Bayram esenliktir. Bayram kardeşlik bağlarını kavîleştirmektir.
Bayram kardeşlik halkasını genişletmektir. Bayramlar müminlerin sevinç ve mutluluk günleridir...
Bayram kardeşlik bilincinin getirdiği ve gerektirdiği yardımlaşmanın kutlu vakitleridir.
Bayram Allah'a yaklaşmak ve yakınlaşmaktır. Zaten "Kurban" kelimesi de bu yaklaşmayı ve yakınlaşmayı simgeler.
Yine kurban, Allah'a yaklaşmak ve O'nun rızasını kazanmak için kesilen belli nitelikteki hayvana denir. Kurban, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail'i yeniden hatırlamak demektir. Onları hatırlamak Allah'a teslimiyetin nasıl olacağını da hatırlamak anlamına gelir. Çünkü kurban iki peygamberin mirasıdır. Daha doğrusu Hz. İbrahim Peygamberin bıçağının oğlu Hz. İsmail Peygamberin boğazıyla buluşmasından kaynaklanan miras.
Boğazı kesmek için uzatılan bıçağın Allah tarafından rahmet esintisi olarak etkisizleşmesi demektir.
Rahmet ürpertisiyle taşı kesecek denli keskin olan bıçağın Hz. İsmail Peygamberin boynunda tesirsiz kılınıp cennetten gönderilen bir koçla ödüllendirilmesi demektir.
Bu nedenle kurban ilâhî bir sınavdır. Baba ve oğul arasında geçen bir imtihan. Bu hikmet dolu imtihan şöyle cereyan etmiştir:
Bir gece İbrahim Peygamber rüyasında çok sevdiği oğlu İsmail'i kurban etmesi emri ile karşılaşır. Bunun Rahmani bir rüya olup-olmadığı konusunda şüpheye düşer. Ertesi gece yine aynı rüyayı görünce bunun sadık bir rüya olduğuna kanaat getirir. Bir sonraki gece yine aynı rüya tekrarlanınca İbrahim Aleyhisselam, artık rüyanın gerçek olduğundan hiç kuşkusu kalmaz. Öyle ya, peygamberlerin rüyası, rüyayı sadıkadır, rüyayı haktır. Ateşin yakmadığı peygamber, zor da olsa gördüğü rüyayı oğlu İsmail'e anlatır: Yavrucuğum rüyada seni kurban ettiğimi gördüm, bir düşün, ne dersin!"
Oğlu İsmail'in peygamber olan babasına karşı cevabı şu olur:
"Babacığım emrolunduğun şeyi yap, beni sabredenlerden bulursun (Kur'ân, 37/102)
Peygamber olan atamız İbrahim Aleyhisselam'ın teslimiyetine, büyüyünce peygamberlikle görevlendirilecek olan İsmail Aleyhisselam'ın cevabı yine aynı teslimiyette olur. Sabır ve teslimiyet her iki peygamberin yüreğini sımsıkı sarmalar.
Bu olay, Hz. İbrahim'le oğlu Hz. İsmail'in Rabbin emri karşısında çetin bir sınava tutulması ve bu çetin sınavı başarmasıdır.
İbrahim Peygamber gördüğü rüyayı yerine getirmek için "İsmail Peygamberi" ıssız bir yere götürür. Onu kurban etmek ve böylelikle ilâhî emri yerine getirmek için yatırır ve boynuna bıçağı çalar. Fakat çok keskin olan bıçak kesme fiiline itaatsiz kalır. Çünkü kesme gücü elinden alınmıştır. Narin bir boynu bırakın kesmeyi çizik bile oluşturamaz. Hz. Peygamber bıçağı tekrar İsmail'in boynuna çalar. Ne var ki bıçak kesiciliğini kaybetmiştir. Yerde kurban edilmek için yatmakta olan Hz. İsmail tam bir teslimiyetle yattığı yerden babasına hitaben:
"Babacığım benim yüzüme baktıkça herhalde kalbin yumuşuyor. Beni yüzüstü çevir ve Allah'ın emrini yerine getir."
İbrahim Peygamber, bıçağı bir kez daha İsmali'in narin boynuna sürter. Ne ki, bıçak yine kesmez. İbrahim Aleyhisselam şaşkınlık içindeyken Rabbin emri gelir:
"Ey İbrahim, rüyayı doğruladın. Biz muhsinleri böyle mükafatlandırırız. Çünkü bu gerçekten çok açık bir imtihandır (Kur'an, 37/104-105)."
Ve sonra İbrahim Aleyhisselam kendisine İhsan edilen koçu kurban eder. Böylelikle çetin bir sınav kazanılır, sabrın karşılığı, mükafatını bulur.
Aynı mükafatın kazanılması için kurban kesilmesi emredilmiştir. Yine bıçak vardır ve fakat bu kez yerde yatırılan bir hayvandır.
Bıçak hayvanı keserken metafizik ürpertinin ayyuka çıktığı anda, yürekler de titrer. Kurbanın, hayatın önemini kavratışıdır bu. Bir başka ifadeyle manevi bir aşı ve ürperti...
Kurban bayramı ayrıca Kabe kuşlarına öykünmek, Allah'ın evine yüz sürmek, Hz. Peygamber mescidinde gözyaşları içinde yakarış da bulunma da demektir.
Çünkü bugün milyonlarca yürek Mekke'de kutlu hacc ibadetinin feyzi için çarpmaktadır. Safa ve Merve arasında yürüyüşler sürmekte, Nur Dağı'nda Hira Mağarası'nda gözyaşı dökülüp Peygamberimizin yaşadığı atmosfer hissedilip, Hicret günleri tahayyül edilmektedir... Hidayet meşalesinin bütün karanlık sahaları aydınlatması tefekkür edilmektedir. Hac ibadeti, mahşerin küçük bir denemesi, nümunesidir. "Lebbeyk Allahümme lebbeyk" diyen milyonlarca Müslüman, engin bir hazzın içinde vecde gelip evrensel birlikteliği simgeler.
Bu vesileyle yeryüzündeki bütün mü'minleriin bayramlarını en içten dileklerimle kutluyor ve bu bayramın dünyamıza barış ve esenlik getirmesini Cenabı Hak'tan niyaz ediyorum...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



