Büyük çocuklara hayat dersleri...
İtaat başta ve rütbede ve ilimde kendimizden büyük olanların emirlerinin dışına çıkmamak demektir.
Evvela, yerleri ve gökleri ve bunca şeyleri yoktan var eden Allahü Teâlâ hazretlerine, sonra Peygamberimiz Muhammed Mustafa aleyhissalâtüvesselam efendimiz hazretlerine, sonra, ana ve babaya ve âlimlere ve ediblere ve diğer bizden büyük olanlara itaat ve hürmet etmek üzerimize farz ve vaciptir.
Cenabı Hak bizi yoktan var etmiş ve hakkımızda bunca şeyler ihsan eylemiş olduğundan, kendisini Halık ve sahibimiz bilerek itaat etmeliyiz. Ve Peygamberimiz dahi Allahü Teâlâ hazretlerinin her bir emir ve iradesini bize beyan buyurarak, cahillikten kurtarıp ve putlara tapmanın faidesiz ve neticesiz bir şey olduğunu bildirerek, hak ve hakikati anlatıp dünyada selamet ve saadetle yaşamamıza ve ahirette dahi bunca nimet ve inayetlere nail olacağımıza sebep olduğu için, her bir emirlerini yerine getirmeye ve yasaklarından kaçınmaya dikkat ve gayret eylemelidir.
Diğer gelmiş ve geçmiş, bunca peygamberlere dahi hürmet etmek ve her birerlerini hak peygamber tanımak, her bir Müslüman için zorunludur.
Valide ve peder, insanın vücuda gelmesine sebep oldukları ve doğduğumuzdan ta kendini bilinceye kadar, tahammül olunmaz onca eziyet ve meşakkati çekip ve varını yoluna sarf edip ve çalışıp çabalayıp besleyerek meydana getirdikleri cihetle onların hakları pek büyüktür. Bunun için anaya babaya her ne kadar ve ne yolda muhabbet ve itaat olunsa, yine haklarının binde biri ödenemez; bu cihetle onların hizmetlerinden geri durmamaya şer'an ve aklen mecburiyet vardır.
Âlimlere ve münevverlere borçlu olduğumuz itaate sözü getirince: Bir memlekette âlimler olmazsa, o memleketin ahalisi cahilliklerinden birbirini bilmeyip ve hukuk denilen şeyi asla tanımayıp, artık kim kuvvetli bulunursa, rast geldiği zayıfın canına kıyarak malını alır; derken ondan kuvvetlisi de ona bu muameleyi eder. Hâsılı birbirlerini yer bitirirler. Ve nihayet muzmahil ve perişan olurlar. Fakat âlimleri ve düşünürleri olan memleket böyle olmayıp, çünkü bunlar iyi ve fenayı gösterip, onlardan görülecek faide ve zararları da anlatıp, herkesi doğru yola götürerek öyle fenalıklara meydan vermezler. İşte âlimleri ve mütefekkirleri olan devletler ve milletler, her zaman bir selamet ve saadet içinde bulunurlar. Demek oldu ki, âlimlerin ve aydınların hizmetleri devletin ve milletin selameti içindir. Artık kendilerine ne derecelerde hürmet ve itaati borçlu olduğumuzu tefekkür etmeliyiz.
Hocalara, akrabaya ve akrana ve dostlara da itaat lazımdır. Fakat her bir şeyde gerekli olduğu gibi itaat maddesinde dahi itidal şarttır. Şöyle ki, herkes müstahak olduğu derecede ve ciddi yani gösterişten uzak bir surette muamele ve riayet etmek gerekir.
İtaatin nihayetsiz faideleri vardır, mesela:
Kimseyi incitmemek ve kimsenin düşmanlığını kazanmamak için herkesle hoş geçinmek dahi bir türlü itaat olduğundan insan için saadet ve selametin birinci sebeplerinden bulunduğu cihetle, cümlemizin buralara dikkat ve riayet etmemiz kaçınılmaz bir görevdir.
Uyku
Uyku, ekmek ve su gibi insanın mutlak muhtaç olduğu şeylerden biri ve başlıcasıdır. Eğer uyku gerektiği kadar uyunulmaz ise bedende gevşeklik duyulur. Hiç uyunulmazsa, vücuda fenalık gelir. Çünkü uyku insanın azalarının rahatını ve vücudunun kuvvetini ziyade eder.
Velhasıl uyku bedenin sebeb-i hayatıdır. Ve zihnin yorgunluğunu alır; fakat uykunun vücuda faideli olması, adet ettiğin zaman içinde mükemmel olmak şarttır. Yani ne kadar vakit uyunacak ise o kadar müddet uyanmamakla olur. Bazen olur ki, insan birkaç saat içinde on kere uyanır; böyle uykudan insana faide gelmez.
Uykunun müddeti, yirmiden elli yaşına kadar tam uyku 8 saattir. Elli yaşından yukarı yavaş yavaş az uyku uyunmaya başlanır.
İbretli düşünceler
Adalet olan memlekette, yöneticilerin emrine itaat, kendisine riayet; ve din ve devletin selametine dua ve memleketin iyiliğine ve muhafazasına çalışmak vaciptir; yani herkesin boynuna borçtur. İlim tahsil etmek evvelinden acı görünür ise de, biraz sonraları lezzetine doyulamaz. Olgun ve ahlaklı olan çocuğu herkes sever, hilekâr ve yalancı olan çocuğa kimse itibar etmez.
Ahmak ve akılsızlar ile konuşan akıbet cahil kalır. Büyüdüğün zaman küçüklerin sana itaat etmelerini arzu eder isen, sen şimdiden büyüklerine itaat etmelisin.
Tembel el, adamı fakir eder, çalışkan el, insanı zengin eyler.
Fesat adamlar Hakkı anlamazlar, Allah'ı arayanlar Hakkı tanırlar.
Haylaz evlat babası ve anası için büyük dert, sıkıntı ve tasa olur.
Cenab-ı Hak adil olanlara her zaman ihsan ve lütufta bulunur. Lakin zalimlerin varını perişan eder.
İnsan hatasız, hata tövbesiz olmaz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



