ABD Savunma Bakanı Leon Panetta'nın son olarak Wall Street Journal'a verdiği demeç, ister istemez ABD'nin İran politikasının ipuçlarını da ortaya koyar niteliktedir. Panetta demecinde, ABD'nin İran'ın gizli nükleer tesislerini vurmak için yeterli konvansiyonel bombalara sahip olmadığını ve hâlâ daha güçlü bomba geliştirme çalışmalarını sürdürmekte olduğunu belirterek bir nevi müdahale için hazırlıkların daha sona ermediğinin ipuçlarını veriyor gibi.
Bilindiği üzere, geçen yıl Kasım ayında ABD Hava Kuvvetleri sözcüsü Jack Miller, yer altı tesislerini ortadan kaldırabilecek 15-ton ağır bombalar teslim aldıklarını belirtmişti. Massive Ordnance Penetrators (MOP), olarak adlandırılan bu bombaların B-2 ağır bombardıman uçaklarıyla kullanılması ve İran'ın nükleer programının çökertilmesi düşünülüyordu. Son yapılan açıklamalarda ise, bu bombaların Kum kentinin kuzeydoğusunda yer alan dağlık bölgede, daha sağlam ve korunaklı bir yerde inşa edilmekte olan nükleer tesisi ortadan kaldırmak için pek yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
İran'ın Fordo'daki nükleer programını sona erdirmek için bu bombaların yeterli olmadığını belirten ABD yetkilileri, bu sefer petrol ambargosu ile İran'ı ekonomik olarak çökertme yoluna gitmektedir. İsrail hükümeti ise İran'da geç kalmamak için ABD'nin bir an önce harekete geçmesi gerektiği konusunda ikna savaşı vermektedir. ABD yönetimi ise Amerika'daki mevcut ekonomik başarısızlık ve vergi sorununun hâlâ çözülememesi, işsizlik, vergi yükü yüzünden çareyi yurt dışı yatırımlarında gören ABD şirketlerinin durumu gibi birçok sorun ile cebelleşirken, Obama'nın başkanlık seçiminden başarıyla çıkmasını İran konusunda atılacak adımlara bağlamışa benzemektedir.
Hatırlanacağı üzere, 1953'te Mosaddık'ın İran'da iktidardan uzaklaştırılması, Şah yönetiminden sonra 1979'da ABD ile yaşanan rehine krizi, Körfez savaşı, Irak savaşı, 2002'de George W.Bush'un İran'ı şeytan üçgenine üye olmakla suçlaması gibi iki ülke arasında süregelen antagonizmin (düşmanlık) nasıl ve ne zaman sonuçlanacağı merak konusudur. Bilinen o ki, Obama'nın başkanlık koltuğunu koruyabilmek için önündeki en güçlü çıkış yolu İran gözükmektedir.
Zaten Amerikan kamuoyu da yavaş yavaş bu sözde soruna odaklanıyor gibi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon da, İran'ı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına uyması konusunda uyararak, üç artı üç formülünü (Almanya, İngiltere, Fransa ve Rusya, Çin, ABD) ortaya atmaktadır. Ban Ki-moon, bundan başka alternatifin çözüm yolunda atılacak adımlarda pek fayda getirmeyeceğini ifade etmektedir. Uluslar arası Atom Enerjisi (IAEA) başkanı Yukiya Amano'nun Davos'ta yaptığı çarpıcı açıklamada ise, İran'ın şu anda nükleer silah yapabilecek kapasitede olmadığını ama gelecekte ne olacağını şimdiden kestirmenin güç olacağını ifade etmesi bile, İran'ın masumiyetini ortaya koymaya yetmektedir.
Bütün bu gelişmeler, ister istemez Saddam Rejimi dönemi Irak'ta, Batı'nın benzer uygulamaları göz önüne gelmektedir. O dönemde de, Irak için mangalda kül bırakmayan Batı, Irak'ı işgal ettikten sonra ise hiçbir suç unsuruna rastlamaması dikkat çekiciydi. İran, ısrarla barış amaçlı nükleer enerji tesisi kurmakta olduğunu belirtmesine ve bunun da en yetkili uluslar arası yetkili ağızlar tarafından doğrulanmasına rağmen, İran'ı vurmak için fırsat kollayan ve gerçekleri kulak ardı eden, Batı ve Obama yönetiminin asıl amacının İran'daki petrol ve doğalgaz rezervlerinin olduğu bir gerçektir. İran ,8'lik mevcut doğal gaz ile Rusya'dan sonra dünyanın ikinci en büyük doğal gaz rezervine sahip bir ülkedir. Bundan başka, Fars şehri, Hürmüz Boğazının şeritlerinde ve Hazar Denizi civarında daha ortaya çıkarılmamış büyük rezervlere sahip olduğu da bilinmektedir. Ayrıca İran, şimdiye kadar tespit edilmiş petrol rezervine sahip bir ülkedir. Batı için önemli can damarı olan doğal gaz ve petrol konusunda ciddi rezervlere sahip olan İran'ın, sürekli olarak Batı ve ABD gündemini işgal etmesinin en önemli nedeni budur. Batı, Irak'ta da benzer çalışmalar yapmak suretiyle, dünya kamuoyunu da yanlış bilgilendirerek amacına ulaşmıştı. Irak'tan sonra Libya'da ortaya konan senaryo şu anda İran üzerinde denenmeye çalışılmaktadır. Eğer İran, Libya veya Irak gibi sınırlı bir güce sahip olmuş olsaydı Batı'nın müdahalesi çoktan gerçekleşirdi. Batı, tüm dünyayı meşgul eden İran'ın nükleer enerji konusunu insanlık için bir melodram malzemesi olarak kullanmaya çalışmaktadır. İran'dan da en az zararla, en büyük imtiyazlar elde edebilme konusunda büyük sabırsızlık örneği vermektedir. İran'daki doğal gaz ve petrolü nasıl ele geçirebileceği konusunu ise şu anda tarot falına baktırarak çözüm bulmaya çalışmaktadır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



