Ali Yakup hocamız merhum ömrünün son dönemini İstanbul'da yaşadı. Çok büyük hizmetlerde bulundu. Talebe okuttu. İlme hizmet etti. Örnek bir şahsiyetti. Sünnete uygun yaşardı. Bakıldığında kendisini görenlere Allah (c.c.)'ı hatırlatırdı.
Tahsilini Mısır/Kahire'de yaptı. 1988 yılında İstanbul'da ahirete irtihâl etti.
Üstad Ali Ulvi Kurucu merhum hatıratında Ali Yakup hocamızdan da bahseder. Kısa anekdotlarla onun hayatından kesitler verir.
Mısır'da Usûlüddin Fakültesi'nde okuduğunu, okula gidip gelirken uzak olmasına rağmen vasıtaya binmeyip yürüdüğünü, bunun sebebinin de vasıtaların çok kalabalık olduğu için kızlara vücutlarının değdiğini, bu duruma mâruz kalmamak için yürüdüğünü anlatır. Hocamız kendine mahsus, derviş hâlinin olduğundan bahseder.
Ali Ulvi Kurucu merhum Ali Yakup hocamızın talebeliğinden şöyle bir hatıratını nakleder. Der ki:
Ali Yakup okula gidip-gelirken hep bir eczaneye uğrardı. Eczacı Hıristiyan'dı. Onunla ahbap oldular. Bir gün eczacı Ali Yakup'a şöyle bir soru sormuş. Demiş ki:
- Ali Yakup Bey, bak bizim peygamberimiz İsa (aleyhisselâm), ömür boyu evlenmedi. Fakat sizin peygamberiniz dayanamadı, evlendi. Bu farka ne dersin?
- Bu tabii bir şey.
- Üstad Ali, biri ömür boyu evlenmiyor, diğeri birkaç defa evleniyor. Nasıl tabii olur?
- Hz. İsa (aleyhisselâm), ibnü'l-mer'e, yani kadının oğlu. Babası yok. İlâhi bir nefes. Onda erkeklik dişilik aranmaz.
Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.), erkek (ibnü'l-racul) erkek oğlu erkek.
Hz. İsa (a.s.)'nın
Aile hayatı nasıl idi?
Nasıl bir baba idi?
Nasıl bir koca idi?
Nasıl bir aile reisi idi?
Buralar ondan sorulmaz, araştırılmaz. Çünkü o ilahi bir mucize. Ruhtan bahsedilmediği gibi, onun da mahiyetinden bahsedemeyiz. Kur'an-ı Kerim, Hz. İsa (a.s.) için, ilâhi bir kelime, diyor. Allah (c.c.) ol dedi, oluverdi.
Hz. İsa (a.s.) ilâhi bir nefhadan (nefesten) meydana geldiği için, bir melek gibi bakılır ona. Onu ruhani yaratmış Allah-u Teâlâ. Madde içinde tuğyan (azgınlık) etmiş, rezil-i rüsvay olmuş tabiatını tâdil (değiştirme) etmek için geldi Hz. İsa (a.s.). Bu kadar maddi bir kavmi, bu kadar ruhani bir peygamber ancak düzeltebilir.
Eğri bir odunu düzeltmek için ateşe koyarlar. Sopayı ateşe gösterirseniz yumuşar, mutedil hâle getirirsiniz. Böyle eğri olan Yahudi tabiatını düzeltmek için, sırf uhrevi olarak, Allah-u Teâlâ O'nu gönderdi. Onun için Hz. İsa (a.s.) baba olamaz. Aile reisi olamaz. Zevc (koca) olamaz.
Bundan sonrası Ali Yakup hocamız merhum şöyle beyan eder:
Ben böyle deyince, adamcağız iskemlesinin üstüne yığıldı kaldı. Ayağa kalkamaz oldu. Ben lâfı şöyle tamamladım:
- Yalnız şu sualime dikkat et! Hz. İsa (a.s.)'ı taklit ederek mücerret (yalnız) kaldığını iddia eden kilise ricali (erkekleri), eğer O'nun gibi temiz kalmışlarsa, o zaman bu suali sormaya, münakaşaya girmeye, kendince hakkın olur. Ama kalamadılar. Yok, kiliseye olan hüsn-ü zannından dolayı, o haşerata da hürmetin varsa, kilisenin esrarına girmek istemiyorsan, Jean Jack Rousseau'nun "itiraflarım" diye bir kitabı var, onu okumanı tavsiye ederim, dedim.
Baktım itiraza mecali yok, öyle sandalyesine yığılmış, sadece dinliyor. Devam ettim:
Devamı bir sonraki yazımızda.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



