Kenar Mollaları

Çok az insan kriz dönemlerimde sabitkadem kalabilir. Çok az insan yıkımlar karşısında yıkılmadan durabilir. Yıkımların en acısızı zihni yıkımlar olsa gerek.  Yıllar boyu kimliklerimiz olan düşünme tarzlarımız büyük bir yıkıntı ile kaybolup gider. Kaybolan aslında ben diye işaret ettiğimiz şeyin yakın bileşenleridir. Kaybolan birincil mana örgüleridir. Her yıkım yeni bir başlangıcı beraberinde getirir. Ancak başlangıcın oluşabilmesi için yıkım öncesi, yıkım anı ve yıkım sonrasının bir ilke etrafında anlamlandırılması gerekir. Aksi durumda yıkım aslında bir mana taşıdığına inandığımız kişiliklerin manasızlıklarının ortaya çıkmasına neden olur ki bu mezkûr kişilerin sevenleri için bu bir yıkım demektir. Bu gün herhangi bir konuda belirttiği bir görüşü gerekçe göstermeksizin ve güncel olanın etkisi ile değiştirmek en hafif ifadesi ile eyyamcılıktır. Eyyamcılık kendi içerisinde ahlâksızlığı taşır. Güncel olana göre açı belirlemek eyyamcılığın en bariz göstergesidir. Olması gereken belirlenen bir ilke etrafından günceli anlamlandırmaktır. Belirlenen ilke varlığa dair ise yapılan bu anlamlandırma metafizik olur. Ve ilkelerini varlıkla irtibatlandırabilen kişiler birinci sınıf düşünürlerdir.

Bir kişinin bir fikirden/aksiyon/dava beri olduğunu ifade etmesi berinin terk ettiği fikirden daha doğru olduğu anlamına gelmez. Beri olmak psikolojik bir durumdur. Bazen meseleye dünya menfaati karışır. Bir kişinin dirilişe taalluk faaliyetler içerisine girmesi kendisinin ruhunun diri olduğuna, aklının diri olduğuna işaret etmez. Süreçlerin ilkelerden bağımsız olarak değerlendirilememesi gerekir.

Son zamanların en zalim yıkımlarından biri Halep’te işlendi. Halep’ten gelen görüntüler tartışmasız olarak bir ve ya birçok zalime işaret ediyor. Meseleyi Halep’e indirgemek Suriye meselesini okumamızda önümüzde en önemli engeldir. Suriye’nin yıkılması birçok insanın düşünme kalıplarını darmaduman etti. Bu darmaduman oluş düşünen insanların aslında düşünemedikleri sadece düşünme numarası yaptıklarını ifşaya yaradı. 

Nedir Suriye konusunda ilkelerimiz. Ya da nedir Suriye konusunda konuşurken dayandığımız öncüller? Mesela iktidarın düştüğü hataları perdeleme operasyonuna katkı sunmak mıdır? Yahut büyük mezhep savaşını planlayan Siyonizm’e bilerek ya da bilmeyerek hizmet etmek midir? Görüş sahiplerine daha doğru bir ifade ile görüş taşıyıcılarına kendilerini değerlendirebileceğimiz bir ilke seçmelerini öneriyoruz. Eğer ilkeniz insanın hayatının kutsiyeti ise ki bu en iyi ilkelerden birisidir. Ol vakit Halep’te olanlardan önce ölen insanlar için neden ağıtlar yakmanız gerekir Ölüleri taksim ediyorsanız, bu durum yoruma mecal bırakmayacak kadar yakışıksız bir davranıştır. Yok, taksim etmiyorsanız bütün Suriye’de hatta daha ileri bir yaklaşımda mazlum olarak ölen bütün insanları anmanız ve bu insanlara ağlamanız gerekir.

Eğer ilkeniz milliyetçilik ise ol vakit diğer milletler kendi milliyetçiliklerinden hareketle Suriye’de olanları değerlendirenlerinde neden yanlış yapmış olsunlar? Sizin milliyetçiliğinizin diğer milletlerin milliyetçiliğinden daha kutsal sayılmasının gerekçesi tam olarak nedir?

Eğer ilkeniz Mezhepçilik ise ol vakit İslam adına söz söyleme ahlâkınız yok demektir. İslam’da mezhebin varlıksal değil araçsal olduğunu bilmeniz gerekir. Ayrıca bu coğrafyada mezhep savaşının nelere sebep olacağını idrak etmeniz gerekir. Gerçeklik payı bulunsa bile mezhep savaşını çağrıştıracak bütün yaklaşımlardan uzak durmak elzemdir. Olası bir mezhep savaşının zemini oluşturmaya katkı sunacak bir yaklaşım içinde olmak bu dine ihanettir.

Eğer ilkeniz Türkiye’nin NATO ve benzeri emperyalist uzantılar arasındaki ilişkileri kurtarmaksa -ki bizce budur- o zaman sizi insafa davet ediyoruz. Kızılay’ın yapmış olduğu açıklamada yaralıların tamamına yakınının hava saldırısı sonucu olduğu ifade edildi. Yani Halep’i sadece yerel unsurlar değil Halep’i NATO ve uzantıları yıktı. Halep’te ölenlerin ahı evvel emirde NATO ve işbirlikçilerinin boynunadır. Ne kadar bağırırsanız bağırınız gavuru aklayamayacak sadece din kardeşinizi incitmiş olacaksınız. Nedense gavura gavur dememek düşünürlük, stratejik derinlik oldu sayenizde memlekette. Bir Yavuz bekliyorum söylemi elinde silah olan bütün insanlar dikkate alınarak kuruluyor ise belli oranda bir anlam taşıyabilir. Çünkü söz tükendi ve taraflar artık zulüm içendeler. Ancak Yavuz’un Meşru hükümdar babasına karşı giriştiği savaşta Yavuz saflarında ölenlerin hükmünü açıklamanızı istemek en doğal hakkımız olsa gerek.  Son olarak bir taksime göre; mollalar üçe ayrılır. Birincisi hakiki manada ilmi taşıyan ilim adamları ki bu kişiler ümmetin en önemlileridir. ikincisi devlette kendisine yer edinmeyi başarmış saray mollalarıdır. Üçüncüsü ise saraya henüz girememiş kenar mollalarıdır. Günceli ilkesizce savunan düşünce taşıyıcıları için kurabileceğimiz en iyimser cümle: kenar mollalarından beri olduğumuzdur.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR