Rabbimizin vaadi var: “Böyle gitmeyecek”

BM, ABD, AB, NATO ve IMF’yi yönlendirip, etkileyebilen ırkçı emperyalizm/Siyonizm giderek azgınlaşıyor. Geçmişte iki kez büyük fesatları nedeni ile büyük azaplarla cezalandırılmışlardı. (İsra, 4-7). Kıyamete kadar kendilerini cezalandıracak kavimlerle onlara azap edeceğini Rabbimiz yeminle buyurmuş (Araf, 167). Umarız ki, bu azap “Mehmetçik” eliyle olur. Bu sözlerimiz /eleştirilerimiz ‘anti semitizmle’ ilgili değil, anti Siyonizm’le ilgilidir. Çünkü biz, her Yahudi’nin Siyonist olmadığını da, her Siyonist’in de Yahudi olmadığını biliyoruz. Bu gerçeği geçenlerde ABD Başkan Yardımcısı Biden açıkça söylemiş. “Ben Siyonist’im, Siyonist olmak için Yahudi olmak gerekmiyor.” Tevrat’ın tahrifiyle ortaya çıkan Siyonizm ideolojisini, fesat odağını, çılgınlığını iyi tanımak zorundayız. Allah (C.C.) rahmet eylesin Erbakan Hocamız bunun üzerinde ne kadar durur, bu tehlikeyi anlatmaya çalışırdı. Bizler bile konuyu çok abartılı buluyorduk. Günümüzde yaşadığımız olaylar, hocamın ferasetini, basiretini, bugün daha iyi gösteriyor. Düşman tanınmadan, onunla mücadele nasıl olabilir?

Büyük savaşlar, ihtilaller, darbeler, partiler, ideolojiler, sömürüler… Tüm ifsad olaylarının ve görüşlerinin arkasında bu mikrop, bu şeytan var. Bir de İngiliz şeytanı. İnsan ve cin şeytanların şerrinden Rabbimize sığınırız. (Nas, 6) Tevrat’ı İncil’i tahrif edenler, Hıristiyanları üç mezhebe ayıranlar (Pavlos), kendilerinden başka tüm insanların özellikle biz Müslümanların en büyük düşmanı onlar. Kur’an’ı, sünneti tahrife çalışanlar onlar. Lozan projesi onların. Sultan 2. Abdülhamit Han’ı tahttan indiren, Osmanlı’yı parçalayan/parçalatan onlar. Bize laikliği, ulusalcılığı hediye eden onlar. 1980 darbesi, Kudüs mitingini müteakip yapılmıştır. 28 Şubat’ın arka planında yine o vardı, 15 Temmuz’un da bir Siyonist proje olduğu artık görülebiliyor... Yüz yıldan sonra yeniden başımıza üşüşüyorlar. Eskiden gizliydi, gizleniyordu. Şimdilerde artık ortada ve açıkça küstahlaşıp, azgınlaşıyor. Yine, işte Kudüs’te Mescid-i Aksa’mızda ezanı bile yasaklamak cüretindeler. Kudüs’ümüzü, Mescid-i Aksa’mızı, Halilürrahman’ımızı işgal altında tutmuyorlar mı? Mescid-i Aksa’nın altını gözümüzün önünde oymuyorlar mı? Kirli pis postallarıyla Aksa’nın minberine çıkmadılar mı? Kudüs’ümüzü Büyük İsrail Devleti’nin başkenti ilan etmediler mi? Mübarek topraklar gözümüzün önünde işgal edilip, kirletiliyor...

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Siyonist proje değil mi? Sınırları gittikçe genişlemiyor mu?

Nil ile Fırat’ın arası kimleri ilgilendiriyor? Gazze kuşatmada/ambargoda değil mi? Sevr yeniden gündemde. Mavi Marmara’yı kim vurdu? Bütün bunlara rağmen kendi lehlerine, ülkemiz ve Mavi Marmara şehit ve mağdurları aleyhine, insanlığa, uluslararası hukuka, bizim pozitif hukukumuza da açıkça aykırı son antlaşmamızı (?!) sağlamadılar mı? Şu soruyu da soralım. Birbirimizi tekfirlerle/tekbirlerle öldürmeye çalışan/çalıştırılan mücahitlerimiz niye birbirlerini yiyorlar da, Filistin’de Kudüs’te olanları görmüyorlar/göremiyorlar. Yoksa cihat farzı Müslümanlara karşı meşru, zalimlere Siyonistlere karşı yok mu?

Her şeye rağmen, bu böyle gitmeyecek. Zulüm kalıcı değildir. Bunun böyle gitmeyeceğini, hep doğruyu söyleyen Rabbülalemin Kitabında açıkça buyurmuş (İsra, 4-8, Araf, 167). Ve hep doğruyu söyleyen, son Elçisi (S.A.V.) de sadık haberci olarak müjdeyi vermiştir, “Müslümanlar, Yahudileri yok etmedikçe kıyamet kopmayacak.” Gelecek yakındır. Mescid-i Aksa’nın Kudüs-ü Şerif’in özgürlüğünü, yaşayanlar görecek, inşallah...

Onlar azgınlaşırken, biz ne yapıyoruz? Bize düşen, Ebabil kuşlarını beklemek mi olmalı? Ya bizim sorumluluğumuz? Yahudilerin Hz. Musa’ya, “Git sen ve Rabbin düşmanlarla savaşın, biz burada oturalım” mı diyeceğiz?

Yoksa vahyin diriltici nefesi ile kıyama mı duracağız?

Sınavdayız... Haydi, yeniden dirilmeye, izzete, devlete, kurtuluşa...

ABD’de seçimi Trump kazanmış. O kim ki? Kazanan yine Siyonizm. Binici Siyonist olduktan sonra, ister file biner, ister eşeğe biner. Eşeğin de filin de dini yoktur. Siyonist’in, sadece ABD’de mi binekleri var ki?

Demokrasinin tabiatında bu var (aldatma, yalan). Seçim değil, seçtirim var. Bu oyun bozulduğunda da birileri devreye sokularak, “demokrasi oyunu”na “ayar” verilir. Yine ipler elde tutulur... Kendisi mi? Onun adı İsrail’dir. Hz. Yakup (A.S.)’un lakabıdır. İsra suresindedir. Muharref Tevrat’a dayalı “teokratik/dini” bir devlettir... Bayrağındaki iki nehir de Nil ve Fırat’tır...

Bizler ise, bu yeni fil ordusuyla “iyi geçinmek” zorunda mıyız? Acaba namazlarımızda “Fil Suresi’ni” okumak suretiyle “mübarek topraklarımızı” işgal edip, Mescid-i Aksa’mızı yıkmak isteyen, BOP’u da, Sevr’i de gündemde tutan çağımız Ebrehelerine/fil ordularına karşı sadece bu sureyi okumakla yetinerek sorumluluktan kurtulabilecek miyiz? Eğer Allah-u Teâlâ’nın yardımını alabilirsek, bizi kim yenebilir? O’nun yardımını alamazsak bizi kim kurtarabilir? “Allah kuluna kâfi değil mi?” (Zümer, 36) “Veli, vekil, nasir olarak Allah yeter. O, ne güzel vekil, ne güzel yardımcıdır” (Nisa, 45)

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


Anket

Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?


YÜKLENİYOR