"Hayata küstü alkole sığındı.
Mankendi, paraya para demezdi, alkol bağımlısı olunca dilenci durumuna düştü ve öldü.
Erkek güzeli seçilmişti, jön oldu, şöhretin ağırlığını kaldıramadı, kendini alkole verdi, sonunda darulacezede öldü ve cenazesini belediye kaldırdı.
Otellerin kral dairelerinde kalırdı, sarhoş halde iken kaldırımda ölü bulundu.
Güzel mankendi, kendini alkole verdi, güzelliği kaybolunca meyhane önlerinde kendini alacak kişi bulamadan parasız öldü."
Bu türden haberleri yüreğimiz parçalanarak okuruz.
"Gelin, bu içki meretini yasaklayalım" diye cılız bir ses çıksa bütün bu alkolik haberlerini yazanlar ve onların tuttuğu siyasiler topluca "hayır, irticaya kapı aralanır" diye homurdanmaya başlarlar.
Bu homurdananlardan birine "oğlun veya kızın sarhoşken arabasıyla karşıdan gelen tırın altına dalmış ve ezilerek ölmüş" denilse acaba ne der?
Veya bu irtica karşıtlarına "Torunun okula giderken kaldırımda yürürken sarhoş sürücü dengeyi kaybetmiş ve torununu ezmiş" denilse alkol hakkında neler düşünür?
"Alkol almayanlar da kaza yapabilirler" diye bir savunma geliştirmişler ama istatistiklere bakmamışlar.
Irza tecavüz edenlerin yüzde sekseni sarhoş.
Yol ortasına hanımını bıçaklayarak öldüren sarhoş.
Ana-baba katillerinin yüzde yirmisi sarhoş.
Trafik kazalarında ölenlerin yüzde ellisinden fazlası sarhoş.
Bütün bunları dinledikten sonra "bak, oğlunun trafik kazasında oranı düşürmesi için, gelininin felç kalmasını önlemek için, torununun ezilmesini engellemek için, ülkenin maddi zarara uğramaması için gel, içkinin üretimini, satılmasını, içilmesini yasaklayalım" denilse adamın ezberlediği bir şey var
"Ama o zaman irtica hortlar".
"O ne" denildiğinde "ben de bilmiyorum ama öyle diyorlar" cevabını alabiliriz.
"Peki, uyuşturucunun her çeşidini Allah yasaklıyor.
Dünyadaki bütün doktorlar, insan vücuduna zararlı olduğunda birleşiyorlar.
Alkole bağlı suçlarla ülkeler milyarlarca dolar zarar ediyorlar." denildiğinde "ama batılı ülkelerin yüzüne nasıl bakacağız" endişesi sarıyor insanlarımızı.
Peki, Amerika bir gün bütün alkollü ürünlerin içimini yasaklarsa ne yaparsın?" sorusuna "hık mık" dedikten sonra "Ben o yasağa da karşı çıkarım" diyebiliyor.
Peki, Dünya Sağlık örgütü 2003 yılında Cenevre'de yaptığı toplantıda "Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi" ni imzaladıktan sonra Türkiye Sağlık Bakanlığı 28.04.2004 de imzalayarak 25.11.2004 de Meclis'te kabul edilerek 30.11.2004 tarih ve 25656 sayılı Resmi Gazete'de yayınlandıktan sonra kapalı alanlarda sigara yasağı başarılı oldu.
İçen içmeyen herkes bundan memnun.
Otobüste, trende, uçakta, gemide sigara yağsına hiç itiraz eden olmadı.
Demek ki başarılamaz denilen yasaklar, Allah'ın kullarından gelince başarılabiliyor.
Yasak, batıdan gelince arkasından irtica gelmiyor.
Batının emirlerine uymada sağcımızla azılı solcumuz birleşiyorlar.
Bize de düşen görev, bunların patronlarını İslam'a davet ederek işi kökünden halletmek.
Dünya basınından aldığımız haberlere göre dünya genelinde yükselen değer de İslam'mış.
Demek ki, çoğu gitti azı kaldı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



