Tarım döneminden sanayi dönemine veya bilgi/bilgisayar çağına geçerken sorunlar yaşadığımızı yazdık. O sorunları bazı detaylarıyla birlikte hatırlattık. En sonunda var olan sistemlerin (kapitalizm, sosyalizm, komünizm, karma ekonomi) sorunları çözemediğine göre iş yine "Adil (Ekonomik) Düzen"e kaldı dedik: Adil Düzen sorunları nasıl çözecek?
Satıcıya ve alıcıya kolaylıklar sağlanır ve zorunlu satış veya alış önlenir. Bu nasıl sağlanır? Bunun çözümü kredileşmedir. Kişi malını isterse pazarda satar, isterse ambara teslim eder; malını ambarda bekletir ve malı para ettiği zaman satar. Alıcı da isterse malı şimdi pazarda alır, isterse borç alır, ileride ucuzladığı zaman alır. Bu sistemde satıcıyı hemen satmaya zorlamadan, alıcıyı da hemen almaya zorlamadan yaşama imkanı sağlanır.
Bunu şöyle anlatabiliriz. Komşulardan birinde "100 kilo patates" var. Şimdi lazım değil ama saklanması zor; ambar gerek, korumak gerek. Patatesini satmak istemiyor, çünkü gelecek sene patates ekmeyecek, pamuk ekecek. O zaman ona ihtiyacı olacak. Komşusu da bu sene patates ekmemiş, onun da "100 kilo patates"e ihtiyacı var. İşte, komşusuna "100 kilo patatesi" borç veriyor... Gelecek sene komşusu patates ekiyor ve iade ediyor...
Buna "kredileşme" diyoruz. İki taraf da bu durumda kârlı. Çünkü biri saklama masrafından kurtuldu, diğeri şimdilik ihtiyacını giderdi. Bunu satarak da yapabilirlerdi. Ne var ki satan kişi gelecek sene patatesi bulamayabilirdi. Satın alan gelecek sene artık patates ekmektense daha kârlı gördüğü şeyleri ekerdi.
Şimdi bu iki komşu arasındaki "kredileşmeyi" büyütmek istiyoruz. Bir "ambar" yapıyoruz; patates ambarı. Patatesi olanlar bu ambara bırakıyorlar. Patatesi olmayanlar ambara gidiyor, gelecek sene getirmek üzere patatesi satın alıyor. Komşudan aldığı gibi gelecek sene patates ekip ambara teslim ediyor. Yani, sistem iki kişinin birbirlerine borç verdiği gibi şimdi bütün komşulara, hattâ yabancılara öneride bulunuyor demektir.
Buradaki "ortak ambar" malların birlikte kolayca saklanmasının yanında "kredileşme" imkanını da sağlıyor. Yani; nasıl bugün "para bankaları" varsa, gelecekte "mal bankaları" olacaktır. Malınızı ambara parayı bankaya koyduğunuz gibi koyacaksınız, sonra alabileceksiniz. Bunun için ortak ambara gerek vardır.
Ortak ambara malını koyana malın kalitesini de gösteren bir "belge/senet" verilir. Kişi malını pazara götürüp satmaz. İsterse borsaya gider, senedi satar. Senedi alan gidip ambardan malı çeker. İsterse bankaya götürüp mevduat olarak senedi koyar. İhtiyacı olan bankadan gidip belgeyi kredi olarak alır. Sonra ya o ürünü eker, yetiştirir, üretir, ambara teslim eder ve belgeyi/senedi iade eder, yahut patates ucuzladığı zaman senedi piyasadan alır, iade eder.
İşte;
"Ortak Ambar" ve "Mal Belgesi" ne yapıyor?
-Üreticiyi malını hemen satmak zorunda bırakmıyor.
-Tüketici de alacağı malı hemen almak zorunda kalmıyor.
Faizsiz olarak kredileşme suretiyle satıcı pahalılaşmayı, alıcı da ucuzlamayı beklemektedir. Fiyatlar denkleşince satış olmaktadır.
Bu sistem sömürü sermayesinin hiç işine gelmez. Sömürü sermayesinin "Adil Ekonomik Düzen" düşmanlığı bundandır. Onlar istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.
ALİ HAYDAR HAKSAL KARDEŞİM! Yaklaşık bir aydır yazılarını "HASRETLE" bekliyorduk... Büyük geçmiş olsun... Allah seni ailene, kardeşlerine ve bizlere bağışlasın...
Elhamdülillah, bugün (dün) tekrar yazmaya başladığın yazını bir yudumda okuyuverdim, özlem giderdim. Yazında diyorsun ki: "Hastalığım boyunca hem hastalık psikolojisine kendimi kaptırmadım, hem de ölüm korkusuna kapılmadım. Teslim oldum. Kadere de takdire de... Bir keder olmazsa bundan böyle düzenli olarak sizlerleyim."
İnşaallah kardeşim inşaallah; daha nice yıllara ve nice yazılara sağlık ve âfiyetle...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



