milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Alçak saldırıya karşı yüksek savunma

06 HAZİRAN 2009
CMT 05:05

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Aslında uzun zamandır bu sayfada yazmıyor olmam, yazamıyor olduğum gerçeği ile açıklanabilir. Ortada bilinçli bir tercih değil, zoraki bir sürüklenme var. Son yıllarda yükselen muhafazakâr liberalizmin zafer çığlığı, her namuslu insan gibi benim de midemi bulandırıyor. Midesi bulanmayanları, hakikati bulamayan midesizler olarak adlandırmamız fazlasıyla haklı bir tespit olacaktır.

Türk okuyucusunun okuduğu herhangi bir metinden beklentisi yüksek değildir ama farklı olabilir. Bazıları sohbet arasında kullanılacak iyi bir repliğin peşindedir. Bazıları ise, 'gâvura ne güzel gâvur dedi a'yı uzatarak' mantığından çıkıp bahçeyi dolaşamamıştır henüz. Bir kısmı silahlarına mermi doldurmanın derdindedir, bir kısmı hakikati aramanın peşinde. Arayışlar hep farklıdır.

Bir okuyucu olarak hakikati aramanın peşinde oldum bunca yıl. Tanıştığım bütün güzel adamları bunun sağlaması olarak görebiliyorum. Ancak okuyucu olarak sürdürdüğüm hakikati arama yolculuğunu bir devletin vatandaşı olarak sürdüremiyorum. Sorun sanıldığının aksine bir devletin vatandaşı olmakla ilgili değil, devletin diğer vatandaşlarıyla birlikte olmaktan kaynaklanıyor. Vatandaşların devletten beklentileri yüksek değilse de olması gerekenden fazlasıyla farklı gelişiyor.

Türkiye'de yüksek binaların sayılarının artması ile alçaklığın artması arasında paralellik görmeyenler yalnızca alçaklardır. Şöyle söyleyeyim; Avrupa'ya gönderdiğimiz ilk müzik öğrencisinin ismi Flütçü Saffet Bey'dir. İtiraf edebilirsek Flütçü Saffet Bey'in ismi bile hepimizin hafiften de olsa kıkırdamasına yol açıyor. Tuhaf buluyoruz. Bu, dille ilgili bir şey... Türkiye ne badireler atlatamadı ki, bugün hemen her semtte açılan çok katlı alışveriş merkezlerini, alçaklığın yuvası olarak isimlendirmem birçok kişi tarafından istihzalı gülüşlerle karşılanacak. Yapacak çok şey yok aslında, "Türk anayasası, işportacılara geniş hak ve yetkiler tanımaktadır."

Esaslı sorular, hakikati bulmanın en güçlü araçlarıdır. Hakikat, peygamber kızının kolunu bile kesecek güçtedir. Kırılan kolun yen içinde kalması sağlıksız bir gelişimi beraberinde getirir. Yen yırtılsın kol dışarıda kalsın diyerek dillendirilmesi gereken en esaslı soruyu soralım: Öyle ya da böyle kurumsallaşmayı başaran büyük küçük her cemaatin, önce televizyon sonra yardım kuruluşu kurması tamamıyla tesadüf müdür? Hemen hepsinin bunu yapması tevafuk mudur?

Cevabı yüce Türk milletine falan bırakacak değilim elbette. Soru, içinde işaretini barındırıyor. Soru sormak için bu satırları işgal ediyor değilim. Rahatsız etmek için buradayım. Bunun için burada olmalıyız. Çünkü bizi kaygılandırması gereken çok şey var.

"Akıl azaldığı oranda kaygı da azalır" der Kierkegaard. Bu topraklar tamlamasının en az bu topraklar kadar laçkalaştığını bilmeme rağmen yine de söylemek zorundayım. Bu topraklara dair içinde kaygı taşıyan insanların sayısı hızla azalıyor. Kierkegaard'un düşüncesini genelleştirmeyelim ama üzerinden yol bulmaya çalışalım. Bu ülke üzerine ya da bu ülkenin dünyada durduğu yer konusunda kaygı taşıyan insanlar hızla azalıyor çünkü aklın hızla azaldığı bir döneme saplandık. Şu soruyu cevaplamadan sonuca ulaşmamız bir hayaldir; Bu ülkede hangi şeylerin zaferi diğer şeylerin zaferiyle uyum gösteriyor? Liberal, muhafazakâr bir iktidar her geçen gün şişmanlıyor. Buna mukabil, Türkiye'de neler şişmanlıyor?

Bu durum yüksek binaların alçak mimarları gibi ters orantılı değil, düpedüz doğru orantılıdır. Açık konuşmak gerekirse ahenk seviyesinin sıfıra yaklaştığı bir dönemdeyiz. Devlet dairelerinde hırsızlığın yasal ihalelerle gerçekleştirildiğini bilmeyen kimse kaldı mı? Elbette hayır. Demek ki muhafazakâr liberal iktidarın zaferiyle birlikte hırsızlığın etkisi de artmış.

Müslüman hırsız olabilir mi sorusunu sormadan kendisini Müslüman olarak tanımlayanların hırsızlığını nasıl anlayacağız? İğneyle çuvaldızın taraflar arasında yer değiştirmesine ihtiyacımız yok, bize lazım olan kim namussuzsa ona namussuzluğunu haykıracak iradeyi gösterebilme cesaretidir.

Varlık, dünyadan ibaret değil. Bildiğimiz halde söyleyemediğimiz çok şeyden biri de budur. Türkiye'de bir zekâ problemine saplandığımızı görmezden gelmek inandırıcılığını yitirdiği kadar masumiyetini de yitirmiştir. Ahlak ve zekâ düşmanlarının, hiçbir zaman bacak bacak üstüne atmayı beceremeyen bir şişmanlıkla arkalarına yaslanıp ona biteni izlediğini hissetmemek için hissiz olmak yeter. Tahmin ettiğinizin tersine bu kötü tablo, devleti ele geçiren gizli güçlerden kaynaklanmıyor.

Günahın tevbesi, en az günahın maliyeti kadardır. Tevbe etmenin muteber şartlarından biri -doğrusunu Allah bilir- öyle sanıyorum ki, günah için harcanan enerji kadar enerji sarf etmektir. İstidatlarımızı anlama adına kullanırsak anlamak da o şekilde mümkün olabilir. Türkiye'de zekânın, ciddiyetin ve ahlakın kundaklandığı bir devirden geçiyoruz. Üstelik bu durum bütün yıkıcılığıyla artıyor. Türkiye'de hangi şeyler diğer şeylerin zaferiyle uyum gösteriyor? Sadece bu bile zihnimizi saf sol karşıtlığından kurtarabilir.

Pragmatik alçaklığın alabildiğine arttığı bu zamanda, hangi gazeteler tirajlarını yükseltiyor? Toplu katliamların artık kötü siyasetçilerin 'içimizden biri' sloganı gibi özümsendiği, içinde bulunduğumuz bu yıllarda hangi televizyonlar reytinglerini artırıyor? Hırsızların Müslümanlığı en güçlü kisve olarak kullandığı bu dönemde hangi şirket patronları fazlasıyla kalın olan enselerini kalınlaştırıyor? Ahenk seviyesinin sıfırı vurduğu bu günlerde kimler yorumcu ya da programcı olarak televizyon stüdyolarını işgal ediyor?

Muhafazakâr izleyici kitlesine yayın yapan televizyon kanallarında, reklamların yüzde sekseninin sırasıyla üç, dört ve beş yıldızlı otellerden oluşması, hangi gerçekliğin küfür etmemize sebep olan boyutudur? Öyle lanet bir yüzyılda yaşıyoruz ki, reklamların gerçekliği programların gerçekliğinden çok daha güçlü hale geldi. Kırk beş dakika boyunca Medine'den esintiler programına saplanan muhafazakâr izleyicinin gözyaşlarının sahte olduğunu, izlediği kanalın yayınladığı otel reklamına bakarak anlamamız mümkünken, bu soytarılığa sığ bir sol karşıtlığı yüzünden ses çıkaramıyor olmamız ne ile özetlenir?

'Geminin teşbihe ihtiyacı yoktur' diyen Hakan Arslanbenzer kısmen haklı. Geminin teşbihe ihtiyacı yoksa da tayfaların tespihe ihtiyacı vardır. Bu gerçeği görmezden gelirsek, geminin çoğu zaman sadece teşbihle ayakta tutulduğunu da görmekte zorlanırız. Hâlbuki bu öyle tayfalara sahip bir gemidir ki onu denizden ayıran en önemli etken tayfaların tespihle olan rabıtalarıdır. Deniz dalgalarına göre din değiştirenlerin söylediklerine inanacak olsaydık hem tespihle hem de tevhidle olan irtibatımızı çoktan kaybetmiştik.

Efendimiz Yunus Emre, denize muteber bir imge görevi veriyor. Onu olumsuz kullanmak elbette haddime düşmez. Hırsızların hakikatte boğulmalarını istiyorum sadece bu. Yunus Emre bunu anlayacaktır!

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 06.06.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: mide, soru, millet, toprak,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Yusuf Genç

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Numan Kurtulmuş yepyeni bir ülkenin habercisi olabilir!
    2. ‘Kılıç kımıldadığı müddetçe düşman kımıldamaz’
    3. Uzun sözün kısası
    4. İnsanlar ve domuzlar!
    5. Haber siteleri neyin haberini verir?
    6. Ali Şükrü Bey niçin öldürülmüştü?
    7. Yalnız doğurandır doğruyu bulan…
    8. İyi göremeyenler yavaş yürümelidir!
    9. İstanbul halkının parası, Yahudi mezarına mı gidecek?
    10. İsmet Özel’e hakkını verecek miyiz?
    1. Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te değil, 7 Haziran 1924’te kabul edildi!
    2. İsmet Özel’e hakkını verecek miyiz?
    3. Numan Kurtulmuş yepyeni bir ülkenin habercisi olabilir!
    4. Bir İsmet İnönü portresi
    5. Sait Faik’in hikâye dünyası
    6. İzmir suikastını, İsmet İnönü mü tertip ettirdi?
    7. John Maynard Keynes’i yıkmanın on altın kuralı
    8. Malcolm X ve Fidel Castro
    9. Ana haber sunucusu kaç paralık teröristtir?
    10. Türkiye’de muhafazakârlık
    1. Ana haber sunucusu kaç paralık teröristtir?
    2. Mançurya da kahrolur, niye kahrolacaksa*
    3. Bin hırkayla üşüyün, bin lokmayla boğulun
    4. İsmet Özel’e hakkını verecek miyiz?
    5. Gördüğümüz yer, durduğumuz yerdir
    6. Kâfire mucize gösteremezsiniz
    7. Kılıçlarımızı ancak kalkanı almak için bırakmalıyız!
    8. İzmir suikastını, İsmet İnönü mü tertip ettirdi?
    9. Hasan Aycın ve Kudüs Ey
    10. Ümmetin namusu, tüfeklerin namlusundadır!
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    10. Hac kuraları yarın çekilecek
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek