Son salâ, Halep

Kaç kez okundu insanlığın salâsı bu âlemde, kaç kez yaşayan ölülere döndük elemle, zalimler var oldukça hep var olacak mazlumlar ve her defasında insanlık için okundu salâlar. Doğu’da, Batı’da, Kuzey’de ve Güney’de her kim var ise zulme karşı sessiz kalmış, her kim var ise zalimden yana olmuş, her kim var ise gönlü taş kesilmiş ve her kim var ise mazlumu dine, dile, mezhebe ve ırka göre ayırmış, hepsi için okundu salâlar. Nasıl ki daha öncesinde Bosna’da Srebrenitsa’da Çeçenistan’da insanlık ölmüştü ise, şuanda yine insanlık ölüyor; Irak’ta, Yemen’de, Suriye’de Myanmar’da ve mazlumun olduğu her yerde insanlık için okunuyor salâlar. 

Ölenlere ağlanmasın zira mazlum olarak ölene müjde var. Bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar her kim öldü ise bilsinler ki mazluma müjde var. Ölenlere okunmasın artık salâlar zira salâsı okunması gereken yürüyen ölüler var. Salâsı okunması gereken, insanı diri tutan haysiyetini kaybetmiş milyarlarca ölü var. Ölenlere okunmasın salâlar; zira onlar mazlum şehitler, giderken hem insanlığın öldüğüne şahit oldular hem de müjdelere mazhar oldular. Mazlumlara ağlamayın okunmasın mazlumlar için salâlar zira onlar şehit oldular. Onlar dirilik suyundan tattılar.

Ve insanlığın son salası Halep’te okunuyor. İnsanlık varlığını Halep’te kaybediyor. Ölenlere değildir ağıtımız ancak insanlık ağıt yakılmayacak kadar bir adilikle ölüyor. Zira ağıtlar mazlumlara yakılır, ağıt ölümün şereflisine yakışır. Halep’te insanlık ölüyor. Bir avuç insana varı ile yoku ile saldırıyor zalimler. Altı yönden dehşet yağıyor insanlığın başına, Halep’te Halepliler değil, Halep’te Antepliler, Edirneliler, Bosnalılar, Bağdatlılar ölüyor. Halep’te Çinliler, Fransalılar, Afrikalılar, uzak yakın bütün Doğu ve Batılılar ölüyor. İnsanlar değil, insanlık Halep’te ölüyor.

Ölen insanlar Halep’te diriliyor. Halep’ten dirilik âlemine göçüyor. Bu yüzden Halep’te insan değil insanlık ölüyor. Bir baba evladına, “Üzülme intikamımızı Allah alacak” diye seslenirken gözlerindeki öfke ile Halep’te insanlığın mezarı kazılıyor. Bir anne çıkarken enkazdan ve bir şehit olmuş miniği taşırken başka minik Halep’te söz tükeniyor ve çocukların günahsız elleri ile insanlığın mezarı kazılıyor. Annesine gülümserken bir bebek bomba düşerken damdan, kediler parçalanmış insan cesetlerini yerken, sokaklarda ağır bir ölüm kokusu hâkim olduğunda Halep’te insanlık için son mezar kazılıyor.

Tükeniyoruz. İnsanlık olarak bir yok oluşa doğru kaçarcasına koşuyoruz. İnsanlık saplantılı düşüncelere kurban ediliyor Halep’te. Bir çıkış yolu aramanın vakti geldi de geçiyor. İnsanlık hakikatten uzak düştükçe kendi kendini yok ediyor. İnsanlık insan olmak bakımdan yani mahiyeti bakımından bir olsa da, Halep’te insanlıktan çıkmış zalimler grubu insanlığa kast ediyor. Hiçbir kimse için az insan ya da çok insan diyemeyiz. İnsanın günahkârı, zalimi, haini olabilir ancak her insan kendi içerisinde insanlık taşır. Tükettiğimiz şey insanlar değil, Halep’te tükettiğimiz şey içimizde taşıdığımız insanlık.

Binlerce ah semaya yükselirken, binlerce vebal boyunlara vuruldu şimdiden Halep için. Semaya yükselen her bir ah sessiz kalan işbirlikçilerin boynuna asılı bir vebale dönüştü şimdiden. “Vebal en ağır yüktür insanoğluna ve herkes çeker vebalini er ya da geç” derken haklı imiş bilenler. Mazlumun ahı kalmaz semada, muhakkak zulme rıza gösterenlere yük olarak iner ahlar dünyaya. Halep’te ölenlerin ahı insanlığımızı yok eden bir tufan gibi sardı benliğimizi. Sessizlik bize ar olarak yetecek, adımız arsızlık olarak tarihe düşecek. İnsanlığın öldüğü yerde ne ar kalır ne hayâ ne can kalır ne ahlâk… Halep’te insanın kıymetlisi insanlık ölüyor.

Sözün bitti yeri geçeli epey zaman oldu. Söz söyleme sanatı artık kendini olayın dışında tutma alışkanlığına döndü. Halep aha şurası, bir vatan toprağı bir solukta elimizin ulaşacağı, atımızın soluklanacağı, dedemizin ebedi istirahatgâhı… Halep’te olan bizi bir başka ilgilendiriyor. Zira Halep ile olan bağımızın, coğrafi konumumuz acıyı daha da hissettiriyor anlamaz dimağlara, Halep bizi başka ilgilendiriyor Halep demek Ankara demek Halep demek İstanbul demek Halep demek Trabzon demek… Nice dostlar nice hatıralar var Halep’te, Halep demek Anadolu demek… 

Sosyal medyadaki bağrışmalar bizleri azade edemeyecek kadar naif kalıyor bu vebalden. Kendisi ağlamayıp da ağlayıcılar tutan ikiyüzlü insanlar gibiyiz hepimiz. Ağlamamız gerek başkaları değil çünkü ölen insana değil insanlığa ağlaşmamız gerekiyor.  Ölen içimizde ki insanlık, ölen bizi biz yapan kıymet, ölen bizde var olduğu umudunu günden güne kaybettiğimiz güzellikler ve ünsiyet.

İnsanlığın son salâsı hangi mabetten okunsun? Salâyı hangi okuyucu hangi dilde okusun? İnsanlık topyekûn Halep’te ölürken yürüyen ölülere hangi diri salâ okusun? Yahut bırakalım sanatçılar ölen insanlığın salâsını ölümün dehşeti ile atılan son çığlıklarla bestelesin. Ve son salâyı Halep’in semalarında uçak sesleri arasında çocuklar çığlıklarla okusun…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR