İki Çift Söz…

MAKALEYİ DİNLE

30 Ekim 2016 Pazar günü yapılan Saadet partisi Büyük Kongresinde halef ve selef başkanlar birer konuşma yaptılar. Beni en çok etkileyen ve zihnimde kalan her ikisinden birer cümleyi alarak bunun üzerinde düşüncelerimi nakletmek istiyorum.

Halef Genel Başkan muhterem Temel Karamollaoğlu Türkiye ekonomisini obeziteye benzeterek, “genişliyor, büyüyor fakat o derecede güçsüzleşiyor.” dedi. Hakikaten ne kadar doğru bir tespit olduğunu yaşayarak fark ediyoruz.  Bugünkü gelir dağılımının adaletsizliği, enflasyonun önlenememesi, cari açığın büyümesi, dış ve iç borcun rekor düzeylere çıkması, ücretlerdeki dengesizlik ve bütün bunlar Temel Beyin ne kadar doğru teşhis koyduğunu ortaya koyuyor. Buna göre tedavisini de en iyi şekilde kendisinin yapacağını gösteriyor. Çünkü kendileri devlet planlamada görev yapmış, Milli Görüş misyonu içerisinde adil düzen olgusunu özümsemiş, denk bütçe, havuz sistemi, enflasyonu aşağı çekme, çalışanların hakkını misli ile verme ve bütün bu icraatların içinden gelmiş birisi olarak teşhislerini ve tedavilerinin ne kadar mükemmel olacağını bize her haliyle ispatlıyor. Yani ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Selef Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın şu sözleri unutulur gibi değil, bilakis beyinlerde yankı yapacak ve çok şeyleri çağrıştıracak nitelikte idi. Şöyle ki; 

“Biz İran’a gittik diye İran’cı olduk, alevi olduk, Suriye’ye gittik diye Esad’cı olduk. Soruyorum Allah aşkına; İran alevi de dostluğundan vazgeçemediğiniz İsrail Sünni mi!? İran alevi de Stratejik ortağınız ABD sünni mi!? İran alevi de girme uğruna manevi değerlerimizden vazgeçerek kanunları ona göre değiştirdiğiniz AB Sünni mi!?” diyerek herkesi derin bir düşünceye sevk etmiştir.

Evet, bütün bunlara bakıldığında hakikati ve gerçekleri görmenin zamanı gelmedi mi? Siyonizm’in emelleri uğruna Büyük İsrail Projesi’ni gerçekleştirmek için önlerinde iki büyük engel vardı. Birisi İran, diğeri Türkiye! İran engelini ortadan kaldırmak için Irak’a saldırtıp sekiz sene savaştırdılar. Ve İran’ı bertaraf edemediler. Diğer taraftan Türkiye’yi zayıflatmak ve etkisiz duruma getirmek için PKK’yı örgütleyip saldırttılar. Otuz beş senedir bunda da şükür ki muvaffak olamadılar. O zaman senaryonun son perdesinin oynaması gerekiyordu. Bunu da bugünlerde oynamaya çalışıyorlar. Nasıl mı?

İki denemede de başarısız olunca son kozları olarak alevi Sünni çatışması çıkarmak ve İran’la Türkiye’yi birbirine düşürmek suretiyle amaçlarına ulaşmak için son güçlerini ortaya koyuyorlar.

Peki, biz ne yapmalıyız? Sayın Cumhurbaşkanımız hamasi nutukları yüksek perdeden yapmak yerine biraz diplomatik dil kullansa. Ses tonunu iyi ayarlasa! Geçmişe bakıp, örnek alacağı, bir zamanlar kendisinin de lideri olan Erbakan Hoca ne yapmıştı? Ona bakarak tavır geliştirse. 

Merhum Hocamız Başbakanlığı esnasında ABD büyükelçisi kendisine gelerek altı maddelik tavsiye sunmuştu. Bunların ikisi şöyle idi; Bir, İran’la ticaretinizi sınırlı tutunuz. İki, İran’ı ziyaret etmeyiniz. Bunun karşısında merhum Hocamız ilk yurt dışı ziyaretini İran’a yaptı. Ve İran’la ticaret hacmini 2 milyar dolardan 20 milyar dolara çıkardı. Bunun üzerine hiç de hamasi nutuklar atmadı ve hiçbir yerde konu bile etmedi. İcraat konuşmaktan daha evladır. Sayın Cumhurbaşkanımız, zatı aliniz de bu metodu uygularsanız ülkemiz menfaati için yerinde bir karar olacaktır. 

Ülkemizi bölmek ve parçalamak isteyen dâhili ve harici düşmanların şerrinden muhafaza etsin diye Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Vesselam.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR