"Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir." [Nisa,1]
İnsanlarla iki tür bağımız vardır!
Bir dinden ötürü bağımız vardır ki, renk, coğrafya, dil gibi farklılıklara bakmadan onlarla bağımızın güçlü ve kullanılır olması için gayret ederiz.
Bir de ana-baba yoluyla gelen kan bağımız, evlilikle oluşan hısımlık ve süt emme ile oluşan süt bağımız vardır. Sıla-ı Rahim, bunların bütünü ile olan ilişkinin adıdır.
Sıla-ı Rahim, dindir, ibadettir!
Hem Kur'an ayetleri hem de hadis-i şerifler, sıla-ı rahimi ahlaki bir görev olmaktan çok, ucunda cennet ve cehennem olan işlerden göstermiştir. Hadislerde, sıla-ı rahimin hakkını veren müminlere vaat edilen mükâfatlar arasında rızkının geniş olması, ömrünün bereketini görmesi, kötü bir ölümle ölmemesi, insanlar nezdinde sempatik olması zikredilmiştir.
Bu ibadeti ihmal edenlerin ise, Allah Teala katında azaba müstahak hale gelecekleri hatta, böyle insanların bulunduğu topluma rahmetin inmeyeceği gibi kötü neticelere muhatap olacakları bildirilmiştir.
Sıla-ı Rahim
Ziyarettir,
Hastalıkla ilgilenmektir,
Hediyeleşmektir,
Borç vermektir,
Mutluluklara ve acılara ortak olmaktır,
Tebrikleşmektir,
Dinde ve ahlakta örnek olmaktır,
Sadaka verirken gerekiyorsa öncelik vermektir,
Haklı olduklarında aracı olmaktır,
Komşulukta öncelik vermektir,
İlimde, ibadette yardımlaşmaktır,
Emr-i bilmaruftur, nehy-i anilmünkerdir,
Sıkıntılarına karşı sabırlılıktır...
Eşitlik yok!
Sıla-i rahimimize muhatap olanlar aynı seviyede değillerdir. Ebeveyn ve onların yerine geçen dedeler-nineler, kardeşler, amca-hala, teyze-dayılar, yeğenler ve diğerleri şeklinde bir doğal sıralama muhakkak gözetilmelidir. Bu sıralama, onların üzerimizdeki haklarının miktarını ve önceliğini de belirlemektedir. Anne varken kardeş, dayı varken yeğen... gibi.
Aynı şekilde müttaki olanı ile facirini, fucurunu teşhir edenle gizleyenini bir tutmuyoruz.
Kaş yapmak için göz çıkaralım mı?
Asla! Çünkü dinin en önemli kurallarından birisi "kötülüğün giderilmesi, iyiliğin elde edilmesinden önemlidir" kuralıdır. Evlenilmesi caiz olan bir kadınla tokalaşmak, Kadınlarla erkeklerin aynı yerde oturmaları, Halvet, Haramı teşhir, kötüye örnek olmak gibi yasaklar işlenecekse sıla-ı rahim bir emir olmaz.
Ne zaman? Ne kadar? Nasıl?
Gerektiği her zaman ve gerektiği kadar... Her ne ile gönül alınıyorsa... Usandırmadan, özletmeden. Onun yerine kendini koyarak.
Dikkat, bu bir ibadettir!
Şeytan boş durmaz. Yolculukta, misafirlikte, harcamada, konuşmalarda onun kancasına dikkat. İsraf, abartılı ikramlar, sahte gülücükler, gösteriş, gıybet, dedikodu... Onun parmağını soktuğunu gösterir.
Gittiğimiz yere, dinimizle davamızla gidelim!
Davetçiyiz, örneğiz. Gittiğimiz yere tohum bırakıp döneriz. Hayrın ve güzelliğin örneği oluruz. Cemaati ve camiyi ihmal etmeyiz.
Müslüman farklıdır!
Uzak durana yaklaşmak, ilgilenmeyenle ilgilenmek zordur ama farklılık da budur. Sevgili Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyorlar: Ukbe İbnu Amir radıyallahu anh diyor ki: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile karşılaşmıştım. Elini tuttum ve dedim ki: 'Ya Resûlullah! Bana işlerin en değerlilerini bildir.' Buyurdular ki:
"Ukbe!
Seninle bağını kesene sen git. Sana vermeyene sen ver. Sana zulmedenden yüz çevir."
Abdullah İbn Evfa radıyallahu anh anlatıyor:
Peyamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanında oturuyorduk. "Sıla-ı rahimi koparan bugün bizimle oturmasın" dedi. Gruptan bir genç kalktı. Aralarında bir sorun olan teyzesine gitti. (Durumu izah edince) birbirleri için istiğfar edip aralarını düzelttiler. Genç tekrar gruba geldi. Efendimiz buyurdular ki: "İçlerinde sıla-i rahimi koparmış birisi bulunan bir topluma rahmet inmez." [Isbahani]


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



