Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsmet İnönü'yü Hitler'e benzetmesi ile başlayan tartışma devam ederek sürüyor. Bu konuya köşe yazarları da dahil oldu. Köşemde en çarpıcı yazıyı yani Hürriyet Gazetesi Yazarı Sedat Ergin Bey'in yazısını değerlendireceğim. "Peki Başkabakan ne demişti. Bir hatırlayalım;"
Hitler'e benzeyecek bir 'siyasi figür arıyorlarsa kendi genel merkezlerindeki eski genel başkanlarının fotoğraflarına baksınlar. Orada Führer'e özenip kendine milli şef dedirtmiş genel başkanının Hitlervari bıyıklarının altından kendilerine gülümsediğini göreceklerdir, ona baksınlar." demişti.
Elbette Başbakan dahil hiç kimse İnönü'yü sevmek zorunda değil. Eğri oturup doğru konuşalım muhafazakar camiada İnönü'nün başarılı olduğu kabul edilmez. Bizim dünyaya bakışımızla İnönü'nünki zıttır. Medeniyet algılamamız da farklıdır. O nedenle İnönü'den hazzedilmez. Belkide eleştirilerimizde haksız da olabiliriz. Duygusal da davranıyor olabiliriz. Bu kaydı düştükten sonra Sedat Ergin'in yazısına dönelim. Bakın ne yazmış Sedat Ergin:
"Galiba bütün mesele tarihimize nasıl bakacağımız meselesinde düğümleniyor. Bu yalnızca Türkiye'nin değil, hemen hemen her ülkenin tarihiyle yüzleşirken karşılaştığı bir sınav. Büyük tarihi şahsiyetler yaptıkları büyük işlerin yanı sıra özellikle bugünün ölçüleriyle baktığımızda vicdanen kabul edemeyeceğimiz, tepki duyacağımız bir dizi vahim hatalarla da karşımıza çıkıyorlar.
Hepsini bir bütünlük içinde gören, olayları yaşandığı dönemin koşullarını da göz gönünde bulundurarak yerli yerine oturtan objektif bir bakış geliştirmemiz gerekiyor. O zaman Hitler'e benzettiğiniz kişinin milli mücadelenin en önemli kahramanlarından biri olduğunu, Lozan Antlaşması'na imza attığını, ülkeyi İkinci Dünya Savaşı'na girmekten koruduğunu, Hitler'in Türkiye'yi savaşta bir sıçrama tahtası yapma taleplerine direndiğini, ayrıca çokpartili demokrasiye geçiş kararı aldığını da unutmamamız gerekiyor. Bu anlamda Başbakan Erdoğan'ın İsmet İnönü'nün tarihteki rolünün değerlendirilmesinde adil olmak gibi bir kaygı taşımadığı anlaşılıyor.
Bu noktada, kendisini sevse de sevmese de ülkenin tarihi sembollerine, eleştiri hakkından feragat etmeden saygılı davranmak yükümlülüğü vardır bir Başbakan'ın.
İlkokulda hocalarından İstiklal Savaşı'nda zaferle çıkılan iki meydan muharebesine İnönü'nün adının verildiğini öğrenen çocuklar, akşam televizyonda Başbakan'ın bu kahramanı Hitler'e benzettiğini duyduklarında ne düşüneceklerdir? Kafaları karışmayacak mıdır?" diyerek Başbakan'ı eleştirmiş.
Tamam tarihi şahsiyetlere saygı duyalım Sayın Ergin. Peki siz Abdulhamit'e saygı duyuyor musunuz ? Çökme arefesinde olan Osmanlı'yı 33 yıl ayakta tutmayı başarmış siyonistlere, emperyalistlere, işbirlikçi İttihatçılara direnmiş Sultan Abdulhamit'e saygı duyuyor musunuz? Siz köşenizde Abdulhamit Kızıl Sultan değildir yazabilir misiniz? Siz bu konuda bir yazı kaleme alın ben buradan sizden özür dileyeceğim. Tarihin objektif bir biçimde ve kendi şartlarında değerlendirilmesi gerekir diyorsunuz. Peki siz Abdulhamit Han'ı objektif mi değerlendiriyorsunuz? Peki neden gazetelerinizde diktacı, zalim diye tanıtıyorsunuz. Peki bizim çocuklarımız Abdulhamit Han'ı Kızıl Sultan olarak tanırlarsa siz üzülür müsünüz? Lütfen samimi olalım. Gelin siz de biz de objektif olalım yada subjektif algılamımız sürsün. Kimsede kimseye kızmasın.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



