milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • FİLİSTİN'DE ULUSAL UZLAŞI HÜKÜMETİ KURULMASI İSTENDİ
  • RAJOY: "İSPANOL BANKALARINA HİÇBİR KURTARMA OLMAYACAK"
  • 2012-ALS SONUÇLARI AÇIKLANDI
  • ESED'İN BAŞINA 450 BİN DOLAR ÖDÜL KOYDU
  • YUNAN GAZETECİLER GREVE ÇIKTI

Alçak koltuk kadar önemin yokmuş ey Filistin

23 MART 2010
SAL 03:40

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

İsrail karşıtlığı, günümüz dünyasında zulme, haksızlığa, bencil, şımarık ve barbarca tavırlara cephe almanın simgesi gibidir ve tüm bunları içeren bir kapsama sahiptir. Kasıtlı olarak anti-Semitizm veya Yahudi aleyhtarlığı olarak ele alınmasına değinmeye bile gerek yok. Ondan tamamıyla farklı olduğunu, anti-semitizme yormaya çalışanlar da biliyor çünkü. Devlet erdemine ve ciddiyetine yakışmayan hareket tarzı, başına buyrukluğu ve orantısız şekilde kin güden (katliama varan) uygulamalarıyla İsrail'e karşıt olmak, modern insanın olmazsa olmaz vicdan kriterlerinden biridir demek bile mümkün olabilir.

Bu ifadeye önyargıyla yaklaşacak insanlara biraz sükûnet tavsiye etmeli. Mesela, milyonlarca insanın gözleri önünde İsrailli askerlerin Filistinli çocukların kollarını, bacaklarını kırmasını, Gazze şehrini dış dünyaya kapatıp hastane, okul dahil her yeri insafsızca ve vahşice bombalayan İsrail ordusunu, parçalanmış bebek ve çocuk görüntülerini, savaş atmosferinde bile kullanılması yasak olan fosfor bombasının tamamen savunmasız insanlara karşı kullanılmasını, çocuğunu korumaya çalışan bir anneye silah doğrultan asker görüntülerini zihinlerinde canlandırsınlar veya bir zahmet bizzat bu görüntülere baksınlar. Bazı insaflı Yahudiler bile, bu terörist devlet olgusunun farkındadır ve bu kendini bilmezliğe isyan halindedirler. (Elbette ki, inanç noktasındaki bazı detaylar yüzünden karşı olanlar da var) Ciddi manada insanlığın başına bela bir unsur haline gelmiştir ve "cılız" tepkileri önemsemediklerini de ısrarla ve meydan okurcasına dillendiriyorlar. Bu noktada, bu zalim ve şımarık yaklaşıma (dolaylı veya doğrudan) bu cesareti verenleri aklımıza getirmekte fayda var. Aynı şekilde, "cılız" tepki veya amaca hizmet etmeyen çıkışların da zalimi zulüm de daim kıldığını hatırlatmaya gerek yok sanıyorum. Daha da güçlendiriyor haliyle.

Ortadoğu'nun bağrındaki bir hançer tanımlaması, gerçekten de tam olarak anlatıyor bu devleti (veya her neyse artık). Toprak satın almalarıyla azar azar yerleşmeye başlayan Yahudi nüfusu, ilerleyen zamanda kurdukları terör örgütleriyle de bugünkü mevcudiyetlerinin temelini attılar. Şiddet eylemlerinin, Araplara karşı saldırılarının, toplumun huzurunu bozucu faaliyetlerinin önemli bir aktörü olan Irgun örgütü, daha sonradan kurulacak olan İsrail devletinin de yönetici kadrolarının (askeri ve siyasi) çekirdeğini oluşturdu. Bir bakıma, insanların bu terörist oluşuma öfkelerini yansıtırken, aynı zamanda da tarihi bir gerçeği de anlatıyor aslında "terör devleti" ibaresi.

Cetvelle çizilmiş sınırlar

Ortadoğu'ya bu hançerin saplanmasına 1917'deki Balfour Deklarasyonu sebep oldu. Diplomasiyi her daim akıl sır erdirilemeyen bir kurnazlıkla (!) icra eden İngiltere (bunun en güzel örneği olarak Ortadoğu'da cetvelle çizilmiş sınırlara, karman çorman edilmiş etnik ve demografik yapılara sahip, azınlıkların çoğunluklara hükmettiği devletlerin vücuda getirilmesini sayabiliriz. Mesela, Irak'ta Şii çoğunluğa Sünni azınlık hükmetti yıllarca ve Suriye'de de Sünni çoğunluk, Nusayri azınlığın tahakkümünde yaşadı) 1920'de Filistin üzerindeki mandasının Milletler Cemiyeti'nde tanınmasını sağladı. Bundan sonra da bir Yahudi Bürosu eliyle, İngiltere Filistin'deki Yahudi haklarına aktif olarak eğilmeye başladı. Her geçen sene artan Yahudi nüfusu ve yukarıda bahsettiğimiz Yahudi tedhiş eylemleriyle başlayıp, 1948'de devletleşmeye varan kanlı bir süreç yaşandı. Bir ulusun toprakları açıkça elinden alındı, işgal edildi, insanların hayatları ve vatanları tarumar edildi. Zorla ve tüm dünyanın ölüm sessizliği eşliğinde yapay bir devlet oluştu. Geçen 62 seneye rağmen, hala mevcudiyetini sürdürme noktasında korkuları olan bir devlet İsrail ve attıkları her adım ve hayata geçirdikleri her uygulamada hem bu korkunun izleri var, hem de binlerce yıldır özlemle yaşattıkları inançlarını hayata geçirebilmenin heyecanı.

Maalesef, onlar bu heyecanla neredeyse gözlerimizin önünde Mescid-i Aksa'yı yıkacaklar, ancak koskoca İslam dünyası ve tüm dünya, ah vah etmekten, "ayıp oluyor" demekten ve sabun köpüğü efelenmelerden öte bir şey yapamıyor veya birtakım hesaplarla yapmıyor. İsrail'e bir çöp tanesi düşse 1 hafta aralıksız bombardıman yapacak kadar hınçla, kinle ve vicdansızlıkla saldırıca, ancak ve ancak katliamları, insafsızlıkları ayyuka çıkınca, ölü sayıları artınca tepki veriyoruz, "dayılanıyoruz". Kimse inkâr etmesin, Filistin sorununu da herkes kanıksadı ve "Kudüs bir gün bağımsız olacak" veya "Mescid-i Aksa elbet bir gün işgalden kurtulacak" tarzı ifadeler "fasulyenin faydaları" kadar anlamlı ve içten söylenen sözler.

Cılız tepkiler...

Kendimize bakalım önce. 28 Mart 1949'da İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülkeyiz. 2007 Kasım ayında Şimon Perez, ilk kez bir Müslüman ülke parlamentosunda konuştu ve ayakta alkışlandı. Elbette ki, bu ülke Türkiye'ydi. İki ülke arasında, özellikle bir kısım Türk basınında ısrarla gündemde tutulmaya çalışılan ve var olduğu özellikle "vurgulanan" bazı anlaşmazlıklara rağmen, çok sıkı askeri, siyasi ve diplomatik ilişkiler hala devam ediyor. Türkiye'nin Filistin meselesine, dolayısıyla da İsrail'e bakışı, "tavşana kaç, tazıya tut" demekten farksız. Tepkiler engellenemez olunca ve kamuoyu baskısı artınca yapılan çıkışların samimiyeti sorgulanıyor haliyle. (Davos hadisesi) Verilen tepki, kitlelerin gönlünü soğutmak dışında hiçbir anlamlı sonuç vermiyor, hatta sıcaklığı dahi geçmeden yaraları (!) sarılmaya çalışılıyor. Konya'da yapılacak ortak bir tatbikat, yine ayyuka çıkan tepkiler üzerine İsrail hariçte tutularak yapılıyor. Bunun dışında her türlü ilişki, anlaşma vs. devam ediyor. Toplumun "gazının alınması"na da aynen devam.

En son "alçak koltuk" olarak ünlenen rezalete, görünürde biraz daha sert bir tepki veriliyor. Ancak, öğreniyoruz ki, "Türkiye'nin Tel-Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol, konutunda İsrail Parlamentosu Knesset'teki Türkiye-İsrail Dostluk Grubu üyelerine bir öğle yemeği vermiş. Alçak koltuk mağduru büyükelçi Çelikkol'un bu jesti, 'ilişkilerdeki soğukluğun giderilmeye başladığının işareti' ve 'ilk adımı' olarak değerlendirilmiş. Türkiye'nin 'İsrail ile İslam ülkeleri arasındaki köprü oluşuna' ilişkin misyon görevi üzerinde de epeyce durulmuş." (Kulis Ankara / M.Kurdaş-M.Yılmaz, 19 Mart, Millî Gazete) Ne söylenebilir ki buna?

Bütün bu tepkilerin samimiyeti, atılan adımların etkinliği oldukça sorgulamaya muhtaç. Zalimi zulmünde daim kılıyor bu "cılız" tepkiler, tribünlere yönelik tedbirler. Kilometrelerce ördükleri duvar da, Mescid-i Aksa'yı yıkmaya yönelik tüneller de yerli yerinde, kafasına göre insanları tecrit ediyor, katlediyor, zulüm üzerine zulüm yapıyor ve biz, yine, 24 Nisan'da Obama'nın soykırımı kabul etmemesi için milyon dolarları Yahudi lobilerine, verdiğimiz ihaleler karşılığında milyar dolarları İsrailli firmalara akıtmaya devam ediyoruz. Yarın öbür gün, insanlıktan utanacağımız bir katliam yapana kadar yine sesimiz soluğumuz çıkmayacak. O günün sıcaklığıyla beddua eder, kınar, elçimizi "istişare" için anavatana çağırırız, o kadar. "Alçak koltuk" krizinde kopardığımız fırtına, verdiğimiz tepki, sanki şu anda Filistin'de her şey çok güzelmiş gibi, sadece yeni bir katliamda veya insanlık suçunda gelecek bizlerden. Onun da samimiyetini tartışmak bile anlamsız zaten. Ey Filistin, kendin için gözyaşlarını biraz da bizim için dök. Bir "alçak koltuk" kadar bile değerin yokmuş meğer.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 23.03.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: agd, anadolu gençlik, kerem öncel, öğrenci, ısparta, tuzla, üniversite, arnavutköy, darıca, erbakan, israil, filistin, sakarya, kur'an, çanakkale, hatim, şehit, rtük, şevket kazan, refah-yol,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Burak Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Demek ki pamuk ipliğiyle bağlı ekonomi
    2. Stres testiydi, hayat memat meselesi oldu
    3. Hükümete göre kriz 2013'e mi sarktı?
    4. Gitti eskisi, geldi yenisi
    5. Ne bu şiddet, bu celâl!
    6. Sütler psikolojik olarak zehirledi
    7. Dış politikamızın şahidi Biden
    8. Çengelköy sırtlarında
    9. Kapalıçarşı'nın kiremitleri
    10. Takla at, olmadı göbek at!
    1. ABD 2008 Başkanlık Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme:
    2. 31 Mart olayı ve bugünkü rol değişimi
    3. Fotokopi çekilir, vatandaş çoğaltılır!
    4. Tepkini sevsinler...
    5. Neo-Köylü!
    6. 24 Ocak 1980: Küresel pranganın takılması...
    7. Geldi yine üç harfli, zaten hiç gitmemişti ki…
    8. Son zamanlar için güncel sözlük
    9. Hayır kurumu değillermiş
    10. Oyları böl ki, oyun bozulsun!
    1. Borsa işsizlikten önemlidir
    2. Son zamanlar için güncel sözlük
    3. Hasan çalışacak, İzak yiyecek
    4. Kafası karışık muhafazakârların halleri
    5. Lüks herkesin hakkıymış!
    6. Yine mi ses etmeyelim?
    7. Ahlâk da bitti, insanlık da
    8. İşsiz Adam ağlıyor
    9. Darbecisi de birdir gözümüzde, gizli gündemlisi de...
    10. Bir aceminin kongre izlenimleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    10. Hac kuraları yarın çekilecek
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek