Değerler Ve Farklar - 2

Bizim kıblemiz Beytullah’tır (Kâbe), onlarınki başkadır.

Biz ülkemizde dinler bahçesi kurarız. Onlar bizim camilerimizi tahriple ezanı engellemekteler...

* Bizim yolumuz İslam/tarik-i müstakimdir. Onlarınki Hıristiyanlıkla Yahudiliktir.

* Biz hayatı/dini bir bütün olarak algılarız. Onlar bölüp parçalar.

* Bizim dinimiz Hak din, onlarınki Batıl dinlerdir. Bizim için Hira, Nur, Safa, Merve, Sina, Zeytin dağları önemli ve değerlidir. Ya onlar için?

* Bize göre hürriyet/özgürlük Hakk’a teslimiyettedir. Onlara göre isyan ve inkâr hakkıdır. Bizdeki hakların bir kısmı onlarda yasaktır. Onların hak saydıkları birçok şey bizde haramdır. Hak ölçülerimiz, tanımlarımız farklı...

* Bizde zekât var, infak var; onlarda faiz, sömürü var...

* Bizde paylaşım, dayanışma ahlakı vardır. Onlar bencildirler. Sınıflaşma esası var.

* Bizde adalet, doğruluk, merhamet; onlarda zulüm, sömürü, bencillik... Aynılık yok, benzerlik bile yok. Hep farklılıklar var. Kısaca, biz başka bir kimlikte/yolda, dindeyiz. Onlar başka yollarda/kimliklerde ve uygarlıklardalar.

* Biz hidayette/istikamette/tarik-i müstakim üzerindeyiz. Onlar ise dalalette, küfür ve şirkteler...

* Biz ıslah edicileriz, onlar ise ifsad ediciler... Bizim Batı’dan alacağımız ilaç yok. Tam tersine bizim ilaçlarımızı bizim de, Batılıların da kullanmaya ihtiyaçları var. Ne var ki, onlar ilaç diye bize zehirlerini süslü ambalajlarla sunabiliyor. Bizim ilaçlarımızı da zehirli gösterebiliyorlar. Bunu bize bile kabul ettirebildiler.

Lozan’la ümmet bedenimiz parçalandı, ruhumuzsa esir edildi. Ancak İslam egemenliğinde/medeniyetinde farklı kimlikler, kendi kimlikleriyle barış içinde ve bir arada yaşayabilirler. Gerek Yahudiler, gerekse Hıristiyanlar bu müsamahadan yoksun olup, ötekini yok etmeye çalışırlar. İspanya/Endülüs, Balkanlar, Ortadoğu, Kudüs buna ibret verici canlı örneklerdendir.

Osmanlı’dan, Osmanlıcadan bizde bile yıkılmayan eserlerden başka ne kaldı? Bizde bile Osmanlıca yok, ama İngilizce? Olmazsa olmazlardan değil mi? Laiklik gibi...

Latinceye mecbur muyuz? Osmanlıca niye olmazsa olmaz değil de İngilizce niye birçok konuda, unvanda olmazsa olmazlardan?!

Hıristiyan kilisede, Yahudi havrada evlenebilir, evleniyor. Peki, biz Müslümanlar neden nikâh sözleşmemizi camide/müftülükte yaptıramıyoruz?

Bu ülke kimin? Milletin mi? Millet kim? Hani demokrasi? AB’yi, laikliği referanduma götürsünler. Kendi ürettikleri değerlere (demokrasi, hürriyet) bile saygısı olmayanların bizim kutsal değerlerimize saygısı nasıl olabilir? Yok işte, gördük görüyoruz...

Birçok ülkenin meclisinde İncil ve Tevrat üzerine yeminler yapılıyorken niçin TBMM’de seçilenler Allah adına veya Kur’an adına yemin edemiyorlar?

Niçin her düşünceye/görüşe temsil hakkı var da İslam adıyla bir partiye izin yok?

Niçin her şey tartışılabiliyor da “laiklik” tartışılamıyor? Kim getirdi, kimler Anayasa’ya koydu? Bir partinin (CHP) ilkeleri nasıl oluyor da Anayasa’nın değişmezlerinden olabiliyor? Mutabakat, uzlaşma seslerini duyuyor, gibiyiz. Bu ilke getirilirken millete soruldu mu? Mutabakat arandı mı? Şimdi neden demokrasi gereği olarak referandum yöntemiyle laiklik, AB gibi temel konular millete götürül/e/müyor? İktidar görüntüsü ile oyalanıyoruz.  

* Allah-u Teâlâ’nın ilkeleri, kriterleri bizim, AB’nin kriterleri onların...

* 200 yıldır yol değiştirmeye, kimlik değiştirmeye, onlara benzemeye çalışıyoruz.

* Ya kendimiz olmaya dönmek ya da yok olmak tercihiyle karşı karşıyayız. Kendimiz olmaktan başka çare ve yol yoktur. Vesselam…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR