Değerler ve farklar – 1

Kadim/evvel Rabbülalemin (C.C.) her şeyi “kün” emriyle yarattı. Zaman, mekân, melek, cin, insan, hayvan her şeyi… Yaratmakta da eşi, benzeri, dengi, yardımcısı, ortağı olmayan Allah-u Teâlâ yarattığı şeylerden bir kısmını ötekilerine üstün kılmıştır. Daha önemli ve değerli kılmıştır. Söz, hüküm, egemenlik (rububiyet, ulûhiyet, mabudiyet) O’nun. O dilediğini yapar, dilediğini seçer... Biz Müslümanlara da ezeldeki sözümüz gibi “Lebbeyk! İşittik, itaat ettik, şahitleriz” demek düşer. Kulluğumuz da bunu gerektiriyor. Başka bir ifadeyle, O’nun önemsediği, değer verdiği, seçtiği şeylere saygı göstermek durumundayız. Önemsemediği, değer vermediği şeylere de o şekilde bakmak konumunda, durumundayız. Çünkü biz O’na teslim olmuş Müslümanlardanız, elhamdülillah... Yaratılanların bunu aykırı değerlendirmelerinin bizim için hiçbir değeri yoktur, olamaz, olmamalı... Hatta önem derecesine bile dikkat etmeliyiz. Allah ve Resulü bir şeyde, konuda söz söylediyse, biz Müslümanlar için o konuda söz söyleme hakkı, haddi ve yetkisi yoktur, olmamalı... Yoksa başkalarını/yaratıkları “rab/ilah, mabut” edinme, böylece şirke düşme tehlikemiz ortaya çıkabilir. Allah’ın değerleri karşısında, insanın değer üretmesi hakkı var mı? Haddine mi?

İşte bu noktada bizim “değerlerimiz ile Batı’nın değerleri(!) birbirinden ayrılmış, fotoğraf, kimlik farklılıkları, kültür ve medeniyet farklılıkları daha iyi ortaya çıkmış olur. Başka bir ifadeyle Yaratanın (vahyin) değerleri ile yaratılanların (heva/sanal) değerleri, farkı anlaşılmış olur. Bu, bir bakıma medeniyet farklarının da resmi olur. Birkaç örnek verelim:

Biz Müslümanlar için en değerli, en önemli iki nimet, emanet, Kur’an ve sünnet, ilahi kaynaklı tüm suhuflar, kitaplar çok değerli ve önemlidir. En sonuncusu Kur’an, öncekilerin anlamlarını hükümlerini, hakikatlerini de kapsayan, bir kısmını nesheden, yürürlükten kaldıran “tamamlanmış nimettir” (Maide, 3).

Biz tevhitteyiz, onlar dalalette, küfürde, şirkte, teslisteler. Ulûhiyet, nübüvvet inançlarımız tamamen farklıdır. Biz, kitap ve sünnetteki tüm hükümleri önemli ve değerli kabul edip hepsini ayırt etmeksizin benimseriz... Batılılar böyle mi? Onlar Kur’an’ı inkâr ediyorlar. Kendi kitaplarını da tahrif ettiler. 1980’lerde ülkemizde bulunan Barnabas İncili nedense ortadan kaybettirildi; açıklanırsa Batı âlemi Müslüman olabilir...

Biz, ilk insan ilk peygamberden son Peygambere kadar gönderilen tüm peygamberlere, ayrım yapmaksızın inanıp saygı gösteririz. Peygamberler arasında da derecelendirmeye inanırız. Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. isa, Hz. Muhammed (A.S.) Ulul’azim olanlardandır. Batılılar böyle mi?

Yahudiler Hz. İsa’yı da Hz. Muhammed’i de inkâr ediyorlar, Hıristiyanlar da Hz. Musa’yı, Hz. Muhammed’i (S.A.V.) inkâr ediyorlar. Her iki grup da hem peygamberleri, hem kitapları bölüyorlar.

Biz Müslümanlar için haftada en önemli gün Cuma’dır. Yahudilerde Cumartesi, Hıristiyanlarda Pazar’dır. Onlar için bugünler tatildir. Peki, bizde niye ikisi de tatil? %1’i bile bulmayan azınlığın hatırı, %99’dan daha mı çok değerli? Niçin? Neden? Devlet, rejim kimin? Egemenlik kimde?

*Bizim için takvim kameri takvimdir. Onlar içinse güneş takvimidir (Hıristiyanların Gregoryan Takvimi). Kameri takvim İslam takvimidir. Güneş takvimi/Miladi Takvim Hıristiyanların takvimidir. Arada on günlük fark vardır. Bizim ibadetlerimizde oruç, bayram, namaz Hicri Takvim’e göredir...

Bizim bayram günlerimiz ile onların bayram günleri farklıdır. Noel vs. Ve biz onların Noel’ini kutlarız. Onlar bizim bayramlarımızı kutlamazlar...

Bizim için en önemli ve değerli şehirler; Mekke, Medine, Kudüs ve El-Halil’dir. Onlar için yalnızca Kudüs’tür.

Bizim için en değerli mescitler Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’dır. Onlar için yalnızca Mescid-i Aksa’dır (Süleyman Mabedi’dir).

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


.
.

Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR