Bu iki güç bizim stratejik ortaklarımız! Varlığımızı onlara borçluyuz! Ve bizim velinimetlerimiz! Onlar olmasa biz nasıl yaşarız, nasıl ayakta dururuz bu karışık bölgede. Etrafımızda bu kadar düşman varken. Bir yanımızda İran, habire füzeler fırlatıyor sağa sola. Bunlar Ankara'yı da vuracak menzilde. Aklıma gelmişken Saddam'ın da Ankara'yı vuracak füzeleri vardı, sahi onlara ne oldu? Kimyasalları da vardı, bölgeyi kasıp kavuracak. Bir de başımızın belâsı Beşar Esat çıktı ortaya. Onunla ne güzel anlaşmalar yapmıştık, vizeleri kaldırmıştık. Hatta sınırlarımızı bile kaldıracaktık. Sıfır sorunlu komşuluk ilişkilerimiz vardı. Fenerbahçe'miz bile gitmiş orada dostluk maçları yapmış, sayın başbakanımız herkes oralardaydı. Bir bakanımız gidiyor biri geliyordu. Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız karşılıklı dostluklarını pekiştiriyorlardı. Ne olduysa şu Arap Amerikan baharı sonrası oldu. Birden Beşar Esat'ın bir firavun olduğunu, insanlarını katlettiğinin farkına vardık. Bütün o iyi ilişiklerimiz, dostluklarımız, kardeşliklerimiz bir kalemde siliniverdi.
Amerika ile NATO Suriye işini halletmek üzere bize havale ettiler. Oradan gelen mazlum göçmenlere kapılarımızı açtık. O firavun ise durmadan insanlarının üzerine bombalar yağdıraduruyor.
Güneyde Irak ve Kürdistan başlı başına bir sorun. Onları kendi başına bırakmaya hiç gelmiyor. Sevgili müttefikimiz askerlerinin birazını çekince bile nasıl da birbirlerine düştüler. Bombalar patlamaya başladı. Camiler kundaklandı.
Ermenistan ile İsrail bizim için o kadar da tehlike değildirler, biliyoruz. Nasılsa onlar stratejik ortaklarımızın hem dostları hem de Hıristiyan ve Yahudi kardeşleri. Onların yiyip içtikleri ayrı gitmiyor. Onlar hem din, hem ruh kardeşidirler.
Bunları niçin yazıyorum.
Sayın Başbakanımız Amerika'nın Irak'tan çekilmesine içerlemişler. Obama'yı aramışlar, ikili görüşmelerinde Biden'a da çekilmemeleri konusunda uyarmışlar. Ortada bir Suriye açmazı da varken. Nasıl olur da bölgeyi boşaltırlar.
Herkes Amerika'ya minnettar. Kürtler: "Amerika sayesinde nefes aldık, özgürlüğümüze kavuştuk. Onlarsız olamayız!" diyorlar. Iraklılar onsuz yapamıyor. Türkler başlarında bir PKK belâsı varken Amerikasız olmaz düşüncesindedir. Türkiye bu karmaşada nasıl ayakta kalır, onlarsız ne yapar? Boşuna mı İzmir'e NATO üssüne, boşuna mı Malatya Kürecik'e radar üssüne izin verdik!
Sayın Başbakanımız yerden göğe haklılar. Hem bu İranlılar üstüne üstlük Şia mezhebindedirler. Onları bölgeyi istila etmek için yüzyıllardır çırpınıyorlar. Bu durumda bölgemiz ne Amerikasız ne de NATO'suz olabilir. Biz sırtımızı onlara çevirirsek İsrail başımıza belâ kesilir. Ermenistan sorunu yeniden baş gösterir, Kıbrıs sorunu hemen gündeme gelir vs.
Buraya kadar anlattıklarımız ne yazık ki iradesi elinde olmayan bir Türkiye gerçeği.
İsrail ikide bir Beşar Esat'a gün biçiyor, gitmesi için gün sayıyor ve can atıyor. Amerika bölgeyi yeniden kendine göre şekillendirme sürecinde. İster buna Büyük Orta Doğu projesi deyin, ister Büyük İsrail Projesi, hepsi aynı kapıya çıkar. Çark bizim aleyhimize dönüp duruyor.
Biz Amerikan ve NATO işgaline çoktan razıyız. Olmasak ne olur ki, zaten içimize yuvalanmışlar, bizi iyice kuşatmışlardır.
Nasılsa artık o ateşli eski İslâmcılar Amerikancıdırlar. Onların öldürdükleri milyonlarca insan hem insan sayılmaz ki onlar birer terörist. Hem onlar savaş kurbanı. Siz şu Beşar Esat Firavun'unun yaptıklarını görmüyor musunuz? Tez elden iktidardan inmeli yeni ve daha masum bir Amerikancı, bir İsrailci gelse daha iyi olmaz mı?
Ne diyelim herkesin Amerikancı kesildiği şu ortamda kafamız karmakarışık. Biz de oturup Amerikancı mı kesilsek, belki o zaman birilerine, muhafazakârlara, sağcılara, ılımlılara daha hoş görünebiliriz. Yoksa bu ülkede bize de ekmek olmaz. Haşa! der güler geçeriz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



