milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

Ahlâksızlardan ne öğrenilir?

05 ŞUBAT 2012
PAZ 01:35

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Katip Çelebi'nin "Ben ahlâkı ahlâksızlardan öğrendim" argümanını ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. Ahlâk gibi evrensel bir "değer" nasıl olur da ahlâksızlardan öğrenilebilirdi? İşte size öğrenilmesi ve onlar gibi yapılmaması gereken iki "ahlâksızlık" örneği! Günlerden bir gün Üsküdar Sapağı'ndan Gebze'ye giden münibüslerden birinde yolculuk yaptım. Bindiğimde münibüste birkaç yolcu vardı, orta yerde bir koltuğa oturdum. İş çıkışı saati olduğu için Uzunçayır'da müşteri yoğunluğu-bereketi vardı. Kısa bir müddet içinde münibüs doluverdi. Buna rağmen şoförün gözü doymuyor, her karaltıya hücum ediyordu.

Her akşam vakti olduğu gibi İstanbul Anadolu yakası  E5 yolundaki trafik yoğunluğu had safhadaydı. Kural tanımayan şoför, bazan doğru gidiyor bazan direksiyonu doksan derece kırıp otobüslerin, diğer vasıtaların önüne kırıveriyordu. Fazladan bir yolcu alabilmek için taklalar attırıyor arabaya. Onun gibi davranan diğer sürücüler yüzünden duraklardaki trafik tam bir keşmekeş içindeydi. Kimi vasıta, durağa girmek için, kimi duraktan çıkmak için, kim de durak haricinde yolcu kapmak için uğraşıyordu.

Kimi insan da bu saatte herhangi bir vasıtada yer bulup evine gitmek için acele ederken, kim de elinde telefonla iş ya da ahbap görüşmesi yapıyordu. Sivil hayat denilen şey buydu herhalde dedim kendi kendime! Epeydir trafiğin böylesine yoğun olduğu bir saatte münibüs yolculuğu yapmamıştım. Çünkü genellikle trafiğin "ölü saatleri"ni tercih ediyordum.

Hayatın akışını ve dinamizmini yakalayabilmek için "hayatın içine damardan girmek" gerekir. Hayatın her bir kesimi ve safhası birbirinden farklı, fakat birbirinin devamı niteliğindeydi. Gün içinde hastahaneler ayrı bir görüntü verirken, yollarda farklı bir çile yaşanıyordu. Hayat tam bir "koşu"ydu. Öyle bir koşu ki koşmazsanız kaybediyor ve yarıştan düşüyorsunuz.

Gözlemlediğim kadarıyla "iş" ve "yol" yorgunluğu herkesin yüzünden belli oluyordu; insanların sinirleri iyice gerilmişti. İster bay ister bayan olsun, yüzlerindeki olağan dışılık tedirgin ediciydi. İnsanlar patlamaya hazır bomba gibi göründüler gözüme, sanki burunlarından soluyorlardı.

İşte böyle bir atmosferde en arka koltukta oturan bir "vatandaş!" oldukça yüksek bir sesle telefon görüşmesi yapmaya başladı. Konuştuğu kişiyle alacak-verecek ilişkisi yaşadığı konuşmasından belli olan bu kişi, karşısındakine meydan okuyordu: "Kimin varsa topla gel ama ben yalnız geleceğim!" diyerek kendine acındırmaktan da geri durmuyordu.

Telefonla tartışmasını sürdüren kişi aynı şeyleri tekrarlamaktan bıkmıyordu. Benim dahi sinirlerim öylesine gerildi ki, "Lutfen biraz yavaş olur musunuz" diye müdahale etmeyi geçirdim içimden. Fakat yine de sabrı tercih ettim. Çünkü kendini bilen ve laftan anlayabilecek biri böyle bir telefon görüşmesi zaten yapmazdı. Onu muhatap almak, edepsizle "edepsizlik yarışına girmek" olurdu.

Düşüncesizliğin ve densizliğin bu gibi renklerine hayatın her alanında rastlıyoruz. Hele İstanbul "büyük şehir" olduktan sonra! Bu arada büyük harflerle yazılmış ve ışıklandırılmış "İstanbul Medeniyet Üniversitesi" levhası gözüme ilişti. Olması gereken yerde olmayan "medeniyet" sanki kavramlara ve kurumlara havale edilmişti. Medeniyet hayatın içine bir türlü giremiyordu. Kim bilir orada da "medeniyet" adına ne cinayetler işleniyordu! Çünkü "okumuş" insanların "çiftesi" bir başka oluyordu. Bu ülke bu zamana kadar bunlara çok tanık oldu.

"Başka"sını rahatsız etmeden yaşamayı bilememek ne kötü! Medeniyetin yeri yurdu olmazdı ama yine söylemeden edemiyorum. "Başka bir İstanbul yok!" Büyük şehirlerde medeniyete daha çok ihtiyaç var. Çünkü sıkışık bir vaziyette "birlikte yaşama"nın adıdır şehir! Hele İstanbul gibi nimetlerle külfetlerin başat gittiği büyük bir şehirde her türlü hal ve hareket daha çok göze batmaktaydı.

Göztepe'den de kalabalık bir grup bindi. Orta yaşın üstünde bir adam şöföre para uzattı, "dört kişi Gebze" dedi. Şöför iyi takip etmiş olmalı ki "Beş kişi değil mi" diye sordu, o da hiçbir tepki vermeden yani yüzü dahi kızarmadan "evet" dedi ve "beş" yolcu parası ödedi. Şöför hem yoğun trafikte direksiyon sallıyor, hem inen binen vatandaşları kolluyor hem de duraklar arasındaki ücretleri kimsenin itirazına mahal vermeden tahsil ediyordu. Ekmek parası kazanmak hiç de kolay değildi "kurtlar sofrası" kanunlarının hâkim olduğu büyük şehirde!

Kendini bilmez birinin "toplu taşıma vasıtası"nda yapılmayacak bir telefon görüşmesi yapması sinirleri felç edebilmektedir. Yine başka bir vatandaşın üç kuruş daha az ücret ödemek için göz göre göre "yalan söylemesi" hiç de katlanılacak bir şey değildi.

Bu tür örneklerin nicelerine rastlıyoruz günlük hayatın her bir safhasında. Bunların her birini "ibretlik" hadise olarak görmek ve "ahlâk"ı öğrenmemize katkı sağlaması gerekir. Önemli olan elbette bu adamlar gibi "ibretlik olmamak"tır, fakat her medenî vatandaş "ibret almak" durumundadır.

İstanbul'un tam da merkezinde münibüslerin hâlâ ne işi var demekten kendimi alamıyorum.

Saati belli, durağı belli, ücreti belli, gideceği yer belli, ne zaman varacağı belli gerçek toplu taşımaya bu millet hâlâ lâyık değil mi? Bu milletin çilesi daha bitmedi mi? Kimsenin insafına kalmadan ücretini ödeyip yolculuk yapmak bu milletin hakkı değil mi? Çileyi görmek için "çilenin mekânı"na gitmek gerekir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 05.02.2012 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: katip çelebi, ahlâksızlardan, ne öğrenilir?,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Dr. İhsan Alperen

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Necip Fazıl ve sigara
    2. İntikam
    3. Şehir tiyatroları üzerinden oynanan "tiyatro" ve "su"yun devrimi
    4. "Muhafazakâr"a bak!
    5. Düğün konuşmaları!
    6. Mazlumların gözyaşlarını Terkos suyu mu sandınız?
    7. Tuzak var!
    8. Vedalar geldi aklıma!
    9. Dershaneler
    10. Türkân Saylan adı
    1. Sömestr tatili, dinlenmek ve hobiler geliştirmek için büyük bir fırsat
    2. Aristokrat olunur mu?
    3. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    4. Şehvet kuyusu
    5. Dogma
    6. “Sıralardaki Heyecan”dan
    7. İlâhiyat Fakültesi Camii’nde bayram namazı
    8. Din ve hayat
    9. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    10. Kim anlar bizim halimizden?
    1. Yürüyüşüm değişti
    2. Bir müdür tanıdım!
    3. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    4. Evet mi hayır mı?
    5. İlâhiyatçı akademisyenlerin din sunumu
    6. Hangi mezheptensiniz?
    7. Millî Eğitim’in bayramda öğretmenevi zulmü...
    8. Din Adamı mı?
    9. Gücüme gidiyor!
    10. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Avro'nun sonuna doğru mu?
    10. Modalife'tan yaz kampanyası
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kahraman polis can kaybını önledi
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek