Bir Batı Avrupa ülkesi olan ve adı tam sekiz asır Endülüs olarak şöhret bulan İspanya bugün parlamenter monarşiyle yönetilmektedir. Yüzölçümü Türkiye'nin üçte iki büyüklüğünde.
Halkın yüzde sekseni Katolik, yüzde onikisi Ateist ve yüzde beşi de Elhamdulillah Müslüman. Asırlarca uygulanan Engizisyon vahşetine rağmen bugün İber yarımadasında iki milyon din kardeşimiz yaşıyor.
Tarık bin Ziyad, bu Ceziretul Hadra'dan yükselen ve feryada dönüşen istimdat ve davet üzerine adaya çıkmıştı. İlk uygulamaları Katolik konsilin bir keyfi kararla köle sınıfına düşürdüğü Yahudileri bir fermanla hürriyetlerine kavuşturdu. Ağır vergilerle yoksullaşan Hispanoromenlerin hayat standartlarını yükseltti. İslam medeniyetinin engin hoşgörü şemsiyesi altında mültikültürel sosyal yapı tam sekiz asır sürdü. Başta Kurtuba olmak üzere gelişmiş metodlarla eğitim veren Üniversiteler-Medreseler kuruldu. İbni Rüşt, Kurtubi, Şatıbi, Muhyiddin İbni Arabi ve İbni Haldun gibi Büyük ilim adamları bu topraklarda yetişti. Yine uluslar arası Endülüs Üniversitelerinde Afrika, Asya ve Avrupalı gençler eğitim gördüler. Okuyan öğrenciler arasında kral naibleri, krallar ve papalar yetişti.
Endülüs İslam Medeniyeti karanlık bir dönem yaşayan cahil Avrupa'ya düşüncede ve teknikte aydınlanma çağı ve Rönesans'ın kapılarını açtı.
Ancak koca bir medeniyetin sonunu hazırlayan kabile, aşiret, soy-sop ve bölgecilikle başlayan kavmi asabiyet merkezi otoritenin sonunu getirdi.
Kuruluşundan üç asır sonra Beylikler dönemi-Mulukuttavaif başladı. Müslüman şehir devletleri Dünya muhabbeti-Hubbuddünya uğruna birbirleriyle savaştılar. İşte o zaman Katolik krallıklar yükselişe geçti. Başkent Tolede-Tuleytula'nın kaybı Endülüsü bekleyen hazin sonun başlangıcı olmuştur.
Bugün dünya Müslümanlarının Endülüs tarihini doğru okuyup, ders alması ve kendini düzeltmesi farzdır.
Endülüsteki son İslam kalesi olan Granada'nın Rekonkistayla Birleşik Krallığı'nın eline geçmesi Vatikan'ın gözünde İstanbul'un rövanşıdır.
Müslümanların tüm taşınmazları ev-dükkan-tarla ellerinden alındı. Müebbet hapse mahkum edildiler. Ülke dışına sürüldüler, şehir meydanlarında bir dal çıra gibi yakıldılar, kılıçtan geçirildiler. Toplu mezarlara gömüldüler. Müslüman mezar taşlarından istinat duvarları örüldü. Camiler, medreseler, hamamlar, kütüphaneler yıkıldı. Saraylar viraneye çevrildi. Bütün kitaplar yakıldı. Ancak Endülüs'ün dışına çıkarılan kitaplar kurtulabildi.
Endülüs'ün sonunu getiren tehlikeler bugün bir Osmanlı bakiyesi olan Anadolu Müslümanlarını tehdit ediyor. Filistin, Irak, Afganistan ve Pakistanda yangın var!
Vatikan'ın ilmihal kitabı olan Kataşizm ilkeleriyle örtüşen Dinler arası diyalog, sinirleri alınmış evcil ve ılımlı İslam, Medeniyetler arası buluşma etkinlikleri, Arzı Mev'ut yani Büyük Ortadoğu Projesi'nde bize biçilen rol!
Neredesiniz İsyan Ahlakını kuşanan münevverlerimiz? Halk filozoflarımız?
Milli ve yerli düşünen Atılımcı Müslüman aydınlar tribünlerden sahaya inmek zorunda! Anadolu Türkendülüsya'ya dönüşmeden gelecek kuşakların-nesillerin güvenliği için sorumlu aydınlar yeni tedbirlerle, gayret ve umutla ellerini taşın altına koymak zorunda.
Yaklaşan tehlikeye sırtını dönenler, konforu tercih edenler ve bu büyük tehlikeyi görmezden gelip umursamayanlar yarın mahkeme-i Kübra'da yakalarını Resulullah'ın pençesinden zor kurtarırlar.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



