Mektup konusunu incelemeyi kaldığımız yerden sürdürüyoruz. Eskiden mektup deyince akan sular dururmuş. Nasıl durmasın! Çünkü biricik iletişim aracı mektuplarmış. Varsa yoksa mektuplar...
Haydi mektubum uğurlar olsun
Dağlar taşlar yolun olsun,
Seni falancaya ulaştırmayanın
İki gözü kör olsun...
Bu, benim çocukluk dönemimde mektupların sonuna eklediğim bir mâni. Çünkü ben de yaşlı kuşağın mektup özlemine, hasretine yetiştim. Konya'nın Miligös/Damlapınar Köyü'nde ilkokulu okurken; oğulları, kızları, torunları İzmir'de olan Fatma Ana, Şerife Ana gibi köyün ileri gelen teyzelerinin ağzından pek çok mektup yazdım. Onların düşüncelerine, duygularına mektup yoluyla tercüman oldum.
Dilerseniz bu fasla girmeyelim. Çünkü konu uzadıkça uzar.
Asıl söylenmesi gereken eskiden askere gidenlerin eşlerine, yavuklularına/ sözlülerine mektup yazamaması... Gerçektende tek satır dahi yazamazlarmış. Çünkü böyle bir hareket çok ayıp karşılanır, yazan yerin dibine batırılırmış. Kısacası eşe, yavukluya değil mektup yazmak, hatta büyüklere yazılan mektupta onlara selam yazmak dahi ayıp addedilirmiş. Hal böyle olunca asker mektubunda köyün yedi sülalesine selam yazılır, fakat eşe, yavukluya bir kelime bile edebe mugayir görülürmüş.
O zaman gelinlerin ağzı varmış, lâkin dili yokmuş. Adeta birer edeb timsali imişler.
Şimdi ise gelinler bırakın dili olmamayı, pabuç gibi sivri dillerinin yarı sıra bir de kalkıp kayınpederi, kayınvalideyi dövüyorlar.
Ne diyelim Allah encamımızı hayr eylesin!
Kıyamet alametlerinden biri de bu olsa gerek.
Bugün aşağıda 90 yıl önce yazılmış dört mektubu* aktaracağım. Sanıyorum mektubun nedenli önemli olduğu görülür ve anlaşılır.
Mısır el-Kahire, 11 Eylül 335
Hakîkatlü Büyük Pederciğim
Yedi kurban bayramını diyâr-ı gurbette geçirdim. Mübarek ellerinizi öpmek nasip olmadı. Bu yüzden ziyadesiyle müteessirim. Ne yapalım kader böyle imiş. Feleğin bu cilvesine katlanmaktan başka çaremiz yoktur. İnşâ'Allah an-karîbi'z-zamân mülâki oluruz efendim.
Hulûliyle müşerref olduğumuz 'ıyd- i sa'îd-i athayı ailemiz hakkında mütehayyir ve mübarek olmasını Cenâb-ı Rabb-ı Mennân'dan tazarru' ve niyaz eylerim efendim. Bu gibi firaklı bayramların tesiri pek büyüktür. Hemen Cenâb-ı Hakk devlet ve milletimiz hakkında hayırlısını ihsan eylesin.
Hamd olsun sıhhatteyim. Serîan cevâbınıza intizârdayım. Bir iki kez de gönderecek olursanız daha ziyâde minnettâr kılarsınız. Ailemiz ve akrabayı ta'allukât hakkında malûmât veriniz. İnsaniyet nâmına rica eylerim. Altı buçuk aydır mektûb alamadım. Ziyâdesiyle merâk ve endîşe içindeyim. Buralarda bizleri teselli kılacak ancak sizlerin göndereceği mektûblarla sıhhat haberlerinizdir. İnşa'Allah pek yakında ona da muvaffak olurum ümidiyle dem-güzâr olmakdayım.
Bâkî cümlenizin.elerinizden öperek 'arz-ı ihtirâm ve selâm ederim Muhterem.Büyük Pederciğim.
Fi 11 Eylül Sene 335
Torununuz Mehmed Celâl
* Yemen Kolordusu 12. Alay 11. Bölük Mülâzım-ı Evveli
Yazıldığı yer: ?
Huzûr-ı Pederim'e
Faziletlû Pederim Hacı İsmâ'il Efendi Hazretleri,
Lehü'l-hamd du'ânız berekâtıyle istibdâl olduğumu Cenâb-ı Hakk nasîb eyledi. Konya'ya gideceğim. İnşâ'Allah oradan geleceğim. Çünkü doğrudan doğruya gelmek fikrinde idim. Mâ'mâfih Rumeli muhacirlerini sevk etmeye vesâit-i nakliyye olmadığından artık Konya'ya gitmek farz oldu. Bilerinizden öperim ve 'ömr-i 'âfiyetleriniz içün pek çok duâlar ederim. Validem'in kezâ. 'Abdurrahmân'ın dîdelerinden öperim. Horpişte'de Makedonya'da Piriştina'da ve eşim dostum Tevfîk Eniştemin ellerinden öperim. Nerededir? Şimdilik artık mufassal mektûb Konya'dan göndereceğim. Tabî' cevâb beklerim ve her nasıl arzu ederseniz emrinize muntazırım Efendim.
Oğlunuz Hüseyin
Kırkkilise
Huzûr-ı Mahdûmânelerine
Sevgili Oğlum,
Mahsûs selâm, edüp gözlerinden öperim. Tarafımızdan su'âl ederseniz hamd olsun cümlemiz de 'âfiyetdeyiz. Sizin de sıhhat de dâim olmanızı Cenâb-ı Hakk'dan tazarrûm ve niyaz eylemekdeyiz. Amucanız Hasan Ağa ve Yengeniz Hanım selâm edüp gözlerinizden öperler. Halanız Kadın dahî selâm ile gözlerinden öper. Hemşireniz Hanımlar ve Mahdûmu Mehmed Ağa selâm ile ellerinden öperler. 'Amucanız Ahmed Çavuş ve hanesi tarafı kâmilen selâm ederler. El-hâsıl burada bulunan hısım akrabâ ve komşu ve ehibbâ kâffesi selam ile istifsâr-ı hatır ederler.
Oğlum hayli zamandan beridir mektubunuzu alamıyor idik. Çok şükür Cenâb-ı Hakk'a. Bu kerre göndermiş olduğunuz Fî 25 Nisan Sene 335 tarihli mektûbunuz geldi. Ne derecede memnun ve mesrûr olduğumuzu tarîf edemem. Cenâb-ı Hakk 'ömrünüzü ziyâde eylesün de âminen ve salimen gelirsin. Dünya gözüyle sen oğlumu görürüm. Bundan başka tahrîre şâyân bir şey yokdur. Bu kadarcıkla iktifa eder ve tekrar gözlerinizden öperek hatm-i makâl eylerim Sevgili Oğlum.
Fi 20 Haziran Sene 1335
Erikler'den Valideniz
Hanife
Mektubuma cevâb beklerim Oğlum
Bursa
Sevgili Oğlum!..
Uzun zamandan berî mektubunu alamadığımdan son derece mütessirim. Bununla beraber belki 15-20 mektûb oluyor yazıyorum. Hiç bir cevâba nâ'il olamadım. Senin hasret-i iştiyakından gece ve gündüz ağlamakdayım. Rica ederim Oğlum. Bir mektubunu hiç olmazsa kendi imzan tahtında bir satırlık yazını gönder. Beni de bu uzun sıkıntıdan kurtar. Gökteki melekler yerdeki insanlar bile hâlime ağlıyorlar. Sana kim sebep olup gönderiyorsa ve getirenin senin eline verenin sıhhat haberi alıp senden bana bildirenin Cenâb-ı Allah hiç bir vakitte sığmamasını, iki cihanda 'aziz olmasını her istediğini gönlündeki murâdını Cenâb-ı Mevlâ'nın vermesini gece ve gündüz dua edeyim ki bir fakir kadının duası elinde kabûl olur.
Allah onları iki cihânda azîz etsin ve seni de evlâdım.
İki gözlerinden öperek dünya gözüyle görüşmekler nasîb-i müyesser eylesün.
Âmîn...
Valideniz İsmet
* Mustafa Arıkan, Asker Mektupları, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Konya 1990, ss. 120- 146.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



