Televizyonların tahribat bombası: Diziler

Özel televizyonların hayatımıza girmesi, ahlakı, maneviyatı ve milli değerleri yok etmeye ant içmiş dizilerin de gündemimizi belirlemesine yol açtı. Bir zamanlar TRT 1’in yayınladığı Brezilya dizileri formatındaki yapımlar, birer birer özel televizyonların ekranlarına gelmeye başladı. 

Aşkı, sevdayı başrole alan bu dizileri kaleme alan senaristler, reytingin dibini bulacak nitelikte farklı formları kullanarak, insanlarımızın zihinlerinde kara delikler açmaya neden oldular. Bu dizilerin tek derdi, reytingdi. Zaten izlenmeyen, müşteri bulamayan diziler, birkaç bölüm yayınlandıktan sonra ekranlardan kaldırılıyordu. Dizilerde oynayanlar ise kendilerine yeni payeler biçerek, magazin programlarına transfer oluyordu. 

Sinemanın ustalarından bir isim, dizilerde oynayan ve kendilerine onulmaz payeler biçen oyuncularla ilgili şunları söylüyor: “Şimdi bakıyorum da bazı gençler bir dizide oynadıktan sonra yanına yaklaşılmıyor. Çok ‘mühim’ oyuncu... Dizilerde oyunculuk yapılmaz. Suya yazı yazmak gibidir. Bir baksınlar, Türkiye’de ve dünyada hangi yıldız oyuncunun çıkışında televizyon dizisi vardır? Televizyon dizilerinde sanat yoktur, sadece eğlence vardır. Bu şartları elbette biliyorum ama dizilerde boy gösterince oyuncu olduklarını sanıp çaka satanlara laf ediyorum. Bunun yanı sıra okumuyorlar. Kitabı geçtim, gazete bile okumuyorlar. Bunları onları küçümsediğimden söylemiyorum, sadece kendilerini geliştirmek için yeterince çaba harcamadıklarından yana eleştiriyorum.”

Türk sinemasının Yeşilçam’dan yönlendirildiği dönemde yılda 200-250 film çekilirdi. Bu filmlerde oynayanlar, magazinel nitelikte tüm yaşantılarıyla birlikte insanımızın gözünün içine girmezlerdi. 

Ama bugün ekranlara gelen dizilerde, birlikte yaşama kültürü, reyting hanelerini dolduracak türlü ahlaksızlıklar senaristlerin kalemlerinden kan damlayacak şekilde kullanılıyor. 

İzle… İzle… İzle… Ve tüket…

Başka hiçbir şeye yaramayan bir dizi kültürü… 

Milli ve manevi değerlerimizi ele alan, ahlakı önceleyen, insanların zihinlerini doğruya, güzele ve hakkaniyete iletebilecek bir yapım ara ki bulasınız. 

Bütün bunları yapması gereken televizyon kanalı ise TRT olmalı. TRT, elindeki devasa imkânları, elektrik faturalarından zoraki kesilen paraları, çarçur etmemeli. Milli ve manevi değerleri ortaya koyacak, medeniyet projelerimizi bir bir hayata geçirecek nitelikte ve güzellikte yapımları ekranlarına getirecek bir yayın mantalitesini uygulayabilmeli. 

Bu hususta lokomotif olması gereken TRT, ne yapıyor peki? Hiçbir şey… 

Laf olsun, torba dolsun kabilinden programlarla, sadece Diriliş Ertuğrul’a yaslanan birkaç yapımla, ekranlarını doldurmaya çalışıyor. Böylesine devasa imkânlar, özel televizyonların elinde olsa, kim bilir neler yapılırdı?

Lütfen sabun köpüğü yapımlarla, dizilerle ve medeniyet değerlerimizi çöpe atacak kimlikte ürünlerle bizim hayallerimizi perişan etmeyin. 

Lütfen, milli ve manevi değerlerimizi önceleyecek güzellikte, hakkaniyetimizi, ahlakımızı ve Türk aile yapısını deforme etmeyen yapımları formatlayın. 

Sırtınızda Türk milletinin çok büyük ahını taşıyorsunuz. 

İki cihan server-i Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) buyuruyor ki, “Bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltiniz, dilinizle düzeltiniz, kalbinizle buğzediniz. Kalbinizle buğzetmeniz imanın en düşük derecesidir.”

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


.
.

Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR