Açılım sürecinin geldiği nokta hepimizin malumu. "Çözüm ve uzlaşma" yerine "kavga ve polemik" yöntemini benimseyen siyasi liderler, milletimize ümit vermekten uzak. En son, "Liderler zirvesi" adıyla, liderleri bir masa etrafında bir araya gelmeye davet eden Cumhurbaşkanı'nın bu çağrısı söz konusu liderlerce kabul görmedi. Çünkü, "hain, namert, ahlaksız, namussuz" gibi söylemlerle siyaset yapanların birbirine bakacak yüzü kalmadı.
Halk liderlerden önde. Son olarak, Reşadiye'de terör örgütünün kurduğu pusu sonucu şehit olan 7 askerimizin yakınlarının söylediklerine dikkat ettiniz mi?.. Diyorlar ki; "Ne olur bu gidişe bir son verin. Çünkü, ölenler de, öldürülenler de bu ülkenin insanı... Daha fazla canlar yanmasın, analar ağlamasın!.. Bu işe bir çözüm bulun!.."
Sayın çözüm mevkiinde bulunan yetkililer!.. O şehitlerin yakınlarına dikkat ettiniz mi? Ordulu Şehit Fatih Yonca, er maaşı olarak verilen 120 liranın 100 lirasını, bir küçük odada hayat mücadelesi veren çilekeş annesine gönderiyordu. Şimdi, o 100 lirayı gönderecek kimsesi de kalmadı. Şehit Kemal Bide'nin annesi ise oğlunun cenaze törenine lastik ayakkabısıyla gelmişti. Asker annelerinin hepsinin durumu birbirine yakın. Lütfen, bu çilekeş insanları daha fazla acı çektirmeyin, çözüm bulun.
14 Ağustos günü, TBMM'de, 2010 Bütçesi'nin tümü ile ilgili sunuş görüşmeleri vardı. En itidalli ve ağırbaşlı olması gereken Başbakan; 1920'li yıllara gidiyor, muhalefet partilerini tahrik ediyor, şahıs veya partileri muhatap alan konuşmalar yapıyordu. Kendilerinin de seçerek o mevkiye getirdikleri Meclis Başkanı, en az 10 kere "Sayın Başbakan!.. Lütfen, Genel Kurul'a hitap edin!.." uyarısı yapmak zorunda kalıyordu. Bütçe görüşmeleri 2. plana itildi. Gerilim, restleşme ve söz düellosunun hakim olduğu bir atmosfere dönüştü. TV'den bu manzarayı, evde aile olarak takip ederken, hanım dayanamadı:
"- Şunların yaptığına bak!.. Bir de ülke idare edecekler... Çocuk olsalar, kulaklarını çeker, susturursun!.. Kendilerini bile idare edecek mecalleri yok!.."
Ülkenin acil çözüm bekleyen problemleri dururken, liderlerin ağız dalaşı çekilmez hale geldi. Yetti gayrı!.. Ya çözüm getirin ya da milleti temsil sorumluluğunu taşıyamadığınız o mevkileri terk edin!..
Artık, plan, proje ve programlar konuşulmalı. Hükümet'in ve muhalefet partilerinin elinde ciddiyetle hazırlanmış, ayağı yere basan "Demokratik Açılım"la ilgili bir plan ve programları yok. Varsa, ortaya koysunlar!..
Ağustos ayında, Saadet Partisi, "Barış ve kardeşlik için gönüllü birliktelik projesi" adını verdiği bir çalışma yapmış ve "açılım"la ilgili ilk ciddi projeyi ortaya koymuştu. Akademik titizlikle hazırlanan oldukça kapsamlı ve Türkiye gerçekleriyle örtüşen bir proje idi bu. Her ne kadar, Saadet Partisi yöneticilerinin Cumhurbaşkanı ve İç İşleri Bakanı ile görüşmeleri sırasında bu projeden söz edilmişse de, yeteri kadar kamuoyuna yansımadığını görüyoruz. Sözün burasında Saadet Partisi Tanıtma Başkanlığı'na bir teklifim olacak. Bu önemli çalışmayı, bir kitapçık haline getirerek çözüm mevkiindeki tüm yetkililere ve siyasi parti temsilcilerine ulaştırsınlar. Kamuoyu da bu önemli çalışmadan yeteri kadar haberdar olsun...
Saadet Partisi'nin "açılım" projesi 3 ana başlık altında ele alınmış: 1. Sorunun çözümüne ilişkin temel yaklaşımlarımız 2. Süreçte takip edilmesi gereken usul ve yöntemler 3. Çözüm için yapılması gerekenler. Her ana başlık, madde madde ele alınmış, isabetli teşhis ve tekliflere yer verilmiş. Bir örnek olsun diye son bölümünden bir paragrafını dikkatlerinize sunmak istiyorum:
"Bu süreçte, terör örgütünün veya onunla ilintili güç odaklarının yapacağı tüm provokasyonlara karşı sağduyulu davranılmalıdır. Çünkü, bu süreçte en fazla ihtiyaç duyulan şey adalet ve merhamet esaslı KERİM DEVLET anlayışının tebarüz etmesidir."
Hükümet'in "Demokratik açılım"la ilgili programını, CHP ve MHP'nin de bu konudaki tekliflerini görmek istiyoruz. Plan, proje ve programı bulunmadan Meclis'te ağız dalaşı yapmayı samimi bulmuyorum. TBMM, milletin temsil edildiği, halkın problemlerine çözümler arandığı bir mekandır. Burasının ağırlığı ve güvenirliliği korunmalıdır... Kavga edecek ve söz düellosu yapacak olanlar, lütfen bu iş için başka mekan arasınlar. TBMM de, bu işler dışındaki asli görevini yerine getirsin. Ülkenin huzur ve barışa kavuşması buna bağlı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



