Afgan halkı 20 Ağustos günü oy verecek. Yıllardır ABD ve müttefik askerlerin işgalinde olan Afganistan, bu seçimde Devlet Başkanını seçecek. Hamit Karzai yönetimi 2004 yılında yine böyle bir seçimle işbaşına gelmişti. Afganistan'da Karzai'nin tekrar seçilmesi Karzai yönetiminin meşruiyetini pekiştirmiş olacak. Ayrıca, ABD'de Obama sonrası başlayan yeni dış politika vizyonunun da bir tür yansıması olacak.
Karzai, ülkenin güneyinde büyük çoğunluğu oluşturan Peştunlardan. Siyasi gücünü de Peştunlardan alıyor. Şimdiye kadar kendisine ciddi bir rakibin çıkmamış olması, Karzai yönetimi için işlerin daha kolay gitmesini sağlıyordu. 20 Ağustos'ta yapılacak seçimlerde kendisine ciddi, genç ve siyasi deneyimi olan bir rakip çıktı: Abdullah Abdullah. A. Abdullah daha önce Dışişleri Bakanlığı yapmış, tıp doktoru. Afgan halkı tarafından seviliyor. Seçim maratonuna çok geç başlamış olmasına rağmen kamuoyu yoklamalarında % 'in üzerinde bir seçmen desteğine sahip. A. Abdullah Tacik kökenli olması nedeniyle özellikle ülkenin kuzey kesimlerinde çok güçlü. Seçim kampanyalarında binlerce insanı toplayabiliyor ve halka "kötü günlerin biteceği ve güzel günlerin geleceği" müjdesini veriyor. A. Abdullah'ın ABD ile de ilişkileri var, ancak bu ilişkilerin gücü ve niteliği konusunda yeterli bir bilgiye sahip değiliz. A. Abdullah, siyasi etkisini sadece kuzeyde değil, ülkenin tüm kesimlerinde hissettirmeye başladı. Temel hedefi 20 Ağustos seçimlerinde Karzai'nin ilk turda başkan seçilmesini engellemek. Çünkü, Ekim ayında yapılacak ikinci tur seçimlerde hem zaman kazanıp seçmenlere daha iyi mesajlar verme imkanını elde edecek, hem de ikinci tura sadece en çok oy alan iki aday katılacağından Karzai'ye küskün seçmen oylarını kendi tarafına çekmeye çalışacak. Bunun kendisini başkanlık koltuğuna taşıyacağını düşünüyor. Aslına bakılırsa, stratejisi doğru ve sonuç alma ihtimali yüksek olmakla birlikte Afganistan'ın sosyolojik yapısı buna uygun değil. Çünkü seçimin sonucunu genellikle kabile liderleri belirliyor ve sandıktan onların belirlediği sonuç çıkıyor.
Karzai ise beş yıllık bir iktidar döneminde bir taraftan güç kazanımış, diğer taraftan da yıpranmış durumda. Karzai koalisyon güçlerinin işbaşına getirdiği bir kimse. Dolayısıyla, bu güçlerin, özellikle ABD'nin temsilcisi gibi görülüyor. 2004 seçimlerinde büyük başarı kazanmış. Peştun kökenli olduğundan, Afganistan nüfusunun önemli bir kısmını oluşturan Peştunların desteğine sahip. Kamuoyu yoklamalarında % 45 dolayında bir seçmen desteğine sahip olduğu söyleniyor. Fakat bu destek onun ilk turda seçilmesini garanti etmiyor. Kaldı ki, Karzai yönetimi yolsuzluklar nedeniyle hayli itibar kaybetmiş durumda. Küçük kardeşi Ahmet Wali Karzai için açıkça uyuşturucu madde kaçakçılığı suçlaması yapılıyor. Her ne kadar kendisi bu suçlamayı reddediyorsa da Afgan seçmeni bundan çok rahatsız. Bunun dışında, güneydeki Peştunlar özellikle uluslararası camiadan Afganistan'a yapılan yardımların Afgan halkına ulaştırmadığı, hatta "Kandahar"a bile elektrik getirmediği gibi basit fakat güçlü gerekçelerle Karzai yönetimine kırgınlar. Bu nedenle seçimlerde oy kullanmamayı bile tercih edebilecekleri söyleniyor.
Karzai'nin en büyük endişe kaynaklarından biri Peştunlar arasındaki bu kırgınlık. Ancak, Afganistan gibi geleneksel kabile ilişkilerinin çok yoğun, güçlü ve sağlam olduğu toplumlarda oyların yine kendilerinden olan adaya verileceği söylenebilir. Böyle olmakla birlikte, Karzai her ihtimali göz önünde bulundurarak, seçimin ilk turunda sonuç almayı zorlaştıracak engelleri ortadan kaldırmanın yollarını arıyor. Mesela, 16 Ağustos Pazar günü ani bir kararla Türkiye'de sürgünde bulunan meşhur Özbek asıllı General Raşit Dostum'un ülkeye geri dönebileceğini belirtiyor ve Raşit Dostum da bir gece yarısı hemen Kabil'e dönüyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



