Edebiyatın coğrafyası

Kentler vardır, kendilerine yapıştırılmış bir nitelikle anılırlar. Oysa bu yapıştırılmış niteliğin dışında, onun kimliğini tanımlayan diğer nitelikleri geri planda kalmıştır. Bir türlü, asıl ona yakışan niteliği öne çıkamaz. Bazı kentler de kendilerine yakışan niteliklerden ikincil durumda olan birini benimser ya da öylece kabullenir. Bu yüzden tereddütlü bir hali yaşar.

Maraş, benim “kahramanlığı” “tahtında müstetir” diye nitelediğim sıfatıyla “Kahramanmaraş”, kendine doğal olarak yakışan niteliğiyle “şiir”in, eş deyişle, edebiyatın coğrafyasıdır. Resmi adlandırmayla “Şiirin ve Edebiyatın Başkenti” niteliği ona tam anlamıyla oturmaktadır. İsmail Habib Sevük, Maraş’ın coğrafyasını maddi yönüyle görmüş, bu coğrafyanın maneviliği setreden, gizleyen yönünü pek fark edememiştir. Sözgelimi, kenti betimlerken (1930’lu yıllar itibariyle), içinden geçen ve üstündeki köprüyle bilinen “Kanlıdere”’nin, kenti iki yakaya ayırdığını söyler. Ve sadece kentin kuzeyine düşen mahallesiyle güneyine düşen mahallesinin, arada bir Kanlıdere’nin iki yakasında birbirlerine sapan taşı atarak cebelleştiklerini belirtir. Yani “Bayazıtlılar” ile “Dulkadirliler” arasında sürüp geldiğini sandığı bir çekişmeyi, Maraş’a hamletmek eğiliminde gözükür. Nurullah Ataç ise, Abarabaşı (halk arasındaki söyleyişle “İt Tepesi”)’ndan bakarak minareleri sayıp, “adam olmaz bu kent” yollu bir yargıda bulunur ki, coğrafyasının maddi görünüşüne bile dikkat edememiştir. Tanpınar “Beş Şehir”inde, daha çok “Maraşlı” metaforu temelinde, Maraş’ın manevi yönünü ima ederken, Necip Fazıl, mesela “Tohum”da, onun manevi dünyasını içten terennüme yönelir.

Güneyden Maraş’a baktığınızda, sırtını Ahır (Ahir) Dağı’na yaslamış ve kendini dağ ile bütünleştirip sükûna durmuş haldeki yüceliğini ifşa eder. Ahır Dağı’ndan güneye, Amik Ovası’nın başlayıp uzandığı ovası, ufkunuzu alabildiğine genişletir, derinleştirir ve içinizde bir kartal süzülüşüyle uçmakta olduğunuz duygusu devinmeye başlar. Fakat, Maraş, coğrafyasıyla bile kendini setretme, gizleme halinde görünse de, hemen sırrını size aktarma iştiyakıyla, isteğiyle belirir. Onun için, Maraş’a dışarıdan gelen, mesela, devlet memurları orada kendilerini yerleşik halde bulurlar.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın üçüncüsünü düzenlediği Kitap Fuarı, Maraş’ın kendini ifşa etmesinde ve gelen konukların onun “sırrı”na vakıf olup kendilerini evlerinde hissetmelerine bir kapı aralamış olmaktadır. Fuar’ın “Onur Konukları” olarak şair Osman Sarı ve bendenizin kabul edilmesi, Fuar’a ev sahipliği yapan Büyükşehir Belediye Başkanlığı’yla organizasyonda emeği geçen dostların, bütün olarak Maraşlıların kadirşinaslığının bir göstergesi sayılmalıdır. Başkan Fatih Mehmet Erkoç, Kültür Müdürü Cevdet Kabakçı başta olmak üzere Serdar Yakar ve adlarını burada zikretme imkânı bulamadığım dostlara şükranlarımı sunuyorum.

Benim için hoş anıların ve duyguların uyanarak yaşanmasına vesile olan “Erdem Bayazıt Anadolu Lisesi” öğrencileriyle buluşma imkânı sağlayan Edebiyat hocası Erdoğan Aydoğan ile okul müdürü Hayri bey ve diğer hocalarımıza özellikle teşekkür etmek zevktir.  

Öte yandan, yıllardır görmediğim dost ve sınıf arkadaşlarımla karşılaşmak, Fuar’ın bereketi hanesine yazılması gereken hoşluklar ve güzellikler arasındadır. Ne yazık, zaman darlığı nedeniyle, mesela rahmetli İncimez abinin mekânına uğrayamayışım, bazı değerli dostları ziyaretten mahrum kalışım üzüntüm oldu. Bağışlanmayı umuyorum.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR