Düşünmek tek başınadır

Bugün yine Mehmet Şevket Eygi hocam gibi konuşacağım. Ardışık duyguların insanı olacağım anlayacağınız. Başımıza gelen şeyler, işin başında yaptığımız hatalardan kaynaklanıyor. İlk düğmeyi yanlış iliklediğimiz için sonuna kadar yanlışı sürdürmüşüz. İslam dünyasının herhangi bir coğrafyasındaki perişanlık iki Müslüman’ın birbiriyle ilişkisinden çok da bağımsız değil. Niye böyleyiz abiler, neden yediğimiz hiçbir şey yaramıyor acaba? En yakın çevremizden başlamak üzere ortaya koymaya çalışalım:

Bir; “Başınıza gelen şeyler kendi ellerinizle yaptıklarınızdan dolayıdır” (Şura-30) ayetini kimse üzerine almıyor. Başımıza gelen her şeye uygun bir müsebbip bulmadan rahat edemiyoruz.

İki; Kendimizi merkez edindiğimizi kendimizden saklıyoruz. Masum ve iyi bir insan olduğumuz konusunda kendimizi ikna etmeye çalışıyoruz.

Üç; Müslüman Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olmak istiyor, fakat ne kadar uğraşsa da bunu başaramadığı zamanlarda yaşıyor. 

Dört: Devletlerin ahlakı ve zafiyetleri bireylerin ahlak ve zafiyetlerinden hiç farklılık arz etmiyor. Devletler milletlere milletler devletlere kötü örnek oluyor.

Beş; Amel iman uyuşmazlığı çelişkiyi, tezadı ve de tersine davranmayı normalleştirmenin de ötesine geçerek kutsallaştırdı.

Altı; Bir dernekte, vakıfta veya oluşumda en yakınındaki insanlarla bile geçinemeyen insanların büyük hedeflere talip olmaları inandırıcılığını yitirmiştir. 

Yedi; Teoriden pratiğe geçiş bulamayan hiçbir iddia hayatiyet imkânı bulup da gelecek vaat edemez. Bal kavanozunu yalamayı bal yeme zannetme avuntusudur her şey.

Sekiz; Küçük hesapların insanıyız. Büyük düşüncelerimizin inandırıcılığı yok bu yüzden. Yapıp ettiklerimizle dünyayı kıyamete zorluyoruz. O kadar alamete rağmen dünya hiç oralı değil. 

Dokuz: Çare üretmektense kurtarıcı beklemek her zaman hem daha az yorucu, hem masrafsızdır. Mehdiyi bekleye bekleye uykusu gelip hayatın orta yerine sızan insanlara benziyoruz.

On; Öz nefislerimizin zalimleriyiz. Kendimizi geleceğe istifleyip duruyoruz. Bu yüzden kimse istifini bozmuyor. Yeryüzü geniş, lakin ufkumuz dar. Hicret uzak bir düşüncenin adıdır artık, gidip de gelinmeyen.

Dünya denilen ibadet etme kurumunun içinden görevini hakkıyla ifa etmiş bir insan olarak emekli olabilirsek bahtiyar olma hakkını elimizde bulundurabiliriz elbet. Dünyada hakkaniyetli kul olabilmenin yolu kalabalığa karışmamaktır. 

Kalabalıklar hafızaya oturarak kafayı karıştırırlar. Fizyolojik güdüler içinizin duvarlarını yumruklayıp kapınıza dayanır. 

Koca bir milletin istikbaliyle oynayacak kafası ve kalbi yarım yamalak, insanlıktan ikmale kalmış bir varlığa dönüşürsünüz. 

İnsan yalnız yaratılmıştır, düşünebilsin diye. Düşünmek tek başınadır. Yan destekçilerini saymazsak yaşamak da öyledir, tek başına. 

Ölmenin başka biçimde vuku bulması eylemidir yaşamak. Kaşla göz arasında bir yerde cereyan eder. Ya gözlerinizi açarsınız, ya da kaparsınız gözlerinizi.

Kişiliği iyi bina edilmiş, karakteri muhkem biçimde örülmüş bir kişi tek başına devlet demektir. 

O iyi bir temele dayanırsa toplum ve insanlık da iyi bir geleceğe doğru yürür. Yapıp ettiklerimize müsebbip bulma telaşından kurtulmuş oluruz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR