WikiLeaks belgeleri yeni bir tartışmayı da gündeme taşıdı.
Derin yapıların ortaya çıkarılması anlamında son dönemlerin en büyük operasyonu olan ve 'resmi' ifadeyle (ETÖ) 'Ergenekon Terör Örgütü' soruşturmasında Amerikan parmağı ya da desteği var mı?
Ya da ne kadar var?
Ortaya çıkan son WikiLeaks belgelerine göre, Türk polisi Ergenekon soruşturması konusunda düzenli olarak brifing verdi.
İddialara göre, 21 Kasım 2008 tarihinde polis, ABD elçiliğinde yaptığı sunumda Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın kızına ait özel görüntülerden tutun da bir kaset darbesi ile CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa eden Deniz Baykal'a ödendiği iddia edilen rüşvete kadar çok detaylı bir brifing vermiş.
Başbakanlıktan yalanlama gelse de 'kripto'ları henüz açıklanmayan meşhur Dolmabahçe görüşmesinde Başbakan Erdoğan'ın Büyükanıt'ın kızı ile ilgili özel fotoğrafları masaya koyduğu da iddialar arasında.
Olayın ortaya çıkması da ilginç!
Odatv soruşturmasında sanık olan iki gazeteci tarafından yazılan 'Sızıntı' adlı kitap, daha önce gözden kaçmış bu WikiLeaks belgesini gündeme getirdi.
Kitaptaki iddialar üzerine WikiLeaks'in sitesinden bahsi geçen belgeye ulaşıldığında görülen fotoğraf şu; ABD'nin gizli diplomatik yazışmalarının yayınlandığı siteye 5 ay önce konulan söz konusu belge, 24 Kasım 2008 tarihini taşıyor ve belgenin altında elçiliğin siyasetten sorumlu müsteşarı Daniel O'Grady'nin imzası var.
Bu belge ne anlama geliyor?
Amerika 'Ergenekon' soruşturmasının içinde mi, dışında mı, yoksa tam da ortasında mı?
12 Eylül askeri darbesi haberini sıcak yatağında alan dönemin ABD Başkanı'nın "Telaşlanmaya mahal yok, darbeyi yapan bizim çocuklar!' tepkisine benzer bir durum mu var, acaba?
Kesin ifadelerle şöyle ya da böyle demenin imkânı yok, elbette.
Zira, it izinin kurt izine karıştığı böyle dönemlerde birçok bilginin 'dezenformasyon' amacı taşıdığı da biliniyor.
Doğru diye tabir ettiğiniz bir yaklaşımın aslında bir yanlışı kapatma çabalarından kaynaklandığı da sonrasında ortaya çıkabiliyor.
Amma...
Uzun süre gazetecilik yaptıktan sonra son seçimlerde Gaziantep'ten milletvekili seçilen Şamil Tayyar'ın dün Twitter'de düştüğü küçük not dikkatimi çekti.
Tayyar, Ergenekon ve benzeri yapılanmalarla ilgili kitapları yayınlanan, bu alanda çok sayıda yazıya imza atan bir isim.
Hakkında açılan davalarda yıllarca hapsi istendi.
Milletvekili seçilince bu davalar rafa kalktı.
Şamil Tayyar bu WikiLeaks belgesini yorumlarken diyor ki;
"Wikileaks belgesi, Yaşar Büyükanıt, Dolmabahçe görüşmesi ve kızının özel fotoğrafı iddiasını bir de şu perspektiften değerlendirin:
1 Mart Tezkeresi'nin faturasını hükümet ve orduya çıkaran ABD, ikisini vuruşturarak biat ettirmeyi amaçladı. Balyoz ve Sarıkız gibi darbe planları bu atmosferde yeşerdi.
Darbeciler işi abartınca ABD 2004'te desteğini çekti. Onlar (Darbe planlayanlar) Rusya, İran ve Avrupa'ya yöneldi.
2005'te yeraltına indiler.
2007 ve 2009'da darbe öngördüler.
2008'de ABD'nin İran politikası, One Minute çıkışı gibi gelişmeler darbecilere dış destek sağladı.
27 Nisan 2007'de muhtıra verildi. 14 Mart 2008'de kapatma davası açıldı. Büyükanıt, plan tutmayınca kenara çekildi, taifesi onu ihanetle suçladı.
Başbuğ ise uzun süre yalpaladı sonunda cuntacılara doğru evrildi.
ABD, CHP ve cuntacı taifenin bu eksendeki çıkışlarını bir de bu gözle değerlendirirseniz parçalar yerli yerine oturur diye düşünüyorum."
Şamil Tayyar şunu söylemek istiyor; ABD, başlangıçta askeri darbe yapmak isteyenlere destek verdi ama iş şirazesinden çıkınca 'Ben yokum, ne haliniz varsa görün, çekiliyorum.' dedi.
Gerçekten böyle mi?
Sadece öğrenmek için soruyorum; sahi seçilmiş bir iktidarın, Refahyol'un ve onun Başbakanı merhum Erbakan'ın devrilmesine yol açan antidemokratik 28 Şubat sürecinin arkasında ABD'nin desteği var mıydı, yok muydu?
Şamil Tayyar bir de bu konuda Twitlese...
O medya patronundan yemek daveti almak istemem!
O medya patronu;
* 1995 seçimlerinden Refah Partisi'nin birinci çıkmasına rağmen dayatılan ANAP DYP'den oluşan Anayol Hükümeti'nin kurulmasına öncülük etti. Bu ucube oluşum çok kısa bir süre sonra ortadan yok oldu. Hem de olaylı ve tarafların birbirlerini suçlamalarının ardından...
* Kısa sürede büyük başarılara imza atan Refahyol Hükümeti'ni devirmek için oluşturulan antidemokratik yapıya manşetleri ile büyük desteğini esirgemedi. Şimdi o süreçte rol alan isimlerin birer birer yargı önüne çıkması ve hesap vermesi gündemde.
* Ecevit'e karşı geliştirilen, DSP'yi dağıtmaya dönük ve 'Troyka' olarak da adlandırılan Kemal Derviş, Hüsamettin Özkan ve İsmail Cem'e desteğini esirgemedi. Üçlü, daha parti bile kuramadan paramparça oldu.
* Evinin kapısında eşofmanı ile karşıladığı eski bir Başbakan siyasi mevta oldu. Partisi tarihe gömüldü, toplum içine çıkamayacak noktaya geldi. Aynı biçimde Genel Başkan olması için olağanüstü çaba sarf ettiği ardından da büyük bir kavganın içinde eski bir Başbakan uzun süredir yalısından dahi dışarı çıkamıyor.
* İki yazısından biri kendisi ile ilgili iken 'Ada' ziyareti Grubu'na dahil olan gazeteci-yazarın başına gelmedik kalmadı. Önce gazetesinden beklenmedik bir şekilde ayrıldı, ardından gittiği eski mekanında da tutunamadı.
* Son dönemin popüler iki gazetecisi ile yediği yemek ise tam evlere şenlik. Kimse sırrını çözemedi. Kimi, "Başına gelebilecekleri öncesinden sezinlemek için..." dedi. Kimi, "Aslında o isimlerden birini gazetelerinden birine Genel yayın Yönetmeni yapmak istiyor, ondan" diye yorum yaptı. Kimileri de, uzun süredir geçirmekte zorlandığı bir İmar işi ile irtibatladı. Ama bu yemekla ilgili bir yazı yazdığı için, bir başka medya grubuna bağlı olarak faaliyet gösteren haber dergisinin bir yazarı, yazılarına son vermek zorunda kaldı, istifa etti.
Tam bu yazıyı yazarken telefonum çalmaz mı!
Arayan o medya patronu.
Yemeğe bekliyormuş!
Aman uzak dursun!
Neme lazım!
Vanlı çocuklara Bakan müjdesi
Geçtiğimiz günlerde Vanlı bir ilköğretim öğrencisinin e postasını köşeme almış, 'uzaktan kumandalı kırmızı araba' hayali ve talebini yazmıştım.
Aile'den sorumlu Bakan Fatma Şahin'in makamından aradılar.
Uzaktan kumandalı kırmızı araba isteyen Vanlı öğrencilerin iletişim no'su ve adresini istediler.
Ama bende ikisi de yok..
Uzaktan kumandalı kırmızı araba isteyen Vanlı öğrencilere buradan sesleniyorum; Taleplerinizi Bakan Fatma Şahin bekliyor.
Bakanlığı arayarak isteklerinizi iletebilirsiniz.
Bakan Fatma Şahin'e de bu duyarlığından dolayı da teşekkür ediyorum.
NOT: Bugün 5 Şubat 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012'den 1 ay 5 gün eksildi. Oysa yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir somut adım henüz yok. Takipçisiyiz..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



