Ümraniye soruşturmasının arka planında Amerika olduğuna dair bilgiler artıyor. Bu konuda açıklama yapanların soruşturmaya, gözaltılara ve tutuklamalara alkış tutan taraftarı olmaları fevkalade önemli. Son açıklama ve yorumları yapanların söyledikleri, sanki çok 'özel' bilgilere sahip olduklarına işaret ediyor.
Hepsinin son değerlendirmesi aynı: Amerika, Türkiye'nin kendi hak ve menfaatlerine ilişkin yapacağı değerlendirmelerle Rusya, İran ve hatta Çin ile daha yakın ilişkiler kurmak istemesinden fevkalade rahatsızmış. Kendi hak ve menfaatlerinin Amerika'dan tamamen bağımsız olarak değerlendirmeye başlayacak olan bir Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki Barzani-Talabani yapılanmasına da karşı çıkacağını düşünüyormuş.
Salı günü bu köşede ele aldığımız bu değerlendirmelere son iki günde yeni unsurlar eklenmeye başladı. Buna göre Amerika'nın özellikle rahatsız olduğu emekli genelkurmay başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu imiş. Sebebi de Kıvrıkoğlu'nun, kendi döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin rotasını Amerika'dan bağımsız hale getirmesiymiş.
O dönemde Amerikan Silahlı Kuvvetleri'nde görev yapmakta olan ve bir kısmı da Türkiye uzmanı sıfatını taşıyan personelin çeşitli dergilerde Kıvrıkoğlu'nun başındaki Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Amerika'nın Ortadoğu'daki kirli projelerine destek olmayacak kadar bağımsız hareket etme eğiliminde olduğuna dair yazılar yazdıklarını da biliyoruz. Meğerse o yazılar tesadüf değilmiş ve uzman birilerinin kendi başlarına yazdıkları değerlendirmeler hiç değilmiş.
Kıvrıkoğlu'nun o dönemde Türkiye'nin PKK ile mücadelesini askeri alanda başarıyla sonuçlandırdığını; PKK'ya yardım ve destekte ısrar eden Hafız Esat yönetimini Ekim 1998 kriziyle devre dışı bıraktığını; Abdullah Öcalan'dan dolayı Yunanistan'ı epeyce sıkıştırdığını ve daha 1997 Ocak ayında Rumların Rusya Federasyonu'na sipariş vermeleriyle başlayan S-300 krizini çok başarılı bir şekilde yürüttüğünü ve takındığı kararlı tutumla bu füzelerin Kıbrıs'a yerleştirilmesine izin vermediğini de biliyoruz.
Demek ki bütün bunlardan dolayı Amerika çok rahatsız olmuş ve şimdi bu son soruşturma ile intikam alıyor. Eğer bunlar doğruysa veya bunların binde birinde doğruluk varsa, o zaman Türkiye'deki rejime demokrasi demek epeyce zordur. Ayrıca bütün bunlar doğruysa, soruşturmanın iki ana amaca hizmet eder hale getirildiğini söylemek mümkündür.
Birincisi ve yaygın bir kanaat olarak halk arasında yerleşmiş olanı soruşturmadaki gözaltıların gündem değiştirme amaçlı olduğuydu. Bunun bütün unsurlarını gördük. Geçen yıl Kıbrıs'ta Rum-Yunan milli çıkarları doğrultusunda varılan uzlaşmaların ve anlaşmaların olduğu her gün kamuoyunda tanınmış isimler gözaltına alınmıştı.
Bu defa Gazze gündemi, Kıbrıs'ta muhtemel bir nihai anlaşma ve en önemlisi de ekonomik kriz örtbas ediliyor olmalıdır. Gazze'deki vahşetin artarak devam etmesi ile Türkiye'deki gözaltı dalgası aynı zamana denk geldi. Belki de ilk kez - muhtemelen Bosna savaşından bu yana ilk defa - Türk kamuoyu bütün siyasi açılımlarıyla ve samimi bir şekilde Filistin halkının yanında olduğunu gösteriyordu. O birlikteliğin İsrail'i ve Amerika'yı rahatsız etmemesi düşünülemez.
Öte yandan kriz haberleri de gündem saptırmaya rağmen artan bir oranda toplum üzerinde etkili olmaya başladı. Mesela Kasım ayı sanayi üretimindeki düşüşün rekor sevilere tırmanması, imalat sanayi endeksinin beklentilerin çok daha altına inmesi ve kapasite kullanımı oranının ise 2001 krizini aratacak şekilde dibe vurması haberleri gözaltılar sayesinde unutturuldu mu dersiniz? Belki...
Ama gelen haberler o derece kötü ki, hepsini birden unutturmak mümkün değil. Örneğin geçen aylarda işçilerini ücretsiz tatile çıkaran Türkiye'nin en büyük otomotiv fabrikaları ve tekstil işletmeleri şimdilerde o işçilerin büyük bir kısmını işten çıkardıklarını açıklamaya başladılar. Birbiri ardına binlerce işçi sokağa salıveriliyor. Bu haberleri nasıl gizleyecekler acaba?
Bütün bunlar toplumda yaygın bir kanaat idi. Yaygın olan bir başka kanaat ise gözaltıların intikam duygusu ile yapıldığı yönündeydi. Ama kimin intikamı olduğu pek belli değildi. Öyle anlaşılıyor ki, intikam Atlantik ötesinden geliyor. Buradakiler ise sadece uygulayıcı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




