Bir Pazaryerini geziyorum, Elazığ'da. İstanbul'a göre meyve sebze sudan ucuz.
Bir güz şöleni.
Üzümler siyah, kızıl, beyaz dağ gibi.
Armutlar, elmalar, kavunlar.
Ama o ne.
Yerde çürük üzümlerin durduğu sandığa eğilmiş doksanlık beli bükük bir dede.
Titreyen elleriyle bir altın demeti seçer gibi, o çürük üzümleri poşete doldurmakta.
Yüzü, onları bir an önce yemek için öylesine mustarip, günlerdir bir salkım üzümün hayalini kurduğu o kadar belli idi ki.
Oysa üç gündür gezdiğim Elazığ köylerinde kavun tarlaları olduğu gibi bırakılmış.
Tarlalarda binlerce sapsarı kavun, pıtrak gibi.
Neden toplanmamış diyorum.
Para etmediği için toplamıyorlar, dediler.
Böyle yüzlerce tarla gördüm.
İhtimal seneye kesinlikle kavun ekmezler.
Bağlarda da aynı akıbet.
Üzümünü şaraba verenlerin bağları boş.
Biraz dindar olup da, şarapla işleri olmayanların bağları tepeden tırnağa siyah elmas gibi parlayan üzümle dolu.
Onlar da bağda bırakmışlar.
Dindarlığın açları doyurmak olduğunu unutmuşlar.
Devlet, nükleer santral projelerine yorduğu kafasını; tarım sorunu ve halkın mutluluğu konusunda yorsa idi, ne aç kalırdı ortalıkta ne açık.
Dünyada da, bizim yaşlı dedenin benzeri binlerce aç insan eylem başlattı.
Tahrir'in artçısı olup, 82 ülkeye yayıldı.
Yüzlerce genç, Londra'da bankaları bastı.
Roma'da gösterilere iki yüz bini aşkın kişi katıldı.
Küreselleşme karşıtı "kara blok" üyeleriyle, polis arasında 5 saatlik gerilla savaşı yaşandı.
Çok sayıda bina ve araç ateşe verilerek; Roma yeniden yakıldı.
Önce Arap baharı sonra "Wall Street" artçısı, bütün dünyayı etkiledi.
Pepsi Co'nun başkanı Nooyi, biraz edebiyat paralamakla, günah çıkarmaya uğraştı:
"Wall Street'de bugün protesto edilen kapitalizm değildir. Vicdanını kaybetmiş kapitalizm'dir." Kuruluşların yüzde 60-70'i vicdanlı davranır, yüzde 30-40'ının ortamı bozduğunu, bunu düzelteceklerin yine bireyler, yönetim kurulları olduğunu vurguladı.
Kendisini vicdanlı sanacak kadar bir devekuşu örneği oldu bu sözleri.
Politik ekonomi uzmanı Ziya Öniş ise:"Tek hedef zenginlikse, demokrasiye gerek yok" dedi.
Yıllarca öğrencilere başat hedef olarak, zenginlik kondu.
Hatta gençlerin dişleri, tırnakları ile kazandıkları üniversiteler, yakın çevrelerince alay konusu oldu:
"Sen bu meslekle aç kalırsın"
İdealizm öldü.
Gençlere paradan başka mutluluk sunulmadı.
Namus kavramı bile tekme vurulup, geçilecek bir değersizliğe büründü.
Batasıca bir zenginlik, insani olanı alıp götürdü.
Şimdi yeniden Rus devrimi sırasında moda olan "açların egemenliği" broşürleri hayata hâkim olacak gibi.
Kim bilir belki de açlar, dünyayı yönetmeye bile talip olabilecek.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



