu değil. Bu görüntüleri tartışmak bile tezgâha meşruiyet kazandırır."
Elbette siyasi skandallarla Anayasa tartışmaları gölgelenmemeli ve bu ülkenin kaderinde etkili olan CHP gibi bir partinin başkanlık seçiminde böyle gelişmeler doğrudan etkili olmamalı. Fakat ne tür bir tezgah söz konusu olursa olsun, 18 yıl Baykal'ın özel kalem müdürlüğünü yapmış CHP'li bir hanım milletvekili ile ilgili böyle tuhaf bir görüntünün yayınlanması, en azından ilk ağızdan açıklama yapılmasını gerektiren bir skandaldır. Bu türden politik skandallar muhatapları için maalesef "sivil darbe" sayılır ve kongre sonucunu bile etkiler...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



