Pazar günü yazımda Sayın Bekaroğlu'nun bir TV röportajını anlatıp yorumlarken, gazetecilerin de buna dikkat çektiklerini söylemiştim. Buna Sebahattin Önkibar'ın bir buluşu da eklendi: "Mağduriyet üzerinden siyaset yapmamak." Gerçi Önkibar bu hasletini Numan Bey siyasetinin şaka babında kusuru gibi gösteriyordu ama anlaşılıyordu ki bu, Tayyip Bey siyasetiyle karşılaştırınca bir erdemdir ve onu, Tayyip Bey siyaset tarzına karşı, en başta gelen erdemlerden biri saymak gerekiyordu.
Şimdi bu böyleyken, Numan Bey ve Bekaroğlu, korku, yaşam tarzı ve mağduriyet üzerinden siyaset yapmaz ve büyük kitlelerin övgüsünü toplarken bazı Saadet Parti'li yazar arkadaşlarımız hâlâ neden CHP'nin bile terkettiği lâiklik, 28 Şubat gibi polemik araçlarını kullanırlar yazılarında, anlaşılır gibi değil. Saadet Partisi'nin darbeyle, orduyla, bir problemi mi var? Bunların "savcı"sının kim olduğu bizzat kendi itiraflarıyla anlaşılmıştır. Aynı hedefe yönelip aynı polemik tarzını kullanmak iktidarın ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir.
***
En son TSK'nın Kayseri'de, kendisine karşı yapılan bir provokasyonu ortaya çıkardığını gördük. TSK mensuplarının güvenlik için gitmemeleri gereken yerleri emniyetten sormuş, verilen cevapta "Emniyet kısmı silinmiş" ve TSK'nın Kayseri esnafını fişlemediğine dair haberler çıkarılmış. Bu haberlerde kullanılan astsubaylar bulundu ve tutuklandı. Saadet Partisi temiz siyaset yapıyor ve bu tavır, AKP'nin akıl erdiremiyeceği kadar sempati ve ilgi topluyor halk ve aydınlar nezdinde.
***
Başbakanın, Galatasaray maçına gittiği stadyumda nasıl ıslıklandığını ve hatta yazmak çok düşündürücü ama yuhalandığını bütün kanallar gösterdi.
Bir manzara da Kırıkkale'den geldi. Türk halkı artık politika öğreniyor ve bu yüzden de kirli politikayla temizini ayırdetmeyi başarıyor. Valinin, AKPmilletvekilinin ve belediye başkan adayının yaptığı bir kahve toplantısı hadiseli oldu. Halk "Vali, AKP'nin valisi mi devletin valisi mi?" diye kahveyi terketti. Ardından milletvekili de terketti. Vali de kendine göre bir şeyler söyledi ve gitti.
AKP'lilerin bakan, milletvekili düzeyinde yaptıkları:
"Bize oy vermezseniz, Ankara'da belediye işleriniz kolay olmaz" anlamındaki suç olan tehditleri de halkı artık ikna değil, tahrik etmeye başladı. İntiharların, iflasların birbirini kovaladığı şu günlerde, Antalyalı bir nine, Adalet Bakanı'na unutulmaz lâflar söyledi:
"Utanmıyor musunuz oy istemeye, size oy moy yok" diye çok sert bir tavırla cevap verdi.
Zulm ile âbâd olunmaz. AKP bunun neticesini seçimlerde görecek ve TEDBİR'in TAKDİR'e uymadığını anlayacak. Türk halkı bu gerçeği yıllardır şarkı olarak söylüyor. "Neyleyim tedbire takdir uymuyor" diyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



