Suriye İç Savaşında Yeni Bir Kördüğüm: Halep

İstanbul’daki terör saldırısı sonrası ikinci şok Halep’te yaşandı. Üstü üste gelen ve aslında birbirinin tamamlayıcısı niteliğinde olan bu gelişmeler Türkiye ve bölge açısından yeni, çetin bir sürece işaret ediyor. Bu süreç, hiç kuşkusuz bir çok gelişmeye ve sürprize de gebe. Öncelikle bunun bilinmesinde fayda var.

Şu an bölgede yaşananlar daha fazla masumun kanının akıtılmaması için atılan bir adımın sonucu. Fakat göründüğü kadarıyla bu ateşkes de çok büyük bir mana ifade etmiyor. Nitekim bu yazının kaleme alındığı dakikalarda doğu Halep bölgesinde sağlanan ateşkes, Esad rejimi ordusu ve İran komutasındaki Şii vb. milisler tarafından ihlal edilmiş durumda. Sivillerin tahliyesi sürecinde kuşatma altındaki bölgenin ağır silahlarla vurulmaya başlanması, ateşkes sonrası açısından da üç aşağı beş yukarı bir fikir veriyor. 

İlk fırsatta ihlal edilen, dolayısıyla fazlasıyla kırılgan bir ateşkes üzerine barış tesisi mümkün değil. Bir diğer ifadeyle, kan ve gözyaşı üzerine inşa edilmeye çalışılan hiç bir zaferin gerçek mana da bir barış tesis etmediği tarihi tecrübe ile sabit. Ayrıca, Halep burada her ne kadar Suriye iç savaşında önemli bir kırılma noktası olsa da, başlı başına devam savaşın sonucunu belirleyici bir adrese tekabül etmiyor. Dolayısıyla bu savaşın kazanan ve kaybedenleri henüz belli değil. Bu hususun da altını önemle çizmemiz gerekiyor.

BOP’un Önündeki Bir Kale Daha Düştü 

Bu kapsamda, yeri gelmişken şu tespitlerimizi bir kez daha tekrarlamakta fayda var: Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) tıkır tıkır işlemeye devam ediyor. Bu kapsamda Halep, ABD’nin BOP’taki hedefine ulaşmak için kurduğu yeni ortaklıklar ve politikanın işlediğini gösteriyor. Halep ile birlikte bölgede “PYD/PKK Kürdistanı”nın ve yine BOP’ta öngörülen “Sünni Arap Devleti”nin önü açılmış durumda. Bu çerçevede, önümüzdeki günlerde Esad’ın ve ona destek verenlerin katkısıyla ilk olarak “Kuzey Suriye”deki yeni “devlet” yapılanmasının adı konulacak gibi görünüyor.

Bunların dışında, hiç kimse “Eski Suriye”yi beklemesin. Halep, “Yeni Suriye” inşa sürecini hızlandırıcı sinsi planın kanlı bir parçası ve Esad burada kaybedenlerin başında geliyor. Halep’i Esad-rejim güçlerinin almadığını cümle alem biliyor. Halep, şu an için kirli bir koalisyonun kontrolünde. Dolayısıyla, burada Esad’ın bir zaferi söz konusu değil. Esad, sadece ve sadece kendisine biçilen yeni role uygun davranıyor. 

Halep ile kazandığını zanneden bazı İslam ülkeleri de aslında kaybediyor ve BOP’ta öngörülen “İslam iç savaşı”na odun taşıyorlar. Halep’te yapılan katliamlar, insanlık dışı uygulamalar İslam dünyasının kendi içinde bir hesaplaşmanın önünü açmaya aday. Dolayısıyla bu tehlikenin görülüp bir an önce tedbir alınmasında fayda var. Aksi takdirde “duygusal kopuş” denilen mayınlı ifade burada da yerini alması kaçınılmaz.

Sıra “Son Kale”de mi?

Meselenin Türkiye boyutuna gelince... Türkiye’nin süreçte yalnız bir aktör olduğu Halep ile bir kez daha tescil edilmiştir. Halep noktasında yaşanan gelişmeler, aralarında ciddi manada çıkar çatışması bulunan ülkelerin mevzu Türkiye olduğunda rahatlıkla birleşebileceklerini bir kez daha göstermiştir.  Halep, böylesi bir mutabakatın sonucudur!

Türkiye’nin geliştirdiği işbirliklerinde, eskisi-yenisi boyutuyla, güven sorunu devam etmektedir. Eğer Türkiye hızlı bir şekilde hareket edemez ise, Suriye’deki varlığı da ciddi manada sorgulanmaya başlanacak ve akabinde bulunduğu yeri terke zorlanacaktır. 

Burada süreci hızlandırıcı gelişme olarak da karşımıza, yukarıda kısmen zikrettiğimiz “Kuzey Suriye” merkezli; önce özerk, sonrasında ise tamamen bağımsızlığı hedeflenen “PYD/PKK Devleti” çıkmaktadır. Görünen o ki, Esad ve müttefikleri Kuzey Suriye karşılığında Halep’i almış görünmektedir. Yani, ortada kirli bir pazarlık söz konusudur!

Sıra, şimdi bunu Türkiye’ye kabul ettirmeye gelmiş görünmektedir. Dolayısıyla, Ortadoğu ve İslam dünyasına girişte “Şişenin Tıpası” rolünü oynamayı reddettiği için bugün içeriden ve dışarından her türlü operasyonun hedefi konumunda olan Türkiye’ye yönelik baskılar ve saldırıların daha da artacağa bir dönem söz konusu gibi. 

Diğer taraftan, Suriye-Irak merkezli gelişmelerin ortak hedefi Türkiye olmakla birlikte, bu yapılanmaların tek hedefinin Türkiye olmadığı da açıktır. Türkiye sonrası sıranın Rusya-İran ikilisine geleceği açıktır. Bu bağlamda, kirli savaşın son adreslerinden biri olan Halep’in bu türden kirli-kaygan ittifaklara zemin hazırladığının ve burada test edildiğinin de altını çizmek gerekir.

Sonuç olarak ifade etmek gerekirse: Oyun daha bitmedi, devam ediyor. O yüzden hiç kimse büyük hayaller kapılmasın. Çünkü son sözü söyleyecek olanlar daha sözlerini söylemedi. Türkiye ve coğrafya bu hataya bir kez daha düşmeyecektir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Prof. Dr. M.Seyfettin Erol - Mesaj Gönder


Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR