Duygulara Yenik Toplumlar

MAKALEYİ DİNLE

Sağlıklı bir ortam ve dönemde değiliz ne yazık ki. Yıllardır dünyamızı kuşatan duygu dalgaları altındayız. Hamaset artık insan boyutunu da aştı. Dalgalarla savrulunuluyor.

Dalgalar geçince bir önceki unutuluyor. Yenisi kuşatıyor. Bu kadar yoğun yaşanan yanılsatıcıkların, heyecanların ardından aynı tuzağa düşülüyor.

Özellikle sanal ile görsel medya çok etkili. İnsanlığın üzerine ağan haberlerin sağlıklı olup olmadığına bakılmıyor. Medyada kendilerini öne çıkarmak adına kimi isimler dalgalara katkı sağlıyor. Sonuçlarını düşünmeden. Bu kimseler kendi geçmişlerine ve yaptıklarına, konuşup yazdıklarına bir kerecik olsun bakmalılar. Kendilerini tartmalılar.

Reel politika ile yıllardır tutturulan yolların ne kadar sakat olduğu ortada. Atılan olumlu ve önemli adımlar bir bakılıyor ki ters yüz oluyor. Ters yöne yol alınıyor.

Kişi ve olgular üzerine nefret oluşturuluyor. Türkiye bir Suriye bataklığına sokuldu. Kendilerini kahraman sanan ya da büyük işler başaracaklarını umanlar o bataklıkta debelenip duruyorlar. Ne yazık ki aynı tutumlarını sürdürüyorlar. Suriye bataklığının başımıza ne işler açtığı ortada. Orada ölen insanlar, sürgün olanlar, açlığa terk edilenler, evsiz barksız olanlar, koca kadim kentlerimizin yerle bir olmaları hâlâ akılları başlarına getirmemiş bulunuyor.

Her dönem dalgasının bir gerekçesi var. Anımsayalım: Irak’ta Saddam. Şia değildi, Sünni Arap’tı. Irak ne oldu, kaç parçalı. O dönemin medyasını, aydınlarını anımsıyorum. Irak’a özgürlük ve demokrasi gelecekti! Nasıl da öfke kusuyorlardı. Saddam gitti milyonlarca insan öldü, kentler yıkıldı. Sonuç?

Afganistan’da gerekçe el-Kaide idi. Demokrasi ve özgürlük gelecekti! Yıkım ve ölümler sürüyor… Sonuç?

Kaddafi hedef alındığında Şia ve benzeri bir durum söz konusu değildi. Zalim kral olduğu, sarayları ve haremi merkeze alındı. Kaddafi alaşağı edildi. Halkı perişan Avrupa kapılarında sürünüyor. Akdeniz’den Avrupa’ya geçerken boğuluyorlar. Libya üç parçalı. Petrolüne İtalyanlar ile Fransızlar el koydu. Afrika’daki devletler sahipsiz kaldı. Çünkü Kaddafi onlara yardım ediyordu. Türkiye’nin muhafazakâr ve hamaset ustası kalemşorları ne düşünürler? Mısır, Sisi ile Amerika ve İsrail güdümünde. Sonuç?

Sıra Suriye’de. Vahamet ortada. Gerekçe Şia, Eset ve İran… Suriye emperyalizmin güdümünde olunca çok mu iyi ve hayırlı sonuçlar alınacak? Ölen yüzbinler, yok olan kentler, boşaltılan Suriye… Kimin işine yarayacak. Bundan en çok da mutlu olacak olan İsrail. Şimdi, Türkiye ile İran vuruşturulmak ve yeni bir bataklığa sürüklenilmek isteniyor. Bu kör hamasi duygulular atacağı bir adımın sonucunu bile bilmiyor düşünmüyor, düşünmek istemiyor. Çünkü onlar hamasetten besleniyorlar.

Türkiye ile İran bir savaşa sürüklenirse ne Türkiye, ne İran kalır? Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail çatışmasından medet umuluyor. Bu nasıl akıl ve nasıl bir mantık. Bu akıl yoksunu kimseler bu hamaset ve bedduaları ile Şia ile İran’ın yok olacağını mı sanıyorlar ya da umuyorlar? Benzer şekilde Ehl-i Sünnet kesimi beddua ile mi yok olacak?

Suud, Yemen kentlerini yerle bir ediyor, insanlar ölüyor. Buna ses çıkarılmıyor, seviniliyor. Akan bu kadar kandan doyulmuyor mu, bu kentlerin yıkımı son bulacak mı sanılıyor? Türkiye neden bataklıklara girmeye bu kadar razı. Neden, Türkiyeli Müslümanlar kendilerini bekleyen tehlikelerin farkına varmıyorlar. Türk Kürt savaşı yetmiyormuş gibi bir de Alevi Sünni savaşı mı olsun isteniyor? Suriye savaşının bitmesinin tek yolu Türkiye ile İran işbirliğinden geçer. Başka bir yolu yok bunun. Sanki bu savaş bitmesin isteniyor.

Hem Türkiye halkı hem de İran halkı bir tuzağın içine çekiliyor. Psikolojik olarak buna hazırlanıyor. Her şey bir kıvılcıma bağlı. Bir uçağın düşürülmesine, bir bölgenin bombalanmasına. O zaman böylesi bir felaketin içinden çıkın çıkabilecek misiniz?

Rus uçağının düşürülüşü sonrasındaki hamasi duyguları bir anımsayalım. Hani Rusya’nın sonuydu onları yerle bir edecektik? Ah bu kör bakışlılar, bu hamasetten beslenen medya şovmenleri…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR