Ömer Bin Abdulaziz, Süleyman Abdulmelik'in iktidarı kendisine devretme niyeti karşısında tereddüt gösterir. Zira devlet yapısı bozulmuştur ve selefleri kötü bir haşiye/çevre tarafından kuşatılmıştır. Bunun üzerine imtina etme fikri kendisine ağır basar. Bu noktada iki tarafın da dostlarından olan Reca Bin Hayave devreye girer ve Ömer Bin Abdulzaziz'den müsterih olmasını ister. 'Tezgahına göre müşteri bulunur' der. Bu söz şöyle anlaşılmalıdır: İyi adamın iyi çevresi ve haşiyesi (bitanetü's salih) olmasına mukabil kötü adamın da kötü çevresi (bitanetü's su) bulunur. Nasıl ki müvekkel melekler sahiplerine hep doğruyu telkin ederlerse şeytan da avenelerine hep hile tavsiye eder. Reca Bin Hayeve'nin nasihatını dinleyen Ömer Bin Abdulaziz sergisini açar ve salih müşterileriyle karşılaşır. Arap Devriminin temel nedeni iktidarların akıl tutulması ve halkın da korku duvarını aşması ve reşit hal gelmesidir. Dolayısıyla akılsız liderler reşit toplumları yönetemezler. Reşit toplumların en önemli vasfı şura ve ortak aklın devreye sokulmasıdır. Bundan dolayıdır ki Hazreti Peygambere istihlaf eden veya vekalet eden sisteme reşit hilafet yani aklı başında hilafet denmiştir. Emevilerle başlayan siyasi sapma sürecine ise 'imaretü's sibyan' demiştir. Yani akıl tutulmasıyla malul çocuksu ve sabi iktidarlar dönemi. İsam el Aryan, Mübarek'in parlamento seçimlerinde kabul edilemez oranda hile yapması üzerine rejimin bir akıl tutulma süreciyle karşı karşıya olduğunu yazmış ve bu süreç rejim değişikliğine yol açmıştır.
Reşit iktidarların en önemli vasfı şura ve ortak aklı ikame etmek ise yöntemleri de yumuşak güçtür. Akılsız ve nobran iktidarların en önemli vasfı aşırı güce başvurmalarıdır. İngilizce tabiriyle 'hard power' tekniklerine başvurmalarıdır. Bush'lar böyle idi. Güç insanı ahmaklaştırır ya da ahmak liderler orantısız güce başvururlar. Reşit iktidarlar ise gücü mutlaklaştırmazlar sadece hakkı hakim kılmak için yardımcı araç olarak kullanırlar. Yine reşit olmayan rejimlerin en önemli yanlarından birisi de kral soytarıları bulundurmalarıdır. Onlar akılda değil eğlencede ortak ararlar. Aynen bunu Arap Devrimlerine direnen yapılarda da görmekteyiz. Mısır'da sahibinin sesi tıynetinde kimi sanatçılar Mübarek ve rejimine destek verdiler. Suriye'de Dureyd Lahham gibi drama ve komedi sanatçılarından bir çoğu Beşşar rejimine Arapların 'harka' dedikleri cinsten yani nobranca ve hoyratça destek vermişlerdir. Bunlar eski devirlerde anılan kral soytarılarından başka bir şey değildir. Oysaki, bugün Suriye tahtında güya Cemal Paşa'ya düşman ama gerçekte Cemal Paşa'nın tahtına kurulmuş Esat hanedanlığını görmekteyiz. Beşşar Esat bugün modern bir Cemal Paşa'dır. Ve Cemal Paşa gibi Suriye halkına kıymaktadır. Cemal Paşa idaresindeki Suriye Osmanlı açısından çözülme merkezi olmuştur. Cemal Paşa'nın siyasi olarak ve İstanbul'da kimi İttihatçıların da ideolojik olarak yaptıkları Arapları Türk idaresinden soğutmuştur. Esat'lar ilk başlarda coşkuyla karşılansalar bile zamanla 'Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu' misali Cemal Paşa idaresini bile aratır olmuşlardır. İşte Hama işte Dera.
Cemal Paşa Suriye'de çok büyük akılsızlıklar icra etmiştir. Sonrasında gelen Esat'lar rejiminin akılsızlığına dair anlatılan birçok fıkra vardır. Cemal Paşa nasıl Suriye'nin Osmanlıların elinden çıkmasına zemin hazırlamışsa Beşşar ve vitrini olduğu iktidar da Suriye'nin Nuseyri azınlığın elinden kurtulmasına sebebiyet verecektir. Bunlar Karakuşi fıkralarına taş çıkartacak cinsten işlemler gerçekleştirmektedir. Lübnanlı kayıp imam Musa Sadr'ın Nuseyriler hakkında 'Müslümandırlar' yönünde fetva vermesinin zıddına o dönemde İhvan-ı Müslimin veya benzerleri İbni Teymiyye'nin bu dini topluluk hakkındaki fetvasını nazara verirler. İbni Teymiyye onlar hakkında olumsuz bir kanaate haizdir. Bu fetva ve referans ile Müslüman Kardeşler rejime karşı muhalefet yürütmektedir. O günlerde bu fetvayı duyan Savunma Birlikleri Komutanı (Seraya ed Difa) Rıfat Esat bir tamim/genelge yayınlar ve İbni Teymiyye'nin ölüsünü veya dirisini getirene 100 bin Suriye Lirası vaat eder. Miskin, İbni Teymiyye'nin asırlarca önce öldüğünü ne bilsin? Günümüzde başka bir fıkra da Halepli Abdurrahman Kevakibi hakkında anlatılmaktadır. Kevakibi, istibdat yani siyasi zorbalık düşmanıdır ve bu yüzden rejim tarafından mimlenmiştir ve Esat rejimi, hakkında arama emri çıkarır. Arama emri bütün kavşaklara gönderilmiştir. Vasfa uygun bir Abdurrahman Kevakibi aranmaktadır. Aramalar netice vermez ve Abdurrahman Kevakibi adında reşit birisine rastlayamazlar. 'Tebaiu İstibdat/İstibdadın karakterleri' kitabının yazarını ele geçiremezler. Lakin bir gün amaçlarına ulaşırlar ve kavşakta adı Abdurrahman Kevakibi adında bir çocuğu ele geçirirler! Derhal maznun ve sanık olarak çocuğu maa işkence sorgulanmak üzere en yakın karakola gönderirler. Dera'da 15 yaşındaki çocukları duvara yazı yazdı diye işkenceye tabi tutan rejimden daha aklı başında bir muamele mi bekliyordunuz yoksa?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



