Bizimkiler, bir açılım lafı tutturdu, gidiyorlar. Bu işin sonu nereye varacak, bakalım?
Hani derler ya, bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete! İnşallah, bunun sonu da, böyle bir şey olmaz.
Fakat açılım açılım diye çabaladıkça, biraz da fazlaca saçılıp durduklarını, işleri eline yüzlerine bulaştırdıklarını söylememek de mümkün değil.
Kürt açılımı dediler, yüzüne gözüne bulaştırdılar. Sonra adı demokratik açılım oldu, onu da, berbat ettiler, içinden çıkılmaz bir hale getirdiler.
Ülkenin bir bölümünde beklentiler çok çok yükselirken, diğer bir bölümünde olağanüstü tepkiler ve tedirginlikler oluştu.
Ermeni açılımı dediler, gelinen nokta ortadadır. Yaşanan süreçte, alınan netice, tam bir fiyaskodur.
Alevi açılımı derseniz, netice, yine aynı olmuştur!
Özetle, açılım diye, neye el attılarsa, işi daha çok karıştırmaktan başka bir şeye yapmadılar.
Şimdi de tutturmuşlar, ne demekse, roman açılımı diye bir şey! Geçenlerde, Başbakan'ın gösterisini izlemişsinizdir. Tam bir böl, parçala yut taktiğidir, bu!
Herhalde istismar edecek bir o kaldı artık! Belki de en kolay istismar edilecek konulardan birisi de bu!
Zaten milleti, dilenciliğe, sadakaya alıştırdılar ya! Devletin parasıyla, Türkiye'nin dört bir tarafından gariban insanları İstanbul' a topla, gırgır şamata içerisinde, onlar üzerinden politika yap, bitmek tükenmek bilmeyen siyasi ihtirasların uğruna, gariban insanlarımızı kullan!
Yoksulluğu, çaresizliği, eğitimsizliği istismar et, devlet parasıyla nutuk at!
Yani bütün bunları, oya tahvil etmekten başka bir niyetin olmasın, bunun adına da açılım de!
Bundan da hiç sıkılma, utanç duyma! En hafif ifadesiyle söylüyorum, ayıptır, yazıktır, günahtır.
Adını illa bir şey koymana gerek yok! Yapacağın bir şey varsa ki, zaten bu vazifendir, yaparsın, millet de elbet seni takdir eder!
Millet etmesin, bu işin, bir de öbür tarafı yok mu? Eğer samimi isen elbet karşılığını bulursun orada!
Ama attığın hiçbir açılım adımında samimiyet olmadığı gibi, maalesef burada da yoktur. Yaptığın her şeyde olduğu gibi, burada da, buram buram istismar kokusu vardır! Yeter ki oy gelsin, her şey mubahtır, senin için!
Zaten bu olaya açılım diye başlaman da, en büyük yanlışındır. Daha baştan bu insanları öteki kabul ettiğinin ispatıdır.
Hani adam berbere demiş ya "bırak dağınık kalsın." Tam da bunun gibi, açılım derken saçılıp gidiyorsun. Her şeyi kırıp döküyorsun.
Milleti kendi haline bırak istersen, o zaman belki, her şey daha güzel olacak!
Fazla açılma istersen, boğulacaksın!
Çok kıymetli bir yakınım var. Kendisi öğretmen. İbadetlerini hiç aksatmamaya çalışır. Bir gün okulda, birileri sormuşlar: " başın açık ama namazı vs de hiç bırakmıyorsun, fikirlerin vb çok farklı, bu nasıl oluyor?"
Arkadaşım demiş ki: "evet, gördüğün gibi, ben açığım, ama saçık değilim, saçılmaya da niyetim yok!"
Ne güzel bir cevap değil mi?
Şimdi, işte bunun için, hatırlatmak istiyorum. Açılım derken iyice saçılmaya başladığınızın farkında değil misiniz?
Biraz toparlansanız, daha hayırlı işlerle uğraşsanız, belki öbür tarafa da bir katkısı olur! Ne dersiniz?
Ha, illa da açılım diyorsanız, o konuda da, sizin pek yanına yaklaşmadığınız birçok meseleler var tabii!
Mesela, özgürlükler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi, işsizliğin, yoksulluğun önlenmesi, stratejik alanları, kurumları tekelci yabancı sermayenin emrine sunmamak, ABD' nin zulmüne ortak olmamak, halkımızı gerilim, kamplaşma siyasetinden uzak tutmak, manevi ve ahlaki değerlerin daha fazla yıpratılmasını önleyici politikalar geliştirmek, devri iktidarınızda iyice artan yolsuzlukları önlemek vb saymakla bitmeyecek birçok alanda, açılım yapabilirsiniz!
Ama bunun için de, samimiyet lazımdır, yürek lazımdır, bedel ödemeyi göze alabilmek lazımdır!
Bilmem bunu yapabilir misiniz? Ama maalesef, tecrübeler, bunun aksini söylemektedir!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




