Yeni Türkiye’ye “Sağduyu Bombaları” ve “İslam İç Savaşı”

MAKALEYİ DİNLE

Terörün en temel hedeflerinden, belki de en başta geleni “sağduyu”dur. Sağduyu ortadan kaldırıldı mı, gerisi kolay. İstediğiniz operasyonu rahatlıkla “yaptırabilirsiniz”. Dikkatinizi çekiyorum;  “yapabilirsiniz” demiyorum, “yaptırabilirsiniz” diyorum. 

Çünkü, “sağduyu”yu ortadan kaldırdınız mı, gerisi çorap söküğü gibi gelir ve siz alana inmeden “birileri” bu işi sizin adınıza fazlasıyla yapar. Böylece, hem operasyon maliyetleriniz azalır hem de alanda açıkta siz görünmediğiniz için günah keçisi olmaktan kurtulursunuz. Hatta, yüzsüz bir şekilde “kurtarıcı” rolüne de soyunabilirsiniz.

Türkiye ve yakın çevresinde yürütülen oyun tam da böyle! “Birileri” son hamleyi “kurtarıcı” rolünde yapmak için ha bire Türkiye’de toplumun sağduyusunu bombalıyor. Hedef; etnik-mezhepsel fay hatları üzerinden bir iç savaş çıkartmak ve ülkeyi işgal etmek suretiyle bölmek. Aynen diğer örneklerde görüldüğü üzere...

Bu noktada medyanın çok etkin bir şekilde kullanıldığının da altını çizmek gerekir. Dikkatinizden kaçmamıştır. Bazı medya organlarında bilinçli olarak, hatta sistematik bir şekilde bol bol “duygusal kopuş tezi” işlendi. Önce, “Kürtler duygusal kopuşta” dediler, arkasından da Türkleri eklediler. 

Şimdi de, bu “duygusal kopuş zemini” üzerinden toplumun sağduyusu bombalar sonrası birtakım tepkilerin köpürtülmesi suretiyle genelleştirilmeye ve bir iç savaşa doğru sevk edilmeye çalışılıyor. 

Burada hedef, elbette sadece vatandaşın sağduyusu değil. Hedef, aynı zamanda karar alıcı mekanizmaların da sağduyusu. 

Bunun dışında hedefin sadece Türkiye’deki sağduyu olmadığını da belirtmek gerekiyor. “Coğrafyanın son sağduyu kırıntılarına” karşı da eş zamanlı bir saldırı başlatılmış durumda. O yüzden fazlasıyla dikkatli olunması gereken, soğukkanlılığı emreden hassas bir sürecin içerisinden hep birlikte geçiyoruz.

“Coğrafyanın Sağduyusu” ve “İslam İç Savaşı”

Bu mevzuyu biraz daha açmak gerekirse... Türkiye’ye yönelik hızlandırılan operasyonun tek hedefi; ülkede bir “iç savaş” değil, Türkiye üzerinden “bölgesel bir savaş”ı da başlatmak. Türkiye’siz bir bölgesel savaş ya da “İslam İç Savaşı”nın gerçekleşemeyeceğini bilen güçler, bundan dolayı Türkiye’yi eş zamanlı olarak iki savaşın içine birden çekmeye çalışıyorlar. 

Bu noktada, coğrafyanın sağduyusunu hedef alan topyekûn-eş zamanlı saldırıları da göz önünde bulundurduğumuzda, coğrafyanın sağduyusunun tahrip edilmesi üzerinden geniş kapsamlı bir bölgesel iç savaşın, daha somut bir ifadeyle, aynen Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’nde öngörüldüğü üzere “İslam’ın İç Savaşı”nın hedeflendiği ortada.

Bu bağlamda “Halep-İstanbul-Kayseri”yi birbirinden bağımsız düşünmemek gerekiyor. Birbirini tamamlayıcı bir seri saldırının (buna nokta suikastlar dâhil), daha önce de olduğu gibi, bundan sonra da devam etmesi hiç kuşkusuz sürpriz olmayacaktır. Ne de olsa “Son Haçlı Seferi”nin nihai hedefi; tüm Türk-İslam dünyasını bir Halep, Bağdat yapmak ve İstanbul’u bir kez daha “Latin İşgali”ne uğratmak!

Geçmişte Haçlı Seferleri’nin önündeki iki büyük milletin hedef alınması da bundan dolayı bir tesadüf olmasa gerek. Bombalı saldırıların arkasından DAEŞ/IŞİD değil de; PKK/TAK’ın çıkmasının asıl nedeni işte burada yatıyor. DAEŞ/IŞİD üzerinden bir “Türk-Kürt Savaşı” çıkartamayacaklarını bilen emperyalist güçler ve onların işbirlikçileri o yüzden “Selahaddin Eyyubi Ruhu” ile “Derbent Ruhu”nu hedef almış durumdalar. 

“Fatımi”nin Hatasına Düşmek!

Bunun dışında, coğrafyayı bölme noktasında yeni bir “Fatımi Devleti”ne ihtiyaç duyanların açıkçası bunda çok da fazla zorlanmadıkları görülüyor. Fatımilerin tarihte yaptığı hatanın İslam dünyasına nelere mal olduğu ortada. Ve elbette bu devletin sonu da...

Dolayısıyla, Türkiye’nin elinin tersiyle ittiği “Şişenin Tıpası Rolü”nü üstlenmeye çalışan ülke/ülkelere şunu açıkça söylemekte fayda var: Yanlış yoldasınız. Bir an önce istikametinizi doğru kıbleye çeviriniz. Aksi takdirde, o Haçlılar ile birlikte ebediyen tarihe mal olacaksınız. Bunun için tarihe bakmanız fazlasıyla yeterli olacaktır!

Bölge Türklüğü-Kürtlüğü, Arap kardeşlerimizle birlikte “Güçlü İstanbul”u inşa etme noktasında sonuna kadar kararlıdır. Sizin bombalarınız, ihanetiniz bu kardeşliği yıkamayacaktır. Bundan emin olunuz! Gelin, bu büyük “Direnç Cephesi”nin yanında sizler de yer alın ve tarihe onurlu bir şekilde geçin. 

Bunun için atılacak “adım-formül-yol haritası” (adına ne derseniz deyin), ortada. O sihirli kelime etrafında gerçek vahdeti yakalayalım. İslam iç savaşını hedefleyenlere karşı, İslam kardeşliğini, kalesini daha da güçlendirelim. İslam NATO’sunu ve BM’sini harekete geçirelim. D-8’i kâğıt üzerinde bir proje olmaktan çıkartalım! 

Daha neyi bekliyorsunuz, bir İslam iç savaşını mı? Yoksa, “başka kıblelerin” size daha fazla şeyler vaat etmesini mi? Ne zaman uyanacaksınız!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Prof. Dr. M.Seyfettin Erol - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR