Aslında bu yazı çok daha önce yayınlanacaktı ama mayınlı arazi işine o kadar daldık ki bu yazı gecikti. Kusura bakmamanız dileğiyle!
Alemdaroğlu'nun iddia edildiği gibi Ergenekon örgütü ile ilişkisi var mı yok mu bilemeyiz!
Zaten işin o boyutu savcıları ve hakimleri ilgilendiriyor!
Savcılar iddialarını ortaya koyuyorlar, hakimler de konuyla ilgili kararlarını verecekler! Alemdaroğlu vak'asının bizi ilgilendiren yanı Alemdaroğlu'nun yaptığı savunma!
Savunmasında hayatı boyunca hukuka aykırılık ve insan hakları ihlalleri ile mücadele ettiğini söylüyor ki bu bize hiç inandırıcı gelmiyor!
Hele hayatını demokrasi, barış ve insan haklarına adadığı yolundaki sözleri hepten inandırıcı olmaktan uzak geliyor!
Açık söylemek gerekirse, biz İstanbul Üniversitesi rektörü oluncaya kadar kendisini tanımıyorduk!
Rektörlüğü döneminde de elle tutulur, gözle görülür icraat olarak başörtülülere karşı verdiği mücadeleden başka bir şeye tanık olmadık!
Zaten kendisi de bugün yargılanıyor olmasını bu mücadelesine bağlıyor ve sırf bu yüzden yargılandığını iddia ediyor!
Ne yalan söyleyelim bu iddiasını da ayakları yere basmayan bir iddia olarak gördük!
Bu iddiaya bakarsanız başörtüsü yanlıları o denli muktedir olmuşlar ki şimdi geçmişte kendilerine çile çektirenlerden hesap soruyorlar!
Oysa garibim başörtülüler hala kendi temel hak ve özgürlüklerine sahip olabilmiş değiller! Hala sıkıntıdalar, hala ikinci sınıf insan muamelesine tabiiler! Hala başlarındaki örtü yüzünden suçlanıyorlar!
Hala adam yerine konmuyorlar!
Bu konumdaki insanların başörtüsüne karşı mücadele vermiş birini yargılıyor olmaları yolundaki iddia komik olmaktan başka bir anlam ifade etmiyor!
Hal böyle olunca Alemdaroğlu'nun hukuka aykırılıkların önüne geçmek için ne yapmış olduğunu gerçekten merak ediyoruz! Ya da insan hakları ihlallerinin önlenmesi için ne yaptığını öğrenmek istiyoruz!
Sakın bize başörtüsüne karşı verdiği mücadelenin hukuka aykırılıkların önüne geçmek için verdiği mücadele olarak yutturulmaya kalkışılmasın!
Zira bu hukuka aykırılığın önüne geçilmesi değil düpedüz bir dayatma mücadelesidir!
Kendisi gibi düşünmeyen insanların kendisi gibi yaşamalarını temin etmek için yapılan dayatma ve baskılar ile insan haklarının ihlalinin önüne geçildiği nasıl iddia edilebilir?
Evet, Alemdaroğlu'nun Ergenekon örgütü ile ilgisi var mıdır yok mudur bilemiyoruz ama bu savunması ile ortaya koyduğu görüşün inandırıcılıkla bir ilgilisi olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz!
Böyle bir savunma ile sonuç almaya çalışmasını yadırgadığımızı ifade etmeliyiz! Adı hep dayatmalarla anılan biri tarafından söylenen bu sözler kimi ikna edebilir?
Alemdaroğlu bu savunmasıyla bizi nasıl insan haklarına duyarlı olduğuna inandıramıyorsa Ergenekon ile bağlantılı olmadığına da inandıramıyor!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




