Arap dünyasını kasıp kavuran 'halk ayaklanmalarından' önce 'İsrail'in İran'ı ne zaman vuracağı' konuşulurken, Tunus'ta başlayan ve tüm Arap ülkelerinde baş gösteren isyanlarla 'İran' konusu birden bire kapandı ya da kapandığı düşünmemiz istendi. Oysa, Ortadoğu'da nereye varacağı belli olmayan mevcut çatışmaların temelinde İran'a karşı bir saldırı yatıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un "Suriye rejiminin yıkılması İsrail'in lehine" sözleri de gösteriyor ki, ABD bölgede İran'la ittifak halinde olan yönetimleri tasfiye ederek İran'a karşı saldırının temelini atıyor.
Halkına zulmeden Beşar Esad'ın beyinsizliğinden yararlanan ABD, bir yandan Suriye'de İran karşıtı Batı ile ittifak halinde bir yönetim için çalışırken, diğer yandan İran'a karşı Körfez'deki ülkeleri de silahlandırıyor. Bunun için Suudi Arabistan'a milyarlarca Dolar silah sattı Washington yönetimi. Suudi yönetimi ise yönetimde kalabilmek için İran'la savaşmayı bile göze almış. Bunun için de ABD'nin 'Şii-Sünni çatışması' planına gönülden destek veriyor.
Aynı durumda olan bir başka Körfez ülkesi ise Birleşik Arap Emirlikleri... The New York Times gazetesine göre, Abu Dabi Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed al Nahyan İran'a karşı düzenli bir ordu kurması için Eric Prince ile anlaştı.
Eric Prince ismini Irak'ta sivilleri hedef yapan katil Blackwater güvenlik şirketinden hatırlıyoruz. Amerikan yönetiminden milyar dolarlık ihalelerle Irak'ta Amerikalıların güvenliğini sağlayan şirketi Prince kurmuştu. Irak'taki işgali 'Hıristiyan-Müslüman savaşı' olarak gören Prince'in hakkında 17 Iraklının öldürülmesinden dolayı dava açılmıştı. Yanında çalışan elemanlarından birinin ifadesine göre Prince, Blackwater'ın işlediği cinayetleri ortaya dökmemesi için bir çalışanını da öldürttü. Şimdilerde ismini Xe olarak değiştiren şirket Afganistan'da da yüzlerce sivilin katledilmesi olayına da karışmıştı.
Irak ve Afganistan'dan milyarlarca Dolar para kazanan Prince, şirketi elinden çıkardıktan sonra Körfez ülkelerini silahlandırmaya başladı. Sadece silahlandırmakla kalmıyor, Abu Dabi Prensi ile yaptığı anlaşmayla İran'a karşı düzenli bir ordu da kuruyor. New York Times'a göre Prince, tamamı yabancılardan oluşan ordu için geçtiğimiz yıl Kolombiya'dan çok sayıda asker adayı getirdi. Sadece Kolombiya'dan değil, Güney Afrika'dan getirilenler de var. Olası bir İran saldırısı karşısında, ki bu şu anda ihtimal dahilinde bile değil, Kolombiyalılar BAE'yi savunacak deniliyor.
Aslında, İran'la yapılacak bir savaşta ne kadar yabancı paralı asker toplarsa toplasın BAE'nin yapabileceği birşey yok. Peki o zaman neden böyle bir orduya ihtiyaç duyuluyor? Prens Nahyan'ın yabancılardan oluşan düzenli bir ordu kurması olası bir halk isyanı karşısında kendisini savunmak için olabilir mi? Zira, aynı şeyi bugün Libya'da Kaddafi yapıyor. Afrikalılardan oluşan paralı ordusu sayesinde şu ana kadar ayakta kalabildi Kaddafi.
Gazetenin yazdığına göre, BAE için oluşturulacak paralı düzenli ordu içerisinde Müslümanların yer almayacak olması da Prens Nahyan'ın halkına duyduğu güvensizliği ortaya koyuyor. New York Times bu durumu 'Müslüman, Müslüman kardeşine kurşun sıkmaz' düşüncesiyle açıklıyor.
Öyle görünüyor ki, ister ABD karşıtı gözüksün ister ABD yanlısı, Arap ülkelerinin başındaki kral ve diktatörlerin tamamı kendi iktidarlarını korumak için şeytanla işbirliği yapabilecek kadar gözleri kararmış. Öyle olmasa, Şeyh Nahyan, Kolombiya'dan adam getirtirir miydi?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



