Maktüle ağlayan katil

Bu haftaki yazımızda da yine elem, yine acı yine keder var. Maalesef ki hep böyle gelmiş böyle gidiyor. İnşallah temennimiz odur ki böyle gelmiş ama bundan sonra böyle gitmesin.

Halk hikâyelerinde anlatılır, hatta filmlere bile konu olmuştur. Katil öldürdüğü maktulün cenazesine gelir, cenaze sahipleri ile birlikte ağlar, sözüm ona kederlenir. Hatta namazını kılar. Mezarına da toprak atar. 

Beşiktaş’ta yaşanan elim hadise de bana bunu çağrıştırıyor. Katillerin her zaman arkasında duran, onlara maddi ve manevi her türlü desteği veren esas katilin kendileri şimdi Beşiktaş’a gelerek çelenk koyup bizimle beraber ağlar görünüyorlar. Bahsettiğimiz hikâyede olduğu gibi.

Peki ama biz bu sahneleri yeni mi yaşıyoruz!? Yıllardır aynı sahneleri defaatle yaşadık. Ne hazindir ki bu ve buna benzer olayların faillerini biz besledik. Biz büyüttük. Hatta nanik yapmalarına bile göz yumduk. Açılım uğruna teröristlerin hendek kazmalarına, yığınak yapmalarına müsaade ettik. Terör örgütlerini besleyen Avrupalılarla dostluğumuzu en üst düzeyde sürdürmeye çalışıyoruz. Hatta birliklerine almadıkları için de çok kızıyoruz!.. İsrail ile yeni anlaşmalar yaptık. ABD ile dostluğumuz ve müttefikliğimiz yıllardır devam etmektedir. Hal böyle olunca bizim de şehitlerin arkasından gözyaşımız dinmek bilmiyor. Bunlara verilen önemin yarısını İslam ülkeleri için gösterseydik, merhum Erbakan Hocamızın tavsiyelerine biraz kulak verseydik bütün bunlar yaşanmayacaktı. Üstelik Suriye’nin bu hale gelmesi, IŞİD gibi bir terör örgütünün ortaya çıkması, milyonlarca insanın mülteci durumuna gelmesi iktidarın dış politikadaki beceriksizliğindendir.

Biz bu durumdan neden vazgeçemiyoruz? Bunun iki tane önemli sebebi var. Birincisi ekonomik bağımsızlığımızın olmaması! İkincisi ise savunma sanayimizin olmaması. Bunlar olmadığı için de ne ABD’den ne de Avrupa’dan vazgeçemiyoruz. İktidar öz benliğine yani Milli Görüş’e dönmüş olsa idi, alternatif olarak İslam Birliği, İslam Savunma Sanayi, İslam Ortak Pazarı gibi konuları gündeme getirip bu hususta gerekli adımları atarak söz konusu ekonomik bağımsızlık ve savunma sanayi sorunlarımızı çözmüş olurduk.

İşte bütün bunlar yaşanırken, bir de ülkede başkanlık sistemi oyalaması ile gündem oluşturup gerçek gündemi toplumdan uzak tutmaya çalışıyorsunuz. Başkanlık sistemi dediğiniz husus bize göre ülkenin bekası ve geleceği için düşünülmüş bir durum değil, aksine kişiye münhasır bir sistem oluşturma gayretlerinden başka bir şey değildir. 

Bendeniz ayağının önünü göremeyen birisi olarak bütün bu gerçekleri açıkça, alenen görmeme rağmen, yöneticiler, etkili ve yetkili insanlar bunu neden göremiyorlar!? 

Temennim odur ki, Yüce Mevla’m akıl, şuur, basiret ihsan etsin. Vesselam.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR