Birkaç haftadan beri Üstadım ile birlikte, Erbakan Hoca'nın "Yeni Bir Dünya ve Adil (Ekonomik) Düzen" kitabından yola çıkarak, "ADİL DÜZEN'DE EKONOMİ" kitap çalışmamızı sürdürüyoruz. Aşağıdaki bölüm 10'ncu hafta çalışmamızdan derlenmiştir.
Herkesin resmi ücreti vardır; tahsile, yaşa, kabiliyete ve kredi olarak çalıştığı günlerle hesaplanan bir resmi ücreti vardır. 15 yaşına gelen herkes isterse gider bankadan "çalışma kredisi"ni alır. Çalışır, ücretini alır, resmi ücretini artırır. İster çalışır, ister çalışmaz. O zaman da emeklilik payını alır. Emeklilikte aldığı ücret o fonda toplanan miktarın bölünmesidir. Çalışmayan çok az olur, çalışanlar çoksa ücreti geçebilir. Ama halk derecesini yükseltmek için gene çalışır. Ne zaman isterse kendisini emekli eder. Herkese ev satılır. Kira öder gibi ev sahibi olur. Emekli olunca da oturduğu daireyi ay ay satar. Gelirini artırmış olur. İstediği zaman emekli olur... / Sosyal güvenlik aileye dayanmaktadır. Küçüklere anne babaları, yoksa ağabeyleri veya amcaları bakarlar. Yaşlılara ve çocuklara yeğenleri bakarlar. Bakmak istemezlerse, daha uzak akrabaları beraber bulundururlar. Devlet onlara yani bakanlara maaş verir. Akrabalık ve menfaat birleştirilir. "Genel Hizmetler"in tamamı yani "25 Genel Hizmet" kişilere karşılıksızdır. Su, elektrik, yolculuk, telefon bedavadır. Bunlar ütopik iddialar değildir. Tarihî oluşumdur. Kervansaraylarda ve imaretlerde yemek, içmek, yatmak, tedavi olmak, seyahatte kullanılan binek hayvanları doyurmak hep karşılıksız yapılmıştır...
"Hırvat Baharı"ndan "Arap Kışı"na...
Yeğenim Fatma Nuriler bir sitede (Dosdoğru Haber) yazı yazmaya başlamış... Tebrik ve başarı dileklerimle birlikte, son yazısını "teberrüken" iktibas ediyorum:
"Kelimelerin kökenine inmeyi severim. Nerden geliyor bu "Arap Baharı" diye merak ettim. Meğer öğrenmedeki gizli sır merakmış. Şimdi küçük bir tarihi seyahate çıkalım. Olaylara birkaç adım geriden bakalım. / Hırvatlar 1960'lı yılların sonlarına doğru sosyalist Yugoslavya'da milli kimliklerine sahip çıkmak için Tito rejimine karşı ayaklandılar. O dönemdeki protesto ve ayaklanmaların adına Avrupa'daki siyaset yorumcular tarafından "Hırvat Baharı" denmiş. Son 1 yıldır Arap dünyasındaki başkaldırı ve mevcut diktatör rejimlere yönelik isyan hareketlerine "Arap Baharı" denmesi eski Yugoslavya'daki bu gelişmelere dayanıyormuş. / İsim olarak benzese de aslında olayların benzer hiçbir tarafı bulunmuyor. 1000 yıla yakın bir zamandır devletleri olmayan Hırvatlar 20 yıl önce bağımsız devletlerine kavuştular ve AB tam üyesi oldular. Ancak Araplar, demokrasi ve insan haklarına ne zaman kavuşacaklar bunu henüz bilmiyoruz. / 4 asırdan fazla süre Osmanlı İmparatorluğu içinde yer alan Arap dünyasının bugünkü perişanlığı aslında I. Dünya Savaşı ile başlamıştı. İngiliz sömürgeciliğinin hedefindeki Arap toprakları, Osmanlı'dan bin bir çeşit oyunla koparılarak acımasız diktatörlerin kucağına atıldılar. II. Dünya Savaşı'nda Avrupa'nın içine düştüğü korkunç savaşlar yüzünden bölgeyi idare etme aczine düşen İngiltere, petrol zengini Arap topraklarını Amerika'ya terk etti. İngiltere sömürgesi birçok ülke Avrupa'daki bu savaştan istifade ederek bağımsızlıklarına kavuşurken Ortadoğu Arap ülkeleri bu fırsatı kullanamadılar. Ülkelerine demokrasi getirme konusunda hiçbir adım atamadılar. Ne Suriye ve Irak'taki Baas rejimi, ne de Mısır'daki Cemal Abdünnasır'ın ateşini yaktığı Arap milliyetçiliği bölgeye bir hareket getirebildi. / Globalleşen dünya ve hüküm süren insan hakları söylemlerinin artık dünyanın en ücra köşesine ulaşmasıyla Arap gençliği de bu gelişmeleri artık görmezden gelemedi. Ve en sonunda harekete geçti. Demokrasiye giden yolda ciddi adımlar atıldı, atılıyor. Ancak bahara ulaşmak için daha kat edecekleri çok yol var. Bu baharı istemeyen güçler de her zaman sahnede olacak. /
Evet... Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Araplar bahara giden yolda kış mevsimindeler. Bu mevsim ne kadar sürer, baharı ne zaman görürüz, o şimdilik bir muamma. Bu muammanın içinde çözülmeyi bekleyen bir de Filistin meselesi bulunuyor ki; onları birbirinden ayırmak imkânsız. Arap baharını görmemiz demek, özgür bir Filistin sabahında uyanmamız demek aynı zamanda. Bahar, işte o zaman hepimize bahar olacak..."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



