Bu makalemizi tüm analara ve babalara takdim ediyorum. Babalar dağ gibi, analar bağ gibidir. Babalar evlatlar için bir kalkan, analar besleyici merhamet pınarlarıdır.
Yaratılmışların en şereflisi olan insanın 3 önemli vazifesi vardır. Birincisi, hayatı boyunca kendisine lazım olan maddi ve manevi ilimleri öğrenmek) ikincisi, ailesine karşı vazifeleri yerine getirmek. Üçüncüsü topluma karşı vazifeleri kusursuz olarak yapmaktır.
Üzerimizdeki haklar ve vazifeleri ehemmiyet derecesine göre, sıralayacak olursak, Allah ve Resulüne karşı olan hak ve vazifelerimizden sonra, ilk sıraya anne ve babamıza karşı olan vazifelerimiz ve onların hakları gelmektedir.
Anne evladının yetişmesi uğrunda; gençliğini, sağlığını, güç ve kuvvetini feda etmiştir. Binbir zorlukla onu karnında taşımış, ölümle yüzyüze gelerek doğurmuş, emzirmiş ve büyütmüştür. Geceleri evladının istirahatı uğrunda kendi rahatını hiçe saymıştır. Baba da evladının nafakasını tamamlamak, tahsil ve terbiyesini öğretmek için fikren ve bedenen, maddeten ve manen hiçbir fedakârlıktan çekinmemiştir.
Yüce Allah (cc) Ana ve baba ile alakalı şöyle buyuruyor.
"Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık haline ulaşırsa, sakın onlara 'Öf'' bile deme ve onları azarlama. İkisine de iyi ve yumuşak söz söyle. Onları acıyarak tevazu kanadını indir. Ve: Ya Rab, onlar beni çocukken nasıl terbiye ettilerse sen de kendilerini (öylece) esirge de" (İsra süresi 23-24)
Anne ve babaya 'Öf' demeye müsaade etmeyen Yüce Allah, onlara karşı kötü söz sarf etmeye razı olur mu? Anne ve babamıza göstermemiz gereken hürmeti, onların ebeveynimiz olması sebebiyle göstereceğiz. Onlar ister okumuş ister cahil olsunlar yahut mümin veya kafir bulunsunlar. Evladın onlara karşı vazifede kusur etmemesi gerekir. Anne ve baba evladına dine aykırı olmayan bir şey emrederse evlat onu yapmak mecburiyetindedir. Fakat dine aykırı bir teklifte bulunursa itaat gerekmez. Zira Kur'an-ı Kerimde şöyle buyrulmaktadır.
"Biz insana ana ve babasına iyilik yapmasını tavsiye ettik. Eğer onlar hakkında bilgin olmayan (tanımadığın) bir şeyi bana ortak koşman için uğraşırlarsa kendilerine itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır..." (Ankebut süresi 8)
"Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz, iman üzere küfrü tercih edip seviyorlarsa, onları dost edinmeyiniz. Sizden kim onlar veli (dost) edinirse işte onlar nefislerine zulmedenlerdir." (Tevbe süresi 23)
"Ey Resulüm, o hicreti terk edenlere de ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, karılarınız, soylarınız, kazandığınız mallar, geçersiz olmasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler, size Allah ve Resulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ve sevgili ise artık Allah'ın emri (azabı) gelinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez." ( Tevbe süresi 24)
"Biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız bir fitnedir.( sizi günaha sokmağa sebeptir) Allah katında ise büyük mükâfat vardır." (Enfal süresi 28)
"Ey Rabbimiz, bizi sana teslim ve ihlâs sahibi olmakta sabit kıl. Soyumuzdan bir topluluğu da sana boyun eğen bir ümmet yap..." (Bakara süresi 128)
"Ey iman edenler! Haberiniz olsun ki, zevcelerinizle evlatlarınızdan bir kısmı, (sizi ibadetten alıkoymak emirlerinize uymamak suretiyle) size bir nevi düşmandır. O halde onlardan sakının (kötülüklerinden emin olmayınız) Bununla beraber afv eder kusurlarına bakmaz, günahlarını örterseniz, şüphe yok ki Allah Gafur'dur, bağışlayandır, Rahim'dir çok merhametlidir." (Teğabun süresi 14)
Ana ve babanın; evlatları üzerinde hakları olduğu gibi, evlatlarından Ana ve Babaları üzerinde hakları vardır. Anne ve babaların evlatlarına karşı olan vazifelerini ve haklarını da konuşmaya mecburuz. Bu hususta kısaca şunları söyleyebiliriz.
Bir çocuk asi, cani, serseri, imansız, izansız ve vicdansız ise bunların birinci derecede sorumlusu anne ve babadır. İslam esaslarına göre terbiyle edilmeyen çocuklar, kendine, ailesine ve topluma karşı duyarsız ve mesuliyetsiz oldukları hissine kapıldıkları için, dış şer güçlerin hain emellerine, bilmeyerek kolayca alet olabelmektedirler.
Evladın sadece karnını doyurmak, sırtını giydirmek maneviyatsız maddi imkân sağlamak, materyalist tahsil yaptırmak, onlara karşı vazifemizi tam olarak yaptığımızı göstermez. Evlat terbiyesini ihmal etmek bir memleketin geleceğini karartır. Evlatlarını maddi ve manevi olarak terbiye ederek yetiştirenlerin istikbali aydınlık olacaktır.
"Bir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir ihsanda bulunamaz. Allahtan korkun ve çocuklarınız arasında adalet gösteriniz.
Yüce Allah, evlatlarımızın hayırlı yetişmeleri için bizlere şöyle haber veriyor,
"Bir vakit Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti. Yavrum Allah'a ortak koşma. Çünkü şirk çok büyük bir zulümdür. Yavrum yapılan iyilik ve kötülük bir hardal danesi ağırlığında olsa bir kayanın içinde gizlense Allah onu meydana çıkarır. Yavrum namazı gereği üzere kıl, iyiliği emret fenalıktan alıkoy. Bu hususta sana isabet edecek eziyete katlan. Çünkü bunlar kesin olarak farz kılınan işlerdendir. (Kibirlilerin yaptığı gibi) İnsanlara yüzünün yanını çevirme. Yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah her büyüklük taslayanı ve öğüneni sevmez. Yürüyüşünde mütevazı ol sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini, elbette eşeklerin sesidir. (Lukman süresi 13-16-17-18-19)
Anne ve babaların evlatlarına karşı vazifeleri, bu esaslar doğrultusunda çocuklarını yetiştirmektir. Evlatların anaları ve babaları üzerindeki hakkı bu ilkeler doğrultusunda yetiştirilmelerini istemeleridir. Karşılıklı olarak bu görevi yerine getirmekte yönetimde söz sahibi olmaktan geçtiğini de bilmeliyiz. Elimden bir şey gemliyor demek, kendimizi kandırmaktan başka, boş ve tutarsız bir cümledir.
Hazreti Yakup (as) oğullarına
"Ey oğullarım, Allah sizin için (İslam) dini (ni) beğenip seçti. O halde siz de (başka değil) ancak Müslümanlar olarak can verin (dedi)" (Bakara 132)
Sonuç olarak, evladın anneye-babaya, ebeveynlerin evlatlara yaptıkları her bir iyilik, bir vazifenin ifası bir hakkın ödenmesi olmakla beraber ülkemizin ve milletimizin geleceği için yapılan en önemli bir çalışmadır. Bir millet gençlerinden emin olmazsa, geleceğinden de emin olamaz.
Çocuklarıyla ilgilenmeyerek onlara doğru ve manevi terbiye vermeyen anne ve babalar ile çocuklarına kötü örnek olan babalar arasında hiçbir fark yoktur. Zira kötülüğü öğreten ile iyiliği öğretmeyen kimselerin topluma ve ülkeye verdikleri zararları denktir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



