Bazı kitaplar bize bir şeyler öğretmek için değil, yazarının bir şeyler bildiğini okuyucuya göstermek maksadıyla yazılmış hissini verir, der Goethe. Böyle bir amacı gütmese de, İbrahim Tenekeci'nin yeni çıkan kitabı Tüfeksiz Hareketler (Profil Yayınları, Eylül 2010), tam da yukarıdaki söze karşılık gelen bir kitap görüntüsü çiziyor. Türk şiirinin önemli bir şairi olan Tenekeci'nin ortaya koyduğu metinler, incelikleri içinde barındıran, engin bilgi hazinesinin ipuçlarını veriyor. Pratik bir zekâdan kâğıda dökülen cümleler, hayatımızdaki birçok noktaya karşılık geliyor. Dahası bu kitap, son birkaç yılda mütedeyyin camiada yaşananları, gelinen son noktayı önceden tespit etmesi, yazarın ileriyi görmedeki isabetini ortaya koyuyor. Dolayısıyla bu kitap, dikkatle okunması ve üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir özelliğe sahip...
Önemli şairlerin yazıları nedense hep şiirinin gölgesinde kalır, ikinci plana itilirler. Hâlbuki şairlerin nesirleri bir bakıma yazdıkları şiirin tafsilatlı bir izahıdır. Şiirle söylediklerini temellendirme çabasıdır. Yazdıkları şiirin ipuçlarını bu yazılarda sürmek de mümkündür. İbrahim Tenekeci'nin yeni deneme kitabı olan Tüfeksiz Hareketler, bir bakıma şiirsel metinler olarak ortaya çıkmış. Yazarın kitapta ortaya koyduğu üslup bu yargıyı kuvvetlendiriyor. Sözü yormuyor. Meramını, anlatmak istediklerini kısa, anlaşılır, sade ama vurucu cümlelerle anlatıyor. Yazar, kitapta edebiyat dilinin imkânlarını iyi kullanarak bu konudaki deneyimini de ortaya koyuyor. Derinlikli, bir o kadar da sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınan bu yazılar, bir gazete yazısından öte, üzerinde ciddiyetle durulması gereken meselelerimize karşılık geliyor. Yazılar bir bütün olarak ele alındığında, yapılan işin ciddiyeti de ortaya çıkmış oluyor. Uçuş Denemeleri, Son Düzlük ve son olarak da Tüfeksiz Hareketler, yazarın nesirde de oldukça başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Bir de gazetede yayınlanan bu yazılar bir bütünün parçası gibi duruyor. Bilinçli olarak kaleme alınmış ve ortaya kayda değer bir toplam çıkmış.
İsmet Özel, "Titizlik ahlakın ta kendisidir" der. Sayın Tenekeci'nin Tüfeksiz Hareketler'de ortaya koyduğu metinlerde gördüğümüz ciddiyet ve ağırbaşlılık yukarıdaki söze karşılık geliyor. Dolayısıyla kitabı oluşturan elli adet yazı, emek mahsulü bir çabanın neticesidir. Mütedeyyin camianın son yirmi yılda maddiyatla buluşması, koltukla tanışması; baş döndürücü bir değişimi, ardından da bir dünyevileşmeyi peşinden getirdi. Camiada bugüne kadar en çok önemsenen bir kavram olan ahlak, sıradanlaştı, işlevsiz hale getirildi. Ahlakı yaptıkları her işin merkezine yerleştiren insanlar, bu kavramdan uzaklaştıkça yanlış yapma yolunu daha kolay hale getirdiler. İşte bütün bu yanlışların nelere sebebiyet verdiğini biz Tüfeksiz Hareketler'de ayrıntılı olarak görüyoruz. Ahlak yazılarından oluşan bu kitapta yazar, bu kavrama ne kadar kıymet verdiğini, uzaklaşıldığında ise başımıza nelerin gelebileceğini ayrıntılı olarak anlatıyor, ortaya koyuyor.
İbrahim Tenekeci'nin birçok kıymetli isimden alıntılar yaparak yazılarını süslediğini görüyoruz. En çok alıntı yapılan ismin Nurettin Topçu olması, yazarın fikir dünyasına dair ipuçlarını gösterir nitelikte. Yazarın ahlak kavramı üzerine kafa yorması, sıkça gündeme getirmesi boşuna değil. Nurettin Topçu'nun fikriyatının temeline ahlak kavramını yerleştirmesi, bütün eserlerini bu ulvi kavram üzerine inşa etmesini çok iyi tahlil etmiş olan Tenekeci'nin, bugün aynı hassasiyetle Nurettin Topçu üstadımızın derdine ortak olması, yazarın bütün dünyevi beklentilerin ötesinde neyin peşinde olduğunu da ortaya koyuyor. Ayrıca bugüne kadar ihmal edilmiş olan Nurettin Topçu gerçeğinin günümüzde anlaşılmasında, dikkate alınmasında önemli katkı yapmıştır. Topçu'nun idealize ettiği "Davamız, İslam ahlakına dayanan bir cemiyet düzeni kurmaktır" anlayışının izlerini yazarın yazılarında görmek şaşırtıcı olmasa gerek. Kaybettiklerimiz dolayısıyla ahlak kavramına duyulan ihtiyaç, Nurettin Topçu'yu yeniden keşfetmekle yakından alakalı. Tüfeksiz Hareketler bu açıdan işimizi kolaylaştırıyor.
Son yıllarda mütedeyyin camiada yaşanan gelişmeler, değişimler, savrulmalar bir ahlaki problemin ciddi bir şekilde kendini hissettirdiğini ortaya koyuyor. Yazarın Son Düzlük'le başlayan ve Tüfeksiz Hareketler'le devam eden yazılarındaki ince vurgu, camianın her geçen gün daha da özlemini çektiği ahlak kavramına gösterdiği hassasiyete işaret etmektir. Yazar, özellikle dört kavramın altını çiziyor: Hakkaniyet, merhamet, mesuliyet ve ciddiyet... Bu kavramların üstüne ise çatı olarak ahlakı yerleştiriyor. Bir de hürmet ve nezaket konusundaki hassasiyetini yazarın şu cümlelerinden anlıyoruz: "Bir büyüğümüzü dinlerken, ayaklarımızı ona doğru uzatamayız. Oturduğumuz yer neresi ise, işte oraya yayılamayız. Bacak bacak üstüne atamayız. Hele sözünü hiç kesemeyiz."
Bir şeyleri kendinize dert edinmişseniz, bazı durumlar yüreğinizi acıtıyorsa söyleyecek çok şeyiniz var demektir. "Dert insanı söyletir" atasözüne karşılık gelecek yankıyı İbrahim Tenekeci'nin yazılarında rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Müslüman camiada yaşanan olumsuzluklara şahitlik etmenin, bunları dile getirmenin verdiği rahatsız edici durumun açıklıkla ortaya konması, mesuliyet kavramının içini dolduruyor.
Tüm ilişkilerin hesaba dayalı olarak yürütüldüğü bir ortamdayız. İnsanlar yaptıkları işlerle değil, kurduğu ilişkilerle bir yere geliyor. İnsanlar, görünür olmak için her yola başvuruyor. Bu söylediğimiz şeyler Müslüman camianın içinde yaşanıyor. Bütün bu sahtelikleri deşifre eden bir tavrın ortaya konulması dikkate değer bir tutum. Tüfeksiz Hareketler'deki yazıların bir hayat süzgecinden geçerek okuyucuya berrak bir şekilde ulaştığını gözlemliyoruz. Dolayısıyla yazar, uzun sayılabilecek yazın hayatı içinde gösterdiği tutarlılığın, hassasiyetin kökenine dair sahici bir yol haritası çizmiş oluyor. Neticede önce Son Düzlük'te, şimdi ise Tüfeksiz Hareketler'de karşımıza çıkan yazılar, özlemini çektiğimiz hasletlerin çok da uzağında olmadığımıza işaret ediyor. Kaybettiklerimizi hatırlatması bakımından yazar, üstlendiği mesuliyetin gereğini yerine getiriyor.
Yazarın dünya ile arasına bir mesafe koyduğunu görüyoruz. "Ağırlıklarınızdan kurtulup gelin" ikazı, dünya nimetlerini sahiplenme duygusunu adeta sıfırlamış. "Madem şu çiğdemin bir fikri; şu serçenin özel eşyası; şu taşın yarına kalma kaygısı yok, bunların hiçbiri bende de olmasın" derken, yazar dünya hayatı karşısında bulunduğu yere, takındığı tavra da işaret ediyor.
Tenekeci'nin, Ataullah İskenderi'den aktardığı, "İnsan istediği şeylerin kölesidir. İstemediği şeylere karşı ise alabildiğine özgürdür" sözü, nasıl bir ruh dünyasına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca dünya nimetlerine kavuşan mütedeyyin camianın nasıl gönüllü köleliğe razı olduğunu örneklerle ortaya koyarken, bu konudaki itirazını da yüksek sesle dile getiriyor.
Yazarın önemsediği kavramlardan biri de mesuliyettir. Mesuliyetin bugün ortadan kalkması ve yerine sorumluluğun konulması karşısında "Mesuliyetin karşısına sorumluluk kavramını koyarak işin içinden çıkamayız. Sorumluluk, akıldan ve cüzdandan, mesuliyet ise kalpten ve vicdandan doğar, beslenir" diyen yazar, bize ait olan kavramların hayatımızdan nasıl uzaklaştırıldığına işaret ediyor.
İbrahim Tenekeci, bu kitapta öncelediği kavramlara özel vurgu yapıyor. Bugün kaybettiklerimizin izi sürüldüğünde, geldiğimiz noktanın yazarın önemsediği kavramların hayatımızdan çekilmesinden kaynaklandığını rahatlıkla görebiliriz. Kitapta en çok ahlak kavramına yer verilmesi boşuna değil. Müslüman camianın dünya hayatına karşı takındığı tavır, bizden her gün biraz daha uzaklaşan ahlakı yeniden kuşanmanın şart olduğunu ortaya koyuyor. Tenekeci'nin bu kavrama gösterdiği hürmet her türlü takdiri hak ediyor. Bu aynı zamanda bir kadirşinaslık örneğidir. Sonuçta yazar, yirmi yılı bulan edebiyat serüveni içinde neye talip olduğunu, nelerin acısını çektiğini göstermiş oluyor. Tüfeksiz Hareketler'de yer alan yazıların her biri özlemini çektiğimiz hayata kapı aralıyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



