Engelliler ve Manevi Rehabilitasyon

Engellilerin rehabilite edilmesi, onların topluma kazandırılması çok doğru bir düşüncedir. Ülkemizde görme engelliler için Ankara ve İstanbul’da olmak üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı iki tane görme engelliler rehabilitasyon merkezi var. Söz konusu bu rehabilitasyon merkezleri gerçek manada görme engellilere gereken eğitimleri bugüne kadar vermiş ve halen de vermeye devam etmektedir. Görme engelliler kişisel becerisinden santral operatörlüğüne,  Braille alfabesi ile okuma yazma, kişisel becerilere varana kadar birçok mesleklerde kurs görüp sertifika almak suretiyle de kendilerine iş bulmuş ve hayatlarını idame ettirmişlerdir. Bu hususa bizzat şahidiz ve takdir ediyoruz.

Lakin devletin himayesinde olmayıp da özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezleri adı altında açılan ve hemen hemen bütün il ve ilçelerimizde sayıları da bir hayli fazla olan bu kuruluşların engellilere fazla da bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Arada istisnalar olabilse de genel tablo bu özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinin devletin ekonomisine yüklenen ağır bir yükten başka bir mana ifade etmediğini düşünüyorum.

Öteden beri engellileri kendi çıkar ve menfaatleri uğruna kullanan hatta sülük gibi yapışan vicdanı da müsait kişiler, bu gibi özel eğitim rehabilitasyon merkezleri kurmak suretiyle engelliler üzerinden devleti sömürmektedirler. Aslında sıkı bir denetimle önüne geçilebilecek bu hususun takipçileri engelli sivil toplum kuruluşları olmalıdır. Hatta konu ile alakalı gerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile ve gerekse TBMM ile görüşmeler yaparak bu hususta mevzuat düzenlemeleriyle yasal yoldan gerekli adımlar atılabilir.

Peki ama, rehabilitasyonlara ihtiyaç yok mu!? Diyebilirsiniz. Elbette var. Emekli olmuş, yaşı belli bir seviyeye gelmiş engelliler için değil, asıl rehabilitasyon hayatı sağlıklı yaşarken ya terör belasından, ya da trafik gibi çeşitli kazalardan engelli durumuna gelmiş ve hayatı bundan sonra da engelli olarak yaşayacak insanlar için rehabilitasyon çok gereklidir. Çünkü bir anda sağlıklı durumdan engelli durumuna düşmek çok ağır bir travmadır. Bunu her nefis kaldıramaz. Bunun için öncelikle bu kişilere “Manevi Rehabilitasyon Eğitimi” vermek lazımdır. Yani kadere inanmanın imanın şartı olduğunu ve başına gelen bu durumun Allah’ın takdiri olduğunu, bunun sonunda sabredildiği takdirde bunda Allah’ın bir mükâfatının olacağını anlatmak gerekir. Bu manevi eğitimin verilmemesi sonucunda ise kişilerin isyan edebilecekleri, inkâra gittikleri, hayata küserek intihara kadar gidenleri bile müşahede ettik. Bunun içindir ki “Manevi Rehabilitasyon Eğitimi” çok önemlidir. 

Hele ki içinde bulunduğumuz günlerin sağlıklı toplumunun bile “Manevi Rehabilitasyon Eğitimine” ihtiyacı varken engelli toplumunun ihtiyacının olması gayet tabidir. Bu “Manevi Rehabilitasyon Eğitimi” sadece devletin değil bütün toplumun sorumluluğundaki bir meseledir. Bunun için de gerek Diyanet İşleri Başkanlığı ve gerekse İlahiyat Fakülteleri, kendini maneviyatçı addeden sivil toplum kuruluşları bu hususta yoğun ve planlı çalışmalar yapmalıdırlar. 

Yazımı, Kanuni Sultan Süleyman’ın veciz bir sözü ile bitirmek istiyorum; 

Halk içinde muteber bir nesne yok, devlet gibi, 

Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR