Yeni bir öğretim yılının başlangıcındayız. Her başlangıç ümit, sevinç ve mutluluk demektir. Bu yeni başlangıçta, yöneticilerimizden, eğitimin problemlerine çözümler bekliyoruz. Eğitim sistemindeki hantal yapıyı bildiğimiz için de, bu konuda çok fazla ümitli olamıyoruz. Dünyada başarılı eğitim uygulamaları bulunan ülkeler belli. Pek çok uzman, STK ve eğitimci konu ile ilgili görüşlerini ortaya koyuyorlar. Türkiye'nin en büyük gençlik organizasyonu ve en yaygın sivil toplum kuruluşu olan Anadolu Gençlik Derneği de, Türkiye'nin bütün illerinden gelen kadroları ile birlikte, bir basın toplantısı düzenleyerek eğitim hakkındaki görüşlerini kamuoyu ile paylaştılar.
Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı İlyas Tongüç tarafından Ankara'daki bir toplantı sırasında açıklanan görüşlerde "Eğitimin milletimizin geleceğini tayin ettiği ve geleceğin inşasının ancak isabetli bir eğitim sistemi ile mümkün olduğu" belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Mevcut eğitim; yavrularımızın beden, zihin ve ruh sağlığını geliştirememekte, doyuramamakta ve manevi tatminden uzak, materyalist bir anlayış ortaya koymaktadır. 28 Şubat'ın baskıcı ortamında çıkarılan kesintisiz 8 yıllık eğitim uygulaması tamiri güç hasarlar meydana getirmiştir. İlim ve irfan yuvalarını ifsat etmeye devam etmektedir. İnatla sürdürülen bu uygulama sonucu, dini eğitimini yeterince alamayan gençler arasında gayri ahlaki davranış biçimleri çok hızlı bir şekilde yayılmaktadır.
Eğitimimizdeki zafiyet, genç nesillerin ahlak ve karakterinin tahrip olması sonucunu doğurmaktadır. Kendilerine geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimiz, yaratılış gayesinden habersiz, hesap gününden uzak, başıboş şekilde yetişmektedir. Okul bahçeleri başıboş, işsiz güçsüz gençlerin barınağı, çetelerin sığınağı ve uyuşturucu tacirlerinin cirit attığı mekanlar haline dönüşmüştür. Elinden kitabı, kalbinden Allah korkusu alınan gençliğimiz şiddet ve şehvetin pençesinde kıvranmaktadır."
Anadolu Gençlik Derneği bu görüşlerini resmi ve diğer araştırma kuruluşlarının ortaya çıkardığı istatistik bilgilere dayandırmaktadır. Bu bilgiler, Türkiye toplumunun geleceğinin nasıl karartılmaya çalışıldığını ortaya çıkarmaktadır. Gençlerimiz büyük bir tehdit altındadır. Çünkü araştırmaların sonuçları ürperticidir. Şu sonuçlar, ülkemizin geleceği konusunda sorumluluğu bulunan herkesi uzun uzun düşündürmeli, tedbirler almaya yöneltmelidir:
"-Türkiye'deki her 12 gençten biri çete üyesi konumundadır.
-Sigara kullanma yaşı 10'a, alkole başlama yaşı 11'e, uyuşturucuyla tanışma yaşı 12'ye inmiştir. Okullarda uyuşturucu kullanma yaşı her yıl ikiye katlanmaktadır.
-Türkiye'de her 3 saatte 1 kişi intihar etmektedir.
-Gençlerin yüzde 57.9'u vergi kaçırmayı, yüzde 40.9'u rüşveti savunmaktadır.
-Müstehcen suçlar geçen yıla göre üçe katlanmıştır.
-YİBO adı verilen okullarda taciz olayları mide bulandırıcı noktaya gelmiştir."
Peki, bütün bu olumsuz sonuçların sorumlusu kimdir? AGD bu durumu, "Maneviyatı esas almayan eğitim sisteminin acı faturası" olarak görüyor ve asıl suçlunun da burada aranması gerektiğini açıklıyor.Yani,"Gençlerin düşünce dünyalarını hadım eden eğitim sistemi'nde.
Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı İlyas Tongüç, eğitim veriyoruz, diye büyük masraflar yapılarak ortaya çıkan sonuç konusunda şu gerçekleri seslendiriyordu:
"Her yıl binlerce öğrenci, sınavlarda sıfır çekmektedir. En basit matematik işlemlerini dahi parmak hesabıyla yapan, en alt düzey fizik kurallarından habersiz, bırakın yabancı dili, ana dilini bile konuşup yazamayan bir nesille karşı karşıyayız. Yüksek öğretimde; okumayan, düşünmeyen, eline verilen bilgileri ezberleyerek eğitimini tamamlayan bir nesil var."
Eğitim konusunda, hükümetten de AGD'nin 3 talebi var:
1.Milletimizin moral değerlerinin en önemlilerinden olan İmam Hatip Liseleri'nin orta kısımlarının acilen faaliyete geçirilmesi ve Kur'an kurslarının önceki şekliyle milletimize iadesi.
2.Kitlesel mağduriyet haline gelmiş olan katsayı adaletsizliğine son verilmesi.
3.Başörtüsü yasağının her alanda kaldırılması.
Ülkemizin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Anadolu Gençlik Derneği, eğitimin temel eksiklikleri ile ilgili olarak üzerine düşen uyarı görevini yapmıştır. Aynı hassasiyeti diğer kuruluşlarımızdan da bekliyoruz. Dünyada benzeri bulunmayan, ortaya çıkardığı olumsuz sonuçları apaçık görülen bir eğitim sistemini inatla devam ettirmenin yanlışlığı, toplumun bütün kesimleri tarafından seslendirilmelidir ki, kaliteli bir eğitim sonucuna ulaşabilelim.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



