Dikkatimi çekti... Genel olarak Ortadoğu ve özel olarak Kuzey Afrika ülkelerindeki (Mısır, Tunus, Sudan'daki) gelişmeler bir yana... Orta Asya ülkesi Kırgızistan Başbakanı Almazbek Atambayev, bugünkü bir gazetede (01.02.2011) diyor ki: "Türkiye bizim kutup yıldızımızdır, o ne kadar büyür ve gelişirse bize örnek olur, kardeşlerinin de önünü açar..."
22 yıldır sürgünde yaşayan ve dün ülkesine dönen Tunus En Nahda Hareketi Lideri Raşid Gannuşi, bir röportajda açıkça Türkiye'yi model aldıklarını söyledi: "Türkiye örneği, tüm Arap dünyası tarafından örnek alınıyor... Türkiye'nin bizim nezdimizde büyük bir değeri vardır, Osmanlı'nın bizim için değeri çok büyüktür. Türkiye olmasaydı ben belki şimdi Hıristiyan olmuştum. Bu yüzden bizim için Allah'tan sonra Türkiye geliyor..."
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti yıkıldı, Ortadoğu'da suni/yapay devletçikler oluşturuldu ve bugünlere gelindi... Ortadoğu ve bütün dünyada oluşturulan "dünya düzeni" yüz yılda çöktü; komünizm ve sosyalizmiyle mevta, Fatiha'sı okundu, geriye can çekişen faizci ve sömürücü küresel kapitalizm kaldı, onun da sonu yakındır...
Türkiye bugünkü hâliyle bile "kutup yıldızı" oluyor ve "model" oluşturuyorsa; "Adil (Ekonomik) Düzen"i uygulayıp gerçekleştirdiğinde neler olacaktır neler...
Neler olacağını görebilmemiz için çok yönlü olarak "Adil (Ekonomik) Düzen"i var gücümüzle uygulamamız gerekiyor... Dünkü yazımda (başlığında) "Pendik Siyaset Okulu ve Adil (Ekonomik) Düzen" dedim; okuldaki derslerde, üzerinde durduğumuz konuları hatırlattım... İki soruya iki kısa cevap yazdım... Bugün iki sorunun daha cevabına bakalım...
Soru: "Adil Düzen"de devletin üreticiye kredi ve imkan sağlama sistemi nedir?
Devlet iki şekilde kredi açar. Çalışana "Çalışma/Emek Kredisi" verir. Herkese meslek derecesi nisbetinde verir. Çalışan bunu ancak üretimde kullanabilir, genel hizmette kullanamaz. İsterse tarıma gider ve orada çalışır, isterse sanayiye gider ve orada çalışır, isterse inşaata gider ve orada çalışır. Ticarette çalışma kredisi verilmez. İşçiye yalnız emek kredisi verilmez; işverenlere de çalıştırdıkları işçiler için gerekli "Ham Madde Kredisi" verilir. Böylece işletmeler sermayesizlikten değil, işçi bulamayışından dolayı tam çalışamazlar.
Bir de halka yani her aileye nüfusu başına "Sipariş Kredisi" verilir. Bunlar mağazalara sipariş verirler, paraları peşin öderler; onlar da tüccarlara kredi verirler, parayı peşin öderler; onlar da işletmelere sipariş verirler, paralarını peşin öderler. Dolayısıyla halka verilen kredi herkese verilmiş olur. Üretim/tüketim halk tarafından planlanmış olur. İhracat ve ithalat halk tarafından planlanmış olur. Krediler "faizsiz" ve "hacizsiz/icrasız"dır.
Soru: "Adil (Ekonomik) Düzen"de ithalat ve ihracat dengesi nasıldır?
"Adil (Ekonomik) Düzen"de halk mağazalara sipariş verir...
Onlar da tüccarlara sipariş verirler...
İşçiler üretimde çalışırlar...
Malzemeleri için mağazalara sipariş verirler...
Böylece ülkenin tüm çalışanları için siparişler verilmiş olur.
Tüccarlar aldıkları bu siparişleri işletmelere yani üreticilere sipariş verirler...
Ne var ki insanların tükettikleri bütün mallar o ülkede üretilmez. Ülkede üretilen malları tüccarlarımız aldıkları sipariş paralarıyla alırlar. Götürüp satarlar. Sipariş aldıkları malları da getirirler. Her tüccar sattığı kadar alacağından "dış ticaret dengesi" sağlanmış olur. Ülkeler arasında borçlanmalar da yapılabilir. Biz İran'a TL veririz. İran da bize riyal verir. Karşılıklı kredileşme içinde dış ticaret dengesi devam eder. Eğer borçlanmak istiyorsak kur farkı oluştururuz. Onların bankasında bizim paramız toplanır. Onlara borç vermiş oluruz. Yahut tersini yaparız, borç alırız. Bu şekilde faizsiz ve istismarsız kredileşme doğar.
Devamı var; gelecek yazı: İç ve dış borçların ödenmesi ve diğer konular...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



