Efendimizin izinde

Anadolu Gençlik Derneğimizin her yıl düzenleyerek geleneksel bir hale getirdiği “Efendimizin İzinde Siyer-i Nebi Yarışması” bu yıl her zamankinden daha fazla teveccüh görmüş olmalı ki içinde dini terimler ve eylemler barındıran hiçbir faaliyete tahammülü olmayanların çok daha fazla ilgilerini çekmesine sebep oldu. Öyle ilgilerini çekti ki bu faaliyet karşısında, kimi zaman güldüren, kimi zaman şaşırtan, kimi zaman da kızdıran bir takım eylemler ortaya koymaktan kendilerini alıkoyamadılar.

İlgili bakanlıktan gerekli izinler alınarak okullara açılan tanıtım ve kayıt stantlarındaki derneğimiz gönüllülerini sözle taciz etmeleri, aynı şekilde stantlara “Okulumuzda AGD’lilere yer yok” tarzında afişler asmaları, işi daha da ileriye götürerek, bazı illerde yarışmaya ilişkin bilgi verilen afişlerin asılı olduğu otobüsleri basıp “Bunlar Işidçidir, sizden topladıkları paralarla insanları öldürüyorlar” iftiraları atarken bir yandan da afişleri yırtmaları ve sol eğilimi olduğu bilinen bazı yayın organlarının, artık hepimizin alıştığı “Gerici dernek” yaftaları!...

Bazıları yıllardır duymaya zaten alıştığımız hakaret ve iftiralardı. Ama bazıları, kurulduğu tarihten bu yana hiçbir çıkar ilişkisi içine girmemiş, hiçbir menfaat içeren grubun taraftarı olmamış, kimsenin sırtından nemalanmaya çalışmamış ve memlekette yaşanan hiçbir olaya karışıp da bir kardeşini incitmeyip burnunu bile kanatmamış olan bir dava için karşısında durulması gereken karalamalardı.

Asıl tahammülsüzlükleri pek çok kişi ve kuruluşun yılbaşı eğlencelerine hazırlandığı bir zaman diliminde, okullarda, bilbordlarda, radyo ve televizyonlarda, toplu taşıma araçlarında Allah Rasulü Aleyhissalatü vesselamın adının yayılması ve gençlere ulaşarak O’nun anlatılmasıydı!

Asıl tahammülsüzlükleri rezilliğin ve ahlaksızlığın artık ilkokullara kadar düştüğü bir toplumda geleceğin büyükleri çocuklara tertemiz bir hayatın sahibinin gösterilmesiydi!

Asıl dayanamadıkları şey içki, zina ve uyuşturucu bataklığında kendilerini kaybeden, kendilerine seçtikleri rol modellerle gidecekleri yönü tayin edemeyip yanlış yolları tercih eden ve yaptıkları pek çok şeyin yanlış olduğunu bile fark edemeyen liseli gençlere, asıl örnek alınacak, yolundan gidilirse kurtuluşa erilecek bir şahsiyetin tanıtılmasıydı!

Öyle ya dinden, imandan uzak, ahlak ve maneviyattan yoksun, anne baba hakkı bilmeyen, komşu ve arkadaş hukuku gözetmeyen, eline bir kez Kur’an almayıp başını bir kez secdeye koymamış olan, kendilerini sürekli olarak gözetleyerek her yaptıkları hareketi takip edip kayıtlara geçen ilahi kameraların varlığından bîhaber olan ve ahiret inancıyla yapıp edeceklerini ölçüp tartma ihtiyacı duymayan bir nesil oluşturmak için çabalayanlar, böylesi bir faaliyete neden rıza göstersin ki? Elbette göstermezler. Çağlar boyunca göstermemişler, kıyamete kadar da göstermeyecekler.

Gelinen bu noktada AGD’li gençlere düşen çok büyük bir vazife vardır. Mademki bu faaliyet böylesi ses getirdi, mademki kendilerince kötülük yaptıklarını sanarak daha fazla reklamımızı yaptılar, o halde biz de bu yarışmayı sadece bu tarihlerde yapılan, birkaç altın ve birkaç kitap hediye edilip bir sonraki yıla kadar rafa kaldırılan bir çalışma olmaktan çıkaralım.

Evet, bu yarışma, hiç tanımayan gençleri Allah Rasulü ile tanıştırmak, tanıyanların ise diyaloğunu artırmak için bir sebeptir, bir vesiledir. Bundan sonra ise asıl yapılması gereken o gençlerin elini hiç bırakmayıp onlara her fırsatta Allah Rasulünün imanını aşılamak ve yarışmaya verdiğimiz isme riayet ederek onları Efendimizin izinden götürmek için çabalamak olmalıdır.

Bunun içinde de elbette önce Anadolu Gençlik Derneğinin her bir ferdi, tüm hayatları boyunca Allah Rasulünü örnek almak, özellikle de bu çalışmayı yürütürken O’nun izinde olduğunu, kendisine O’nu rehber edindiğini hâl ve tavırlarıyla, giyim kuşamlarıyla, konuşma ve kurduğu diyaloglarla insanlara hissettirmek durumundadır.

“Bize tanıtmak istediğin kişiyi sen tanıyor musun sanki” cümlesine maruz kalmamak için önce kendisi Efendisinin izinde gitmek zorundadır. Ömrü boyunca kendini, Allah Rasulünün yolundan alıkoyan her türlü sebepten kurtulmak için çabalamalı ve bu hayattaki en büyük gayesi olarak, ne raporlar ne eğitimler ne kamplar ve hatta ne Yeni Bir Dünya… İlk önce ve her şeyden ziyade Efendisinin razı olacağı bir insan olabilmek şeklinde belirlemeli, O’nu razı ederse Rabbini razı edeceğini ve zaten Hocasının da ömrünü bu yola adadığını bilmelidir!

Omuzlarındaki yükün, yaptığı çalışmanın zorluğu ve maliyetinden daha büyük olduğunu anlamak zorundadır. “Sen bu çalışmayı neden yaptın” diye sorulduğunda “Benim adımı mı kullandın yoksa gerçekten yaymak mıydı amacın” dendiğinde vereceği cevabı kalbinde şimdiden hazırlamak ve “Kendim Senin yolundaydım, yolunda olmanın gereğini uyguluyordum ve yolunda olmayanları da Seninle tanıştırmak için bu faaliyete gönüllü oldum ya Rasulallah” diyebilecek bir hayatı yaşamalıdır!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder


.
.

Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR