Seçim sonuçlarını değerlendiren bazı köşe yazarları Saadet Partisi konuşmacılarını AKP’ye karşı sert uyarılarda bulunmalarına bir anlam veremiyorlar. Öncelikle ErbakanHoca’nın SİYONİZM tehlikesi ile ilgili açıklamaları onların garibine gitmiş.
Demek ki bu medya mensupları gibi seçmen çoğunluğu dahi, ayrıntıları anlayıp dinlememiş, horoz dövüşü psikolojisine kapılmış. Bu sebepten kısa kısa ana hatlarıyla, Saadet Partisi’nin diğer belli başlı partilerden temel farklarını tekrar açıklamak istiyoruz:
1-Bizimle AKP ve benzerleri arasında AYDINLIKLAKARANLIKkadar fark vardır. Başka bir deyişle, AKP’nin ampulleri, içinde bulundukları zifiri karanlığı aydınlatmaya kafi gelmemiş olmalı ki ortada hâlâ farkı fark edemeyenler var.
2-Saadet Partisi idealist bir partidir. Mâneviyatçıdır, ahlâk ve faziletin topluma nizam vermesini hayata geçmesini ister.
Diğerleri materyalisttir. Her işin başı paradır felsefesinin zebunudurlar. Ahlâk nizamı gerçekleştiği takdirde hukuk nizamına gerek kalmayacağının farkında bile değildirler.
Çarpıcı bir örnek verelim: 12 Eylül darbesinden sonra Mamak Mahkemesi’nde yargılanırken, hãkim, “Siz niçin, iktidarınız döneminde her ilçeye bir imam-hatip lisesi açmaya kalkıştınız, bunun sebebi neydi?” diye sordu. Bir arkadaşımız şu kesin cevabı verdi:
-Hakim bey, sizin sisteminizde, bir genç terörist olup, idama mahkûm edildikten sonra, o genç asılırken hoca efendi çağrılarak ona telkinat verdirilir. Bizim uygulamalarımızda ise, gençlerimiz ahlâk ve mâneviyatla yetiştirilir. Dinini, milliyetini, manevî kişiliğini kazanır, topluma faydalı bir kimse olur. Terör ve emsali suçlar söz konusu olmaz.
3-AKP ve benzerleri, aşırı faizci ve aşırı kapitalist bir ekonomik görüşe sahiptirler. Onlara göre her işin başı paradır. Onun için ekonomik bağımsızlığımız elden gitmiş, ülke IMF’nin ve Siyonist global sermayenin eline düşmüş, bunun önemi yoktur.
Şu son günlerde, her işin başı paradır felsefesi o derece zihinlerine yerleşmiştir ki, giderek ülkemizde satılmadık banka, satılmadık işletme, satılmadık millî nitelikte kuruluş kalmayacaktır. Siyonist sermaye bir ejderha gibi, ülkeleri sömürecektir. Bu asırda topla tüfenkle yapılan istilalardan daha vahim olan tehlike budur.
Saadet Partisi ise, faize karşıdır. Faizin büyük halk kitlelerini istismar etmemesi için, sağlıklı ekonomiye geçme kararındadır. Bu prensibi girmiş olduğu koalisyon hükümetleri içinde bile uygulamış, kendi gücüyle bu ülkenin yabancılara muhtaç olmadan, hızla kalkınabileceğini ispat etmitir.
4- Biz şahsiyetli bir dış politika izlenmesinden yanayız. Türkiye’nin ABD ve AB’nin uydusu veya bir vilayeti olmasına şiddetle karşıyız. Bunun için ilk adım olarak D-8’leri kurduk, yeni bir dünya kurulur Türkiye o dünyadaki yerini alır diyoruz. AKP ise, Evangelist ve Siyonist ittifakının kurduğu haçlı ordusu İslâm dünyasının göbeğine kadar istilâ ettiği ve güneydoğumuzda yeni bir İsrail kurarak, ülkemizi güneyden kuşattığı halde, Erdoğan, hâla, bu ırkçı emperyalizmin projesine eşbaşkanlık yapmak gibi bir gafletin içerisindedir.
Türkiye eğer, yeniden iktidara gelen AKP aracılığıyla, siyasî ağırlığını 1 Mart tezkeresi esnasında yaptığı gibi ABD terazisine koymaya devam ederse, dünya dengelerini barıştan yana değil, savaştan yana koyarsa, Condoleezza Rice’nin dediği gibi, ABD, Türkiye dahil, bütün İslâm ülkelerini işgal ederek, cümlesinin siyasi haritasını değiştirmeye ve herbirisinin başına bir Karzai, bir Allavi veya bir Talabani dikip, yeni bir sömürge imparatorluğu kurabilecektir.
5-Biz Millî Görüş harekatını niçin başlattık?
Hakkı söylemek, insanlığın insanlığını yücelten, ahlâk ve mâneviyat ve fazilet hasletlerini, eğitim yoluyla toplumda hayata geçirmek, bu sayede millet ve memlekete Saadet ve Selamet ve Huzur getirmek için başlattık.
Gözüken odur ki, dünya genelinde, önceleri mevcud olan “her işin başı midedir” diyen komünist ve sosyalist modeller çökmüş, iflâs etmiştir.
Yakın bir gelecekte, azmanlaşmış olan “her işin başı paradır” diyen dengesizlikleri temsil eden siyasî ve ekonomik politika modelleri de çökecek, iflâs edecektir.Zira karanlığın en kesif olduğu an, şafağın en yakın olduğu andır.
Bizler Millî Görüşçüler olarak, her iki felsefenin de karşısındayız. Yolumuzdan dönmedik, Allah’ın izniyle asla dönmeyeceğiz. Bu batıl felsefelerin rüzgârına kapılarak, iktidara gelmeye mevki ve makam sahibi olmaya da hiç niyetimiz yoktur. Buna tenezzül etmeyiz.
Gerçekler mutlaktır, kahir çoğunluklar, aksine oy verse de 2 çarpı 2’nin dört edeceği kuralının değiştirilmesinin mümkün olamayacağı gibi, savunduğumuz gerçekler de değişmeyecektir.
Milletimiz bizi hizmete çağırırsa, kaldığımız yerden hamlelerimize devam edeceğiz. Hizmete çağırmadığı taktirde:
“Sizden bir topluluk olsun, iyiliği emretsin, kötülüklerden uzaklaştırsın, gerçek kurtuluşa erişenler bunlardır” mealindeki değişmez prensiplere uyarak, uyarı vazifemize devam edeceğiz.
Arkadaşlarımız nezaket icabı AKP mensupları, “Millî Görüş gömleğini çıkardılar” diyerek, ayrılanların yuvalarına dönmeleri için bu izahı yapıyorlar. Ama gerçeklere inildiği takdirde, onların “her işin başı paradır diyen materyalist görüşün siyasi ve ekonomik modeline inandıkları, bizim ise her işin başı ahlâk ve mâneviyattır diyen görüş istikametinde mücadele verdiğimiz anlaşılacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



