Eskiden sağ sol deyimi vardı şimdi ise statüko ve alternatifsizlik deyimi var. Bu siyaseti boğuyor. Hem iktidarları çürütüyor hem de muhalefetin gelişmesine mani oluyor. Hatta söylemin tıkadığı süreç ve buna eşlik eden mühendislik oyunları geleceği de karartıyor. Alternatifsizlik söylemi hayatı tekdüze hale getiriyor ve sıradanlaştırıyor. Bu tekelleştirici söylem, alternatifi hem daha belirsiz hem de daha tehlikeli hale getiriyor. Bundan dolayı oyunun kurallarını zorlamamak ve hakkına razı olmak gerekir. İktidarlar hakkına razı olmuyor ve bir sürü oyunun arkasına sığınıyor. Bu da siyasetin yenilenmesine engel oluyor. Türkiye siyasi olarak yeniden tıkanma noktasına gelmiştir. Daha doğrusu Demirel'in tabiriyle siyaset yeniden tükenmiştir. 1994-95 yılları arasında siyaset tıkanmış önünü Refah Partisi açmış ve iç dinamizmiyle siyaseti renklendirmiş ve yenilemiştir. 1999-2001 arasında siyaset yeniden tıkanmış ve bunu AKP açmıştır. Lakin geçirdiği istihale ve katıldığı iç ve dış pazarlıklar nedeniyle hizmetin yerine rantı ikame ettiğinden dolayı hizmeti az olmuş ve kısa bir süre içinde vizyon kaybı geçirdiği gibi yorulma emareleri göstermiştir. Kendisine çürüme ve çürütme karşılığı iktidar verilmiştir. Bu görüntüyü suni gayretler ve siyasi mühendislik ürünleriyle aşmaya çalışıyor. Bu da mümkün değildir. İdeal yerine realizm ikame edildiğinden dolayı hizmette bir isteksizlik belirmiştir. Bu da siyaseti yeniden tıkamış ve 2011 yılı itibarıyla merkez yeniden çökmüştür. Bu isteksizlik suni gerilimlerle hamiyete değil taassup ve kutuplaşmaya yönlendiriliyor. Bu da Türkiye'ye zarar veriyor. Hareket ve canlılık daha ziyade kutuplaşma üzerinden temin ediliyor bu da ülkenin önünü açmak yerine daha da tıkıyor. Bugüne kadar hükümet barajı indirmeli ve siyasetin önünü açmalıydı. Bunu istikrar söylemiyle ama gerçekte iktidar ihtirasıyla yapmamıştır. Suyun önünü açmadığı için fidelikler kurumuş lakin buna rağmen Türk-Kürt kutuplaşmasından beslenenler aradan fırlamıştır. Zararı BDT'ye değil diğer 'zararsız' partilere olmuştur.
Alternatifsizlik söylemi ve buna eşlik eden mühendislik uygulamaları Türk siyasetini fakirleştirmiştir. Hem merkezi hem de kenarları zayıflatmıştır. Türkiye'de 1950'den sonra görülmüştür ki merkez partiler 10 yıldan fazla iktidarda kalamamaktadır. Menderes 1950-1960 ve Özal 1983-1993 yılları arasında hüküm sürmüştür. AKP'nin ömrü de bundan daha fazla olmayacaktır. DP darbeye maruz kalmış ve Özal'ın partisi ise seçimlerde eriyerek bitmiştir. AKP ise kutuplaşma üzerinden zoraki bir yekparelik veya bütünlük arz etmektedir. Kadavra haline gelmiş bünyesine bu yolla hayat şırınga etmeye çalışmaktadır. Lakin süreç içinde AKP hem yorulmuş hem de Türkiye'nin sorunları büyümüştür. Öyle olmasına rağmen Başbakan Erdoğan çok yorgun ve azmi kırılmış isteksiz bir orduyla yeni bir savaşa giriyor. Bu savaş başkanlık sistemi ve yeni anayasa hazırlamaktır. Davudoğlu gibi dingin birisinin bakanlıkta olmasına rağmen dış politikada gedikler arttığı gibi iç politikada da gelir dağılımında da makas giderek dar gelirliler aleyhinde açılmıştır. Bu yöndeki çözümler ise sistematik değil palyatiftir. Başbakan kendisini iktidara getiren kitlelere yabancılaşmıştır. Para sosyal ilişkilerin tek ölçüsü haline gelmiştir. Artık 9 yıllık iktidar döneminde AKP çözüm yerine sorun üretir hale gelmiştir. Batılıların tabiriyle söyleyecek olursak; çözümün değil sorunun parçası haline gelmiştir. Siyaseti merkez parti etrafında bloke etmek hakikaten de alternatifleri zayıflatmış ve sistem dışına itmiştir. İdealizmi eksilttiği ve siyaseti şahıs merkezli hale getirdiğinden dolayı da hem kaliteli hem de samimi kadrolar istihdam dışı kalmıştır. Kadrolaşma adına bir kadro tıkanmasıyla veya bu alanda yetersizlikle karşı karşıya kalmıştır.
Dipteki kaliteli ve samimi unsurları artık yönetim, bünyesine devşiremiyor. Zira dünyevileşme ve sekülerleşme nedeniyle herkes birbirinin ayağına basıyor. Kaybolan dini terbiyenin yerini İngiliz veya Avrupa tarzı seküler bir terbiye de almış değil. Bizde kamusal dindarlık bittiği gibi zaten baştan beri sistem eksikliği de vardı. Dolayısıyla kritersizlik AKP'nin uçlarını kemirmiş ve sıra merkeze gelmiştir. Seçimleri kim kazanırsa kazansın siyaset yenilenmeyecektir. Alternatifsizlik o kadar kötü hale gelmiştir ki insan unsuru ve kaynakları da tüketilmiştir. Siyasetle birlikte sosyal yapı da çözülmüş ve yaşlanmıştır. Bizi bu gidişten ancak bir mucize kurtarır. Alternatifsizlik oyunuyla halk kandırılmış ve Türkiye yıllarını boşa harcamış ve heba etmiştir. Halkımızın da burada kabahati büyüktür ve her sloganı gerçekmiş gibi algılamış ve siyasilerin mugalata ve manipülasyonlarına kurban gitmiştir. Kolaycılığa sapmış ve kolaycılık da sorunların yumak olmasına neden olmuş ve vaktiyle çözülmeyen sorunlar birikmiş ve Demirel'in her şeyi zamana havale etmesindeki gibi sorunlar birikerek patlama noktasına gelmiştir. Bugün iktidar partisinin vizyonu, enerjisi ve her şeyi bitmiştir. Halkımız zorlu bir dönemle ve yeni bir başlangıç yapmakla karşı karşıyadır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



